Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

PEKİ NEDİR FARKIMIZ?

 

Biz neyiz, biz kimiz. Biz ne idik, ne olduk, neye dönüştük. Haklı olduğumuz durumları gerçekte ne kadar sağlıklı yansıtabildik. Bütün insanlık, dinler, diller, ırklar için sorduğum evrensel bir soru; biz kabul görmediğimiz şeylerden gerçekte ne kadar uzak durabildik, reddettiklerimizi kendi hayatımızdan ne kadarını uzak tutabildik, ne kadarından arındık. Hani şu dilimizden düşürmediğmiz, ‘göründüğümüz gibi olmak, olduğumuz gibi görünmek’ felsefesini kaç kişimiz gerçekten özümseyebildik…
Kendimizi yanlış olarak gördüğümüz şeyler karşısında ne kadar izole edebildik, dezenfekte edebildik.
Ezilmekten bahsedip ezenlerden olmak, kadın haklarından bahsedip kadınlar üzerinden, cinsiyeti üzerinden, küfürler savurmak, çocukları korumaktan bahsedip bir başka milletin ölen çocuklarını umursamamak, eşitlikten-özgürlükten-demokrasiden-hak,hukuktan bahsedip bunu karşımızda duran insanlar için dilememek, istememek hangi haklı gerekçeyle açıklanabilir ya da hangi doğruluğumuzla sınanabilir, hangi gerçekliğimize sığdırılabilinir. Bir fikri bir düşünceyi, davranışı kendimize yakın görmeyebiliriz bu çok olağan bir durumdur. Ama onlardan daha aşağı bir duruma düşmek nasıl bir savunma şekli olabilir ki.
Nasıl bir haklılık gerekçesi olabilir. Karşımızdakilerin gafletine düşmek olmaz mı. Özellikle bizi doğuranın da bir kadın olduğunu unutarak saldırmak, hakaret ve küfür etmek; Korkakça, zalimce, kendimizden, doğallığımızdan uzaklaşmak olmaz mı? Şu görüş bu inanç doğrultusunda yapılan saldırı ve hakaretlere yönelik strateji aynı mı olmalı? Biz buyuz farklılığının altını çizerek fakat hiç bir farklılığını ortaya koymayarak aksine yanlışı bildiği halde iki yanlışı doğurmak daha alçaltıcı bir duruma getirmez mi bizi? Yanağımıza atılan tokada diğer yanağımızı da çevirmeden; onlardan daha doğru, gerçekçi ve haklı ama kararlı üslubumuzla onları eleştirme gücümüz yok mu yani? Şu her defasında topyekûn galayana gelerek savunduğumuz doğruları; küfürden uzak, doğru yorumlarla, eleştirilerle, bilinçle, farlılıkla ortaya koyma birikimine, görgüye, ahlaka, mantığa, kararlılığa sahip değil miyiz yani? Benim farkım olmayacaksa kötü olandan, neyi savunuyoruz öyleyse ya da neyi yerden yere vurarak eleştiriyoruz ki? Bu büyük bir çelişki olmaz mı. Bizi ondan, onlardan daha kötü yapmaz mı?

Haksızlığa, yanlışa karşı gelmeyelim, karşı durmayalım, mücadele etmeyelim, eleştirmeyelim demiyorum ki. Bütün kötülüğe, kötülere, yanlışa, yanlışı yapanlara karşıysak karşı olduğumuzun tavrını belli eden tarafı seçelim. Karşıdan bakıldığında farklı olduğumuz apaçık ortada olsun ve aynı renkte olmayalım diyorum…

Bir kötülüğü, çirkinliği, çürümüşlüğü yok etmenin yolu ağız dolusu küfür etmek değil. Onu yaratan, besleyen, büyüten, körükleyen zihniyetle sağlam bir mücadele yürüterek o zihniyeti ortadan kaldırmakla olur…

Karşımızdaki her kişi bir aynadır. Ne olduğumuza, ne olmayacağımıza karar vermemizi sağlıyor.
Aynada kendini görebilene ne mutlu…

Zarif LAÇİN

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir