Eşim Değil, Eşitimdir” “Namus Vicdandadır” “Kimse Kimsenin Sahibi Değildir”
⌈Recai Doğan⌉
Bu topraklarda bazıları ağacı sadece odun,
çiçeği sadece ot,
kadını ise sadece beden sanıyorsa…
Ben onlara insanlığı nasıl anlatayım?
Toplumsal eşitliği,
insan haklarını,
ekolojik dengeyi,
doğadaki her canlının yaşam hakkı olduğunu nasıl anlatayım?
Bizlere emanet edilen bu evrenin,
dedelerimizden miras değil,
torunlarımıza bırakacağımız bir emanet olduğunu nasıl anlatayım?
Doğayı sevmezler…
Çünkü sevgiyi bilmezler.
Toprağa basarken bile hükmetmek isterler.
Kadını sahip olunacak bir eşya gibi görür,
“namus” dedikleri baskıyı kadın bedeni üzerinden kurarlar.
Oysa namus, insanın vicdanındadır.
Bir kadının saçında, eteğinde, bedeninde değil…
Bir kadın “Benim bedenim, benim kararım” diyorsa,
orada susup dinlemeyi öğrenmek gerekir.
Çünkü hiç kimse,
bir başka insanın hayatının bekçisi değildir.
Kimse bir kadına,
nasıl yaşayacağını,
nasıl güleceğini,
nasıl giyineceğini,
kimi seveceğini dayatamaz.
İster türban takar,
ister peçe kullanır,
ister şort giyer…
Karar onundur.
Çünkü hayat onundur.
Bir insanın bedeni üzerinden ahlak kurmaya çalışanlar,
önce kendi vicdanlarına bakmalıdır.
Eğer bir kadının saçından tahrik oluyorsan,
sorun o saçta değil,
bakışındadır.
Hacı Bektaş Veli’ye rivayete göre,
“Kadıcık Ana eşiniz midir?” diye sorduklarında verdiği cevap ne kadar derindir,
“Eşim değil, eşitimdir.”
İşte mesele tam da budur…
Kadını sahiplenmek değil, yanında durabilmek.
Onu susturmak değil, sesine ses olabilmek.
Koruma adı altında baskı kurmak değil, özgürlüğüne saygı duyabilmek.
Sevgili Neşet Ertaş’ın dediği gibi,
“Kadınlar insandır, biz insanoğlu…”
Bu sözü anlayabilsek,
belki birbirimize zarar vermeyi bırakacağız.
Evet…
Bu coğrafyada hâlâ güzel insanlar var.
Belki azız…
Ama sevgi bulaşıcıdır.
Bir omuza dostça dokunmak,
bir insana sıcak bakabilmek,
ötekileştirmeden sarılabilmek…
İşte bütün değişim böyle başlıyor.
Ben bir erkek olarak,
kadınların korunmaya değil,
eşit görülmeye ihtiyacı olduğuna inanıyorum.
Çünkü hiç kimse bir başka insanın sahibi değildir.
Kimse kimseyi şartlandıramaz.
Kimse kimsenin hayatını kendi doğrularına göre biçimlendiremez.
Bu hayat kısa…
Belki seksen, belki doksan yıl…
İnsan bari kendi hayatını kendi istediği gibi yaşayabilmeli.
Kadın ve erkeğin eşit olduğuna inanan,
özgürlüğü savunan,
sevginin dilini büyütmeye çalışan bütün güzel yüreklere bin selam olsun…
Aşk ile…
Recai Doğan

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler