Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Alevi Dosyası Sohbet: Nusayri Alevileri Dosyası Hangi Aşamada

Bir yıl sistemli daha sonra belli zamanlarda Nusayri Alevilerinin tarihi, siyasal koşulları, inanç sistemleri üzerine paylaşımlar yaptık. Bu süreçte yeni takip edenlerde oldu. Tartışma, gürültü…Hepsini normal karşılamak lazım. Şahsen Çok ifade ettğim ve her zaman ifade etmek zorunda kaldığım bir olguyu tekrar üstüne basıp konuya geçiyim. Ben bir din adamı değilim, insanların inançlarını değiştirme, mürit toplama onları bir yere sürükleme gibi bir derdim hiç olmadı. Ayağına kadar mutevazi bir çalışmayı getiriyorum. Eksiklerimi tamamlarsın ya da boş görüp okumasın senin özgürlüğündür. Bu çalışmalar milyonlarca para dökülüp Akademi, Vakıf kurularak yapılıyor. Bizimki sıfır imkanlar ve her zaman olmasada bireysel mutevazi bir çabayla yürütülüyor. Ortaçağ rahipleri gibi hop dur demeyin o dönem çoktan aşıldı. Sadece din adamları bilir onlar konuşursa haktır vs. Bazende İslam dışı/içi, Alisiz Alevilik…Bu söylemlerin hiçbirinde değilim. İstediğin yerde dur. Bu çalışma sana ve ihtiyaç duyan herkese bedava sunuluyor. Hoşuna gitmezse en doğal hakkın çöpe atar gidersin ama artık bu ortaçağ yobazlığını ve MÖ. akım olarak başlayan safsatacılığı ortadan kaldırın.
Ne Ürettik?
Nusayri Aleviliğin ilk çıkış coğrafyası Harran bölgesini işledik. Biladu Irrafidayn (Mezopotamya) Bölgesinin sadece en verimli toprağı olmadığını O güne kadar oluşmuş Sümer, Fars, Yunan ve Suriye coğrafyası (Fenike) topraklarına kadar yayılan inanç sistemin bir sentezi olduğunu ifade ettik. Mitolojiler, dinler, ritüeller, bayramlar bin yıllar içinde oluşur ve yeni dinler içinde başaka isimlerle yaşam bulur. Babil’in Akito, yeni yıl bayramını halen kutladığımızı, sümerlerden başlayan ve farslara ve tüm coğrafyaya yayılan Newrozu resimlerle tarihyle beraber yazdık. Görsel olarak aktardık.
Arap Alevi Kadınının sosyal yaşamda oryantalistlerin ifadesi ve açıklamaları ışığında aktif ve saygın olduğunu ama dini açıdan dışlandığını yeri çağdaş eşitlikçi düzeyde olmadığını, bayan Arkadaşlar kendileri yazdılar. Din eğitimine neden alınmadıkları konusunda şuana kadar söylem dışında net bir bilgi yok. Var olan bilgilerin hepsinmde soru işareti var. Talip, eğitmen sisteminin Yunanlar’da olduğunu biliyoruz. Başta B. İskender Aristo’nun Öğrencisiydi ve bunun Nusayri öğretisinde yeri belli cemaat açısından. Yunan sisteminde kadın tilmiz yoktu aynı şimdiki gibi okumalarımda sadece bir bölgede aşılmış İsparta olması lazım. Bu konuya ilişkin yunanca bilen arkadaşlara iletildi kesin bilgi ve kaynak daha elimize ulaşmadı.
Irak dışında çok önemli bir keşif yaptık. Tatrapolisi yeniden ortya çıkardık. Aleviliğin yayıldığı ikinci en büyük ve hala yaşan merkezleerden Tetrapolis. Harran risaleleri ve özellikle Harran’lı M. Bin Şı3ba Al Usayfer kitabı ve mahtutalarının olması bizim yolumuzu aydınlatmış oldu. Yine 101 sorudan oluşan(Fransa ulusal arşivinde) Nusayriliği eğitim amaçlı 4.YY kalama (hicri ) bri mahtuta (el yazmalı) belgeden bilgiler aktardık. (Hz Ali kimdir, newoz nedir, Şarabın kutsallığı nedir…..)
Nusayrilikten önce Mufaddal dönemi ve haft ışşarif kitabından bazı bölümler aktardık.
Antakya Hiristiyanlık öncesi felse okullarını Aristo Gymnazyumu ve Platon felsefe okulundan bahsettik. Hiristiyanlığın yayılmasıyla Atina başta olmaka üzere Aristo,platon ve Pisagorcu filozofların öğretileri ve hiristiyan öncesi tapınaklara heykellere baskı ve yıkımlar oluştu. Bu süreçte İskenderiye (Mısır) Antakya samandağ lazkiye ve genel Suriye sahili Urfa, Nusaybin hala eski inanç sistemini sürdürüyordu. Buralarda Yunan antik filozoflarının felsefe dini mevcuttu. Tetrapoliste (Antakya,samandağ, lazkiye, Afamya) Libanious, Numenious, Yanlikha…Filozoflardan ve öğretilerinden bahsettik.
Nusayri Alevileri bu bölgelerde İslama kadar, bin yıla yakın süreci, yedi kubbeye ayrıdıkları tarihsel süreçlerini 6. Yunan kubbesi ( Kubbat ül Yünaniye )olarak adlandırır, Aristo, Platon ve İskender’i kutsar.
Yunan döneminden sonra İslam süreci konusunda daha derin bilgilere sahip olmamıza rağmen ifade etmekte zorlanıyoruz. Yakın dönem ve bu dönemde yaşanan süreç ve hızlı kökenden kayış ve geçmişin katliamları ve yarattığı travmalar nedeniyle büyük bir korku var. Bağdat Katliamı, selçuklu katliamı, Moğol katliamı, Osmanlı katliamları kesintisiz baskı ve tehcir en ufak bir açıklama çok büyük tepkilere neden oluyor. Yunan dönemini anlatırken bir sevinç ve öğrenme tutkusu islama gelince dur ağzını kapat…
Toplumun bu travmalarını anlamak zorundayız. Din adamları sesli bir şey söylemiyor. Sözde toplumun aydını bu tavrı sergiliyor, Kırmaya çalıacağız.
Müthiş bir tarih: Suriye, fenike, Irak sümer, Harran , Yunan ve Pers inanç sisitemin sentezinden zaten İbrahimi dinler de ortya çıktı. Hiçbiri bu uygarlıklardan bağımsız değil. Uygarlık yaratmayan toplumlar dinde üretemez. Din bir sistemi ifade eder yani çöllerden din çıkmaz inanç grupları çıkar islamda ne yazıldıysa, mitoloji, tarih, dil, tefsir meal hep Irak, Suriye uygarlıklarının üretimiydi. Bunları ilerde işlyeceğiz. Fenike Yunan sentezi. Nusayri, Dürzi… tarzı, Anadolu Aleviliği dediğimiz Sümer(Irak), Pers sentezine daha yakın oldu.
Yeni çalışmaları görsel alana taşımaya çalışacağız. Orda daha geniş ifade şansı bulacağız. Uzun yazılar okunmuyor, ne yazık ki. Bu çalışmalarda destek veren motive eden bir çok arkadışımız oldu, sadece karşı çıkanlar olmadı, hepsini selamlıyoruz. Yeni konularda buluşmak üzere. Saygılarımızla
Nidal Hawari
23.07.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir