Cum. Tem 24th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Tülay Hatimoğulları: “Alevilere Karşı İşlenmiş Suçlarla Yüzleşilmeli ve Resmî Özür Dilinmeli”

AHA – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen merkezi anma programına katıldı. Madımak Oteli önünde açıklamalarda bulunan Hatimoğulları, Alevilere yönelik tarih boyunca işlenen katliamlarla yüzleşilmesi, Madımak Oteli’nin resmî olarak “Utanç Müzesi” ilan edilmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bir Hakikatle Yüzleşme Komisyonu kurulması çağrısında bulundu.

Hatimoğulları, konuşmasında ayrıca Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerine ve demokratik barış sürecinin önemine de değindi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın açıklaması şöyle:

Alevilere karşı işlenmiş suçlarla yüzleşilmeli ve resmî özür dilenmeli

Bugün Sivas’ta Madımak Oteli’nin önündeyiz. Aradan 33 yıl geçti. 33 canımızın acısı hâlâ dipdiri. Çünkü bu davayla ilgili yargılananlar, bu davada zamanaşımı uygulandığı için dava kapandı. Bunu kabul etmek mümkün değil. Türkiye’de başta Sivas Katliamı olmak üzere bu topraklarda yaşanan Koçgiri, Dersim, Çorum, Gazi ile ilgili hakiki bir yüzleşme ve bir resmî özür bekliyor bütün Alevi canlar. Bu özür gerçekleşmeli. Defaatle ifade ettik, buradan bir kez daha altını çiziyoruz. TBMM, resmî olarak Hakikatle Yüzleşme Komisyonu’nu kurmalı ve Sivas Katliamı başta olmak üzere Alevi canlarımıza yönelik ve bütün insanlığa karşı işlenmiş suçlarla yüzleşmeli ve resmî özrünü dilemelidir.

Alevilerin “Utanç Müzesi” talebi kabul edilmedi

Bugün biz Madımak Oteli’nin önündeyiz. Alevi canlarımız tam 33 yıldır burasının utanç müzesi ilan edilmesini istedi. Fakat bu talep yerine getirilmedi. Çünkü bu hakikat ve bu gerçekle yüzleşilmek istenmedi.

Bugün Alevi canlarımız ve Alevi kurumlarımızdan bir bilgi aldık. Kendileri bugün burada fiilen kendi tabelasını astılar. “Madımak Utanç Müzesi” tabelası şu an burada Madımak Oteli’nin camında ve duvarında asılı durumda. Olması gereken bunun resmî kanallarla gerçekleştirilmesiydi. Ama Alevi canlarımızın vicdanında burası bir utanç müzesidir ve bir özrü hâlâ beklemektedir.

Yine aynı şekilde altını çizmemiz gereken bir konu var ki, insanlığa karşı işlenmiş suçlar asla ve asla zamanaşımına uğramaz. Sivas’ta yaşamını yitiren canlarımızla ilgili devam eden dava böyle bir davadır. İçeride birçok siyasi mahpus yaşlı ve hasta olduğu hâlde ya can vermeye bir gün kala salıveriliyor ya da cezaevinde yaşamını yitiriyor. Ama Sivas’tan tutuklu olanlar Cumhurbaşkanı’nın özel affıyla serbest bırakıldı. Bunu kabul etmek mümkün değil.

“Suriye’de Aleviler Katledilmeye Devam Ediyor”

Ve değerli canlar, altını çizmemiz gereken bir diğer konu da Suriye’de Alevi canlarımızın maruz kaldığı katliamlardır. Savaş başladığı günden bu yana IŞİD ve uzantısı çeteler tarafından, bugün ise Şam yönetimi ve ona bağlı silahlı gruplar tarafından Aleviler katledilmeye devam ediyor.

Alevi canlarımız İştibrak’ta, Lazkiye’de, Hama’da ve Humus’ta katledildi. Kasabaları, köyleri, mahalleleri, tarlaları ve evleri yakıldı. En son gelen bilgilere göre Alevi genç kadınlar, üniversite öğrencileri kaçırılıyor ve din değiştirmeye zorlanıyor. Bunu kabul etmek mümkün değil.

Biz burada nasıl Sivas’ta yitirdiğimiz canlarımızın anısını yaşatıyor ve Türkiye’deki Alevilerin hakları için mücadele ediyorsak, aynı şekilde Suriye’deki Alevi canlarımız için de mücadele etmeye ve onların sesi olmaya devam edeceğiz. Buradan bütün dünyayı, başta insan hakları örgütleri ve Alevi kurumları olmak üzere, daha güçlü bir dayanışmaya davet ediyorum.

“Aleviler İnançlarıyla Var Olmaya Devam Ediyor”

Evet değerli canlar, biz bu topraklarda çok yakıldık, çok katledildik. Madımak’ta saz çalmaya gelen, semah dönmeye gelen, türkülerini ve deyişlerini söylemeye gelen canlarımızın sazı da, semahı da, türküleri de yakılmak istendi. Ama Alevilik inancı dimdik ayaktadır.

Devletin resmî asimilasyon politikalarına ve kendi Alevisini yaratma girişimlerine rağmen Alevi canlarımız kendi inançlarıyla var olmaya ve bunun mücadelesini vermeye devam ediyor.

Özellikle bu süreçte, bu coğrafyanın en çok acı çeken iki kesimi olan Kürtler ve Aleviler, barışın ve demokratik toplumun inşasında en güçlü dayanışmayı göstermelidir. Bu topraklara barış geldikçe, farklı halkların ve inançların kendi diliyle, kendi kimliğiyle ve kendi inancıyla eşit yurttaşlar olarak yaşayabileceği demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte kuracağız.

Bütün bu duygu ve düşüncelerle Madımak’ta yitirdiğimiz 33 canımızı saygıyla ve minnetle anıyorum.

Onları unutmadık, unutturmayacağız.

2 Temmuz 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir