Cum. Tem 24th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

BİR CANA ŞAHİDİM: SAMİ KILIÇ’IN TÜRKÜSÜNDE YOLUN NEFESİ

⌈Türkan Doğan⌉

Hayatta bazı insanlarla karşılaşırsınız; onları anlatmaya kalktığınızda yalnızca yaptıklarını değil, taşıdıkları özü de anlatmanız gerekir. Sami Kılıç benim için böyle insanlardan biridir. Onu yıllardır türkü söylerken dinledim. Pir Sultan’ın deyişlerini okurken gördüm. Ama asıl tanıklığım sahnelerde değil, hayatın kendi içindedir.
Sami Kılıç’ın türkülerle kurduğu bağ bir sanatçının müziğiyle kurduğu ilişkiye benzemez. Türkü onun için söylenecek bir eser değil, yaşayış biçimidir. Yalnız kaldığında da türkü söyler. Bir ağacın altında otururken de, toprağa dokunurken de, uzaklara dalıp giderken de dudaklarında mutlaka bir deyiş dolaşır. Sanki söz, onun diline sonradan yerleşmemiştir; doğduğu günden beri yüreğinde taşımaktadır.
Bu yüzden onu dinlediğimde yalnızca güzel bir ses duymam. Anadolu’nun kadim yollarından süzülüp gelen bir nefesi hissederim. Pir Sultan’ın isyanını, turnaların hasretini, emekçinin alın terini, mazlumun sessiz direncini aynı türkünün içinde bulurum. Çünkü Sami’nin söylediği deyişler yalnızca notalardan ibaret değildir; insanın insana, doğanın insana ve insanın hakikate olan yolculuğunun sesidir.
Onun en güzel yanı ise taşıdığı masumiyettir. Günümüz dünyasında insan bazen iyiliğin ve içtenliğin hâlâ yaşayabildiğine inanmakta zorlanıyor. Sami Kılıç’a baktığımda ise bunun mümkün olduğunu görüyorum. Onun yüreğinde kibir değil tevazu, gösteriş değil samimiyet vardır. İnsanlarla kurduğu ilişki de söylediği türküler gibidir; yalın, içten ve olduğu gibi.
Belki de bu yüzden söylediği her türkü insanın gönlünde ayrı bir yer bulur. Çünkü insanlar yalnızca sesi dinlemez; o sesin içindeki dürüstlüğü, sevgiyi ve hakikati de hisseder. Bir annenin özlemini, bir işçinin gurbetini, bir yol erinin ikrarını ve bir halkın bitmeyen umudunu aynı nefeste duyabilirler.
Alevi yolunda söz emanettir. Deyiş ise yüzyılların içinden süzülüp gelen bir hikmettir. Sami Kılıç bu emaneti taşıyan, onu kirletmeden bugüne ulaştıran nadir canlardan biridir. Onun türkülerinde geçmişle bugün arasında kurulan köprü vardır; ama bundan da önemlisi, insan kalabilmenin güzelliği vardır.
Ben Sami Kılıç’ı anlatırken bir sanatçıyı anlatmıyorum. Toprağa dokunduğunda türkü söyleyen, ağaca yaslandığında deyiş mırıldanan, yalnız kaldığında bile sesiyle hakikati arayan bir canı anlatıyorum. Ve yıllardır süren tanıklığımla gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, onun türkülerinde yalnızca ses değil; aşk, ikrar, yol ve insan sevgisi vardır.
Bu yüzden Sami Kılıç’ı dinlemek, yalnızca bir türkü dinlemek değildir. Bir insanın içtenliğine, bir yolun samimiyetine ve bu dünyanın hâlâ koruyabildiği güzelliklere tanıklık etmektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir