Öğretmenler Hâlâ Öğretmeye Devam Ediyor
⌈Recai Doğan⌉
Sekizinci gün…
Bir ülkede öğretmenler aç yatıyorsa, o ülkede sadece mideler değil, vicdanlar da açtır.
Ne istiyorlar?
Lütuf değil… Sadaka değil… Torpil hiç değil…
Sadece alın terlerinin, emeklerinin ve sınavlarda aldıkları puanların karşılığını istiyorlar.
Yıllarca “Oku, çalış, başar.” dediler.
Onlar okudu… Çalıştı… 80 aldı… 90 aldı…
Sonra bir mülakat masasında bütün emekleri birkaç dakikada yok sayıldı.
Bir ülke düşünün…
Çocuklarına okumayı öğretenler, bugün yaşama tutunabilmek için açlığı seçiyor.
Ne acı…
Bir öğretmen, sınıfta “Hak, hukuk, adalet” diye anlatırken, kendi hakkını anlatabilmek için bedenini ölüme yatırıyor.
Bu, sadece birkaç öğretmenin hikâyesi değildir.
Bu, bir ülkenin aynasıdır.
Yıllarca “Çalışın, emek verin, başarın.” dedik.
Onlar inandı.
Gecelerini gündüzlerine kattılar.
Kitapların arasında gençliklerini bıraktılar.
Sınavlarda yüksek puanlar aldılar.
Sonra…
Bir kapının ardında, birkaç dakikalık bir mülakat, yılların emeğini, alın terini ve umudunu bir kalem darbesiyle silebildi.
İnsanı aç bırakan yalnızca ekmeksizlik değildir.
İnsanı asıl aç bırakan, adaletin eksikliğidir.
Ve şimdi…
Öğretmenler yine öğretiyor.
Bu kez bir sınıfta değil…
Ankara’nın meydanında…
Kalemle değil, bedenleriyle ders anlatıyorlar.
Haksızlık karşısında susmamayı…
Onurlu durmayı…
Hak aramanın utanç değil, insan olmanın gereği olduğunu öğretiyorlar.
Gerekirse bedenini açlığa yatırmanın bile bir teslimiyet değil, vicdanın son çığlığı olduğunu öğretiyorlar.
Ne acıdır ki…
Bu ülkenin öğretmenleri, çocuklarına gelecek kuracakları yerde, topluma adaletin ne olduğunu yeniden anlatmak zorunda kalıyor.
Bugün susarsak…
Yarın çocuklarımıza adaleti hangi yüzle anlatacağız?
Çünkü bir ülkede öğretmen ekmeğini değil, adaleti arıyorsa…
Sorun öğretmende değildir.
Sorun, adalet duygusunu kaybetmeye başlayan düzendedir.
Ve unutmayalım…
Bir öğretmenin açlıktan öldüğü gün, bu ülke sadece bir öğretmenini değil, geleceğini de toprağa gömmüş olacaktır.
Zulmün en büyük gücü baskısı değil, insanların sessizliğidir.
Bugün Ankara’da aç kalan öğretmenler, yarının çocuklarına son derslerini veriyorlar,
‘Haksızlık karşısında susmayın.
Boyun eğmeyin.
Haklıysanız, bedeli ne olursa olsun insan onurunu koruyun.’
İşte bu yüzden onlar yalnızca öğretmen değil, vicdanın kürsüsünde ders vermeye
devam eden insanlardır.”
Direnişlerini selamlıyorum…
Aşk ile..

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler