Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Ankara’ da Diyanetin Başkanının açıklamaları Almanya’ da endişe uyandırdı

– Mehmet Tanli –

Korona Virüsün çıkış nedenlerini ” Eşcinselliğe ve nikahsız birlikte yaşama bağlayan ” sözleri ile açıklayanDiyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın bu son derece tehlikeli, ayrıştırıcı ve tartışmalı açıklamaları ve ona

Cumhurbaşkanı erdoğanın sahip çıkması, açıklamaları eleştiren Ankara Barosuna soruşturma açılması Almanya’ da büyük yankı yaptı, Türkiye’ nin geleceğiyle ilgili endişeleri artırdı. Yeşillerden CDU , Hristiyan Demokrat partiye kadar bir çok Siyasetçi, Müsteşar, Aydın Diyanet Başkanının açıklamalarını kınadılar. Hatta Sosyal Demokrat Avrupa Bakanı Michael Roth ” AKP Türkiye’ yi bir hukuk devleti olmaktan uzaklaştırıyor. Azınlıklar, LGBTI liler artık orada korumasızlar ” dedi. Yine Merkelin Partisi olan CDU , Hristiyan Demokratlar Almanyadaki Diyanetten yani DİTİB ten bir açıklama istedi. Almanya bir eşcinsel olan yıllarca Guido Westerwelle’ nin Dışişleri Bakanlığı, Klaus Woworeitin’ de başarıyla Berlin Belediye başkanlığı yaptığı bir coğrafya. Almanyadaki Federal mecliste ve Eyalet Parlamentolarında bir çok eşcinsel politikacı, yine sanatta, sporda, medya, kültür alanlarında çok önemli, tanınmış başarılı, demokrat eşcinel şahsiyet bulunuyor. Onların cinsel tercihleri özel yaşamları hemen hemen hiç bir zaman gündeme gelmiyor, konuşulmuyor. Çünkü konu yapmak hem ayıp hemde hoş karşılanmıyor, halkta kabul görmüyor.

Bizde konuyla ilgili görüşlerini din ve devlet işlerinin tamamen ayrıldığı seküler bir devlet olan Almanya’ da yaşayan Türkiyeli Kanaat önderlerine, gazetecilere  ve vatandaşlarımıza sorduk.

İşte alınan cevaplar;

 Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu(AABF)  Başkanı Hüseyin Mat:

” Diyanet Osmanlı dönemindeki Şeyhülislamın bugünkü versiyonu olan bir miras almış, çağdışı bir misyon yüklenmiş bir kurumdur. Diyanet  Tekçidir, inkarcıdır. Eşcinselleri ve nikahsız yaşayan çiftleri Korona Virüsün kaynağı olarak gösteren Ali Erbaş’ a sormak lazım. Osmanlı dönemindeki sübyancılık, çok eşlilik  neydi?. İmparatorluğu yönetenlerin bile bu işlere bulaştığı iddiaları var. Biz Aleviler bizden ve diğer  muhalif inançlardan ve gruplardan vergi alıp ama bize karşı fetva verdiren  diyanet gibi bir makamın, kurumun olmasını istemiyor o kurumu kabul etmiyoruz ve kapatılmasını istiyoruz. Diyaneti cesaretlendiren AKP zihniyetide zaten tarikatların, en gerici unsurların bir bileşimidir. 30 Kasım 1925 tarih ve 677 sayılı kanunla tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması kabul edilmiş ve birtakım unvanların kullanılması yasaklanmıştır. Ama sonradan biz Alevilerin inanç merkezi Cemevleri resmi olarak hala tanınmazken onlara müsaade verilmiş, sınırsız özgürlükler tanınmıştır. Bugün tarikatların girmediği, yerleşmediği kurum kalmamıştır. Bu nasıl adaletttir?. Bizim için insan önemlidir. İnsanların cinsel tercihleri değil. Bu hedef gösteren tehlikeli açıklamaları kınıyoruz. Adalet dağıtacağız diyerek iktidara gelenler bugün hak, hukuk bırakmamışlardır. Diyanet toplumu kutuplaştıran, ayrıştıran bu tip açıklamalardan vazgeçmelidir. Bu zihniyete karşı tüm vicdan sahibi, seküler demokrat insanların yan yana gelip mücadele vermesi gerekiyor. Yoksa Türkiye uygar dünyadan adım adım koparılacak. ”

CAvrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu İnanç Kurulu Başkanı Cafer Kaplan Dede:

” Diyanet İşleri başkanının yaptığı açıklamalar ne tesadüf nede kendiliğinden  yapılan açıklamalardır. Diyanet bir çok bakanlıktan daha büyük bir bütçeye sahip özel misyonu , işlevi olan bir kurumdur. Diyanet, Türkiyenin çok kültürlü, inançlı, mezhepli, dilli olduğunu unutuyor. Sadece bir kesimin sözcülüğünü yapıyor. Bu normal bir durum değil. Böylesi krizli dönemlerde sağcı, muhafazakar iktidarlar sıkıştıklarında gündemide değiştirmek için kendi söyleyemediklerini dini kurumları devreye sokarak onlara , din adamlarına söyletirler. Ali Erbaş’ ın açıklamalarının inançla alakası yok Bu salgının önlenmesi yine bilimle, bilim insanlarının çabalarıyla aşılacaktır. Hünkar Hacı bektaşi Veli ilimden gitmeyenlerin yolu karanlıktır demiş ve ne kadar haklıymış. Alevi inancının merkezinde insan ve sevgi vardır onların yaşam biçimi yada cinsel tercihi değildir. Kınıyoruz bu açıklamaları. ”

 Toymaz Gazeteci-Yazar, Almanya Türk Gazetecileri Birliği(ATGB)  Başkanı Işın Ertürk Toymaz :

” Ali Erbaş’ın nefret açıklamaları Almanya’da DİTİB’i vurdu
Vatandaşın vergisiyle vatandaşa hakaret eden, nefret saçan bir kamu kuruluşu olan Diyanet İşleri’nin  başındaki isim Ali Erbaş’ı anlamak lazım.
Türkiye’de haksızlıklara, hukuksuzluklara, ayrımcılığa, adil olmayan, ötekileştirici sisteme bakarak fikir yürütmüş olmalı ve  Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu da unutmuş olmalı.
Bilimden, akıldan uzak eğitim, birçok alanda neredeyse şeriat kanunlarının işlediği bu düzende kendini Şeyhüislam mertebesinde sanmış olabilir. Ancak şu bir gerçek ki, Türkiye’nin hâlâ bir anayasası vardır. Hukuk sistemini istedikleri kadar eğip büksünler.  Bu böyledir ve bu yasalara göre her vatandaş eşittir. Erbaş nefret suçu işlemiştir. Halkı kin ve düşmanlığa sevk etmiştir, homoseksüelleri hedef göstermiştir.
Türkiye’deki Onur Yürüyüşlerinin son yıllarda başına gelenleri de anımsarsak  aslında şaşırmamak gerekiyor ne yazık ki. Elbette Ali Erbaş’ın nefret saçan son söylemi bir kez daha Türkiye’deki eşcinsellerin  baskı altındaki, hakaretlerin merkezindeki, dışlayıcı bakışın hedefindeki  durumunu da gözler önüne sermiştir.
Ancak bu şekilde sadece Türkiye’deki demokratik ve özgürlükçü kuruluşlardan ve siyasetçilerden tepki almıyorlar. Avrupa kamuoyu da ne yazık ki Diyanet’in eşcinsel nefretini konuşuyor. Eşcinsel evliliklere yasalarıyla onay vermiş Avrupa ülkelerinin siyaset sahnesinde de, devlet kademelerinde de heteroseksüel olmayan çok sayıda ismin görev yaptığı unutulmamalıdır.
Nitekim, Diyanet’in başındaki ismin, salgının hesabını eşcinsellere kesmesi Avrupa’daki örgütlenmelerinin yeniden büyüteç altına alınmasına yol açtı. Yani silah geri tepi tepti. Nefret suçu işleyen Erbaş ile projektörler, uzun süredir Almanya’da ciddi güven kaybı yaşayan ve bağımsızlığına kuşku ile bakılan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) yeniden çevrildi.
Erbaş’ın açıklamasının hemen ardından Almanya’nın Hessen eyaleti Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği (DİTİB) ile İslam dersi konusunda yapılan işbirliğine gelecek eğitim yılından itibaren son verildiğini açıkladı örneğin.
Türkiye’de rüzgar esse Avrupa’da göçmenler açısından fırtına estiğini her zaman hatırda tutmakta yarar var.
Sözün kısası Erbaş’ı görevde olduğu süre boyunca “çocuk tecavüzcülerine, kadın düşmanlarına destek vermekle suçlayan, Erbaş’ın yakında halkı ‘ellerinde meşalelerle kadın yakmaya’ çağırabileceği” uyarısında bulunan Ankara Barosu’nun açıklamalarına ben de buradan tam destek veriyorum. Doğru söze ne denir?”

Nafiye Aydın-Körber, Emekli Öğretmen

” Diyanetin başındaki adam hayata dair doğruları anlatamıyor.  O ”cahil ‘ insanlara hitap ediyor. Cahilliğin okuma yazma yada diplomayla alakası yoktur. Ali Erbaş artık kontrolden çıkmış bir insan. Durdurulması mümkün değil. Ama yaptığı açıklamlarda çok ayrımcı bir dil kullanıyor bunlar toplumsal barış için hiç iyi değil. ”.

Çağdaş Gökbel , Gazeteci-Yazar , İrlanda ‘

” Ülke olarak aşmamız gereken bazı şeyler var; bunlar sadece kurumları bağlayan konular değil. Kültürümüzle ve bu kültürün yarattığı olumsuz davranışlarla da yüzleşmeliyiz. Bir ülkede dinle ilgilenen kurum toplumsal yaşama bu ölçüde müdahale ediyorsa orada laiklikten söz edemeyiz. İrlanda üzerinden anlatayım bu durumu. Bakın katolik dininin yıllarca toplumsal yaşama, siyasete katıldığı ülkede bugün kilise sadece kiliselerin sınırına çekilmiş durumda. Siyasi yaşamda kilisenin etkisi yok. LGBTİ bireylerin yasal evlilikleri ve yıllardır tartışılan kürtaj sorunu tamamıyla çözülmüş durumda. Tüm bunları aşmadan ileri bir ülke olmanın bir şeyleri çözmenin imkansız olduğunu kabul etmeliyiz. Diyanetin açıklamaları buradaki Türkleri olumsuz etkiliyor. Her anlamda olumsuz etkiliyor. Bunları bulunduğumuz ülkenin insanlarına açıklamakta zorlanıyoruz. Diğer yandan bu açıklamaları ciddiye alan ve burada yaşayan vatandaşlarımız var. Gelecekte bu kişilerin bulundukları ülkede LGBTİ bireylere saldırması ve suç işlemesi söz konusu olabilir. Türkiye’de insanların yüzleşmesi gereken kültürel bir ırkçılık ve nefret problemi var. Toplum sürekli mülteci, kürt, ermeni ya da LGBTİ korkusuyla paralize ediliyor. Bunun ülkenin geleceğine yönelik büyük bir cinayet girişimi olduğunu kabul etmeliyiz. LGBTİ bireyleri hasta ya da sapık insanlar olarak asla düşünemeyiz. Bunun Avrupa’da çok açık bir suç olduğunu belirteyim. Türkiye’nin görünümü büyük yara alıyor. Özellikle yurtdışında yaşayan eğitimli vatandaşlarımız bunun sıkıntısını giderek daha fazla hissediyor. Tüm bu meseleleri tartışmak dahi çağ dışı Türkiye’nin bu meseleleri derhal aşması gerekiyor.”

Almanyada 900 e yakın Camii ve 1000 İmama sahip  çalışmalarında ve yönetimlerinde bölge bölge farklılık gösteren, geçmişte buradaki bazı İmamların Türkiyeli muhalifleri ihbar etmesi ve yine bazılarının kışkırtıcı vaazler vermesinin tespiti ve bu Ankaradan yapılan son açıklamalar nedeniyle Almanyadaki en büyük sünni islami bir kurum olan DİTİB’ i ( Diyanet İşleri Türk İslam Birliği)  ve yöneticilerini zor günler beklemektedir. Devletin onları daha sıkı kontrol ve takip etmesi bekleniyor.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir