Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

SİVAS“ PİR SULTAN GÜLLERİ´NİN ANISINA…

Sivas Ellerinde
Kul olayım kalem tutan ellere,
Kâtip arzuhalim yaz yare böyle.
Şekerler ezeyim şirin dillere,
Kâtip arzuhalim yaz Şah´a böyle.
Sivas ellerinde sazım çalınır,
Çamlı beller bölük bölük bölünür.
Yardan ayrılmışam bağrım delinir,
Kâtip arzuhalim yaz Şah´a böyle.
Pir Sultan Abdal’ım ey Hızır Paşa,
Gör ki neler gelir sağ olan başa.
Beni Hasret Koydun Kavim Kardaşa,
Kâtip arzuhalim yaz Şah´a böyle.
Bu sözler, beş yüz sene önce söylenmiş…
Ve binlerce yıl önce kendi inancından olmayan, takib edilmiş, baskı yapılmış, düşünülmedik işkencelerden geçirilmiş, asimile olmayanlar kılıçtan geçirilmiş ve asılmış. Yarler, yarenlerden ayrılmış, yavrular öksüz bırakılmış, Din, Devlet, Şah, Sultan adına katliamlar yapılmış ve bu katliamların en son örneğide, 2. Juli 1993 yılında yakılarak Sivas´da, Madımak otelinde öldürülen Aydın ve sanatçı şehitlerimizdir.
Halkımıza din ve politik sebeplerle uygulanan bu katliamların yakın zamanımzda başka acı örnekleri de vardır. Kahramanmaraş, Çorum, İstanbul- Gazi ve hatta bugün Suriye deki Alevilerin dini alet ederek, politika uğruna katlediklerini görüyor, alevilerin katliamının vacip olduğunu Fetvaalarla buyuran ulamaya şahit oluyoruz. Bu din adına söylenen yalanlar insanlık utancı değilmi?
Bir toplum,öyle bir toplum ki, zamanının kültürel en gelişmiş toplumu, barışçıl insan kıymetine değer ler veren, bu değerleri yaşam kulallarına yerleştiren ve insan oklmayı baş üstünde tutan bir toplum, Alaeviler. Tarih boyu acıları yaşamış, ama hiç bir tarihçinin bunların Alevilerin uğradığı haksızlıkları anlatan bir notu yoktur. Katleden Kıralların, Şahların, Sultanların hakkında boy, boy övgüler yazılmış ama resmi tarih kitaplarında katledilenlerin hakında, sayğı duyacak en ufak bir satır yazı bile yoktur. Tarih kitaplarında her zaman katile övgü yağdırılmıştır.
Alevilerin tarihi yazılmamışmı? Evet bu cefa çeken halkında tarihi de yazılmış. Yaşazılmışya resmi değil. Bu konular kitap olarak basılıp rafları doldurmamış. Ozanların, sanatçıların emekleriyle o günden buyana dilden dile dolaşmış ve unutulmamış, simgelerde kalması sağlanmıştır. Yiğit ozan: Pir Sultan Abdal, bunlardan birtanesidir… Onlar fakirin tarihin yazmışlardır, Şahın, Sultanın değil.
İnsanlığın yüz karası, Sivas Katliamı´nin üstünden 20 yıl geçti. Yirmi yıl önce olay başka küçük yada büyük boyutlarda sanatçı arkadaşlarım tarafından işlendi. Ama şiirlerle, filmlerle resimlerle konu günlük olay olarak işlendi. Evet günlük taze bir olaydı ama ardında yatan yılların zenginin, fakiri ezmek için dini politikaya alet etme felsefesinden uzak bir tarih yazıldı. Katliam anlatıldı, ama kimse suçluların peşine düşüp sorgulaymaya kadar giden bir baskı yapamadı eserlerinde. Yine kalleş politikaya kurban oldu Alevi halkı.
Bana da defalarca soruldu; „ Sivas katliamı´nın resmini yaptınmı“ diye. Yapmadım dediğimde herkes hayretle yüzüme bakınca dayanamıyor soruyordum; „Kahramanmaraş, Çorum, Fatssa, katliamlarını yaptım“ onları gördünmü“ dediğimde herkes bana garip, garip bakardı. Ama ben Sivas´ın acılarını bu yüzkarası olayda hayatlarını kaybeden dostlarımın acısını yaşadım. Ve bugün hakla hasretini çekiyorum.
Katillik yarğılanır, yarğılanırya katillik zaman aşımına uğrarmı? İşte uğradı, uğrattılar, katilleri korudular… Zamanımızın yüz karası ve ozamanın Başbakan´ı, şimdinin Cumhur Başkanı, kamaraların karşısına çıkarak; „Bu işde halloldu, halkımıza hayırlı olsun“ dedi. Katliam hayırlı olurmu, katillik bu kadar kolay desteklenirmi? Ben insanlık adına utandım ve karar verdim, “Sivas Katliami´ın resmini yapmalıydım“. Bu resim, kardeşliğin, barışın, sevginin, kültürün, bütün acılara rağmen elini uzatan bu toplumun felsefesini anlatmalıydı…
Sevgilerimle.
İsmail Çoban

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir