Cum. Tem 24th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Bir Fotoğrafın Hatırlattıkları

Bazen tek bir fotoğraf, yıllar önce yaşanmış olayları, unutulmayan acıları ve hafızalarda iz bırakan tartışmaları yeniden gün yüzüne çıkarır. Sanatçı Ferhat Tunç, kaleme aldığı bu yazıda, 2018 yılında Dersim’de yaşanan orman yangınlarından başlayarak kendi tanıklığını, o dönemde yaşadıklarını ve bugün yeniden gündeme gelen bir fotoğraf karesinin kendisinde uyandırdığı düşünceleri paylaşıyor.

Kişisel tanıklıklarını ve değerlendirmelerini aktaran Ferhat Tunç’un yazısı şöyle:

Fotoğrafı görünce kendimi tutamadım ve “Neden yazmayayım?” dedim.

Yıl 2018…

Seçim yorgunluğu ve yoğunluğundan uzaklaşmak için Aydın’dan Dersim’e geçmiştim. Dersim’e vardığımda ormanlarımız yanıyordu. Yangına müdahale etmek isteyenler engelleniyordu. Biz de kurduğumuz gönüllü ekiplerle bölgeye giderek yangını söndürmeye çalıştık. Günlerce uykusuz kaldık; suyla, kürekle, kimi zaman da çıplak ellerimizle alevlere karşı mücadele ettik.

Aynı günlerde Ege ve Akdeniz’de de ülke olarak hepimizi üzen orman yangınları yaşanıyordu. Televizyonlar oradaydı. Haluk Levent oradaydı. Bağış kampanyaları düzenleniyor, konserler veriliyor, yardım tırları gönderiliyordu.

Peki ya Dersim?

Dersim’de yanan ormanlar kimsenin umrunda değildi.

Sosyal medya üzerinden Haluk Levent’e çağrılar yaptım. “Gel” dedim, “bu memleketin de dumanı var.”

Yanıt alamadım.

Duyarlı bazı gazeteciler, “Haluk Levent’e ulaştık ama Dersim onun ilgi alanında değil” diye yazdı. Telefon rehberimde kayıtlı numarasından kendisini aradım; yine dönüş yapmadı.

Günler süren mücadelemizin sonunda yangını söndürmeyi başardık.

Ancak ertesi gün yaraya tuz basan bir paylaşımla karşılaştım.

Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, gönüllü arkadaşlarımızın verdiği emeği yok sayarcasına ışıklandırılmış yapay bir ağacın fotoğrafını paylaşmış ve altına şu notu düşmüştü:

“Tunceli’nin ağaçları ışıl ışıl.”

Buna Twitter üzerinden itiraz ettim. Bunun, yangınla mücadele eden insanlara karşı büyük bir saygısızlık olduğunu söyledim.

Karşılığında ise “terörle mücadele” söylemi üzerinden hedef gösterildim. Saatlerce sosyal medyada tartışmalar yaşandı.

https://dha.com.tr/gundem/tunceli-valisi-ile-ferhat-tunc-sosyal-medyada-atisti-1597874

İstanbul’a döndüğümde bu kez dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yanında Tuncay Sonel ile birlikte kameraların karşısına çıkarak şu açıklamayı yaptı:

“Bazı sözüm ona şarkıcılar Tunceli’de terörle mücadelemizi sabote ediyor. Buna izin vermeyeceğiz.”

Bu açıklamanın ardından Türkiye’nin farklı kentlerinden hakkımda ihbarlar yağmaya başladı.

Soruşturmalar…

İfadeler…

Açılan davalar…

Ve tam sekiz yıldır sürgündeyim.

Bugün dolaşıma giren fotoğrafta, Gülistan Doku dosyası nedeniyle tutuklu bulunan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ile aynı sofrada gülümseyerek poz veren Haluk Levent’i görüyorum.

Şimdi daha iyi anlıyorum ki o gün Haluk Levent’e yaptığımız çağrılar beyhudeymiş.

Meğer Tuncay Sonel, Haluk’a bizden çok önce ulaşmış.

Fotoğraf zaten her şeyi anlatıyor.

Bir yanda depremin kanayan yarası…

Diğer yanda rulet masası.

Bir yanda yanan ormanlar…

Diğer yanda cinayet soruşturması kapsamında tutuklu bulunan bir valinin sofrası.

Bu fotoğraf karesinde Vali ile Haluk’u aynı karede buluşturan şeyin memleket sevdası değil, menfaat olduğunu düşünüyorum.

Sorumluluk taşıyan herkesin bilmesi gereken bir gerçek var:

Etki sahibi olmak bir ayrıcalık değil, büyük bir vebaldir.

Ferhat TUNÇ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir