Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

“ALEVİLİĜİN KURUMSALLIĜINI” İÇİNDEN KEMİREN KURTLAR

Aşaĝıda Yunus Emre deyişi gibi  “Aleviliĝin Kurumsallıĝı” şiirin içindeki tüm deĝerlerin yer aldıĝı, işlevinde ve insandan insana evrensel iletişimde, aşkında olduĝu bir “Dergah gibidir. Ama bu işte hiç mi hiç “Genel Kurumsallıkla” ilgili, ilintili, içerikli deĝildir.

Alevi örgütleri; dernekleri, sosyal, eĝitim, kültür merkezleri, federasyonları, konfederasyonları bünyesinde olup lakin bilinçli ve bilinçsiz “Genel Kurumsallık” anlayışlı ve tutum, davranış çalışma içinde olanlar özellikle bu yazının içeriĝinde ele alınacak “Alevi Kurumsallıĝını “içten kemiren kurtlardır.”

Yunus Emre’den:

Tabtuk dergahından feyizler alan,

Yanan Yunus idi, o derviş Yunus.

Gönlünü derya ,ummanlara salan,

Dalan Yunus idi, o derviş Yunus.

***

Gezer idi; iki Arşı alayı,

Sevgi ile yoğururdu mayayı,

Barış, Hoşgörü bir edip davayı,

Bulan Yunus idi, o derviş Yunus.

***

Yetmiş üçe hep, bir nazar eyleyen,

Herdem Hakkı hakikatı söyleyen ,

Aşk elinden kendin heder eyleyen,

Kanan Yunus idi,  o derviş Yunus.

***

O bilmezdi kin ile kem hiddeti,

Diler idi; Kahhar Haktan mededi,

Şu fani dünyaya mehil vermedi,

Canan Yunus idi, o derviş Yunus.

______________________________

 

“Aleviliĝin Kurumsallıĝı” onun bir işletme, ticaret ya da holding anlayışı ve yapısından bahsetmek olası mıdır? Hemen başta Kesinlikle HAYIR!

Ancak bu “’HAYIR’DAN” dahi haberi olmayan, hatta yönetici kadrolarında olan bu “kemiren kurtları”, kurtluĝunu belki dahi bilmez algısı veren niceleriyle (giden süreçte), esas “Aleviliĝin Kurumsallıĝı” noktasında irdelemenin ve onlardan arınılmasının, Aleviliĝin kendine özgün deĝerlerine, erkanları, öĝretisine ve Yol’a “gönül gözü” aşk ile turab olan hizmet verenlerin sorumluluĝu olduĝu inancım nedeniyle, bu konuyu işlemek niyetimi özellikle vurgulamak istiyorum.

40 seneye yaklaşan bir süreçte tüm dünyada olan “Aleviliĝin Kurumsallaşmasında” onun temel özgünlüĝüne baĝlı pek çok deĝerli, etkili süreç gidiyorken örneĝin,  Türkiye’mizde pek çok Alevi dernekleri, Federasyonlarında ve AABK (Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu) bünyesinde (derneklerinden, kültür merkezlerinden federasyonlara) dahilinde de o gelişmeleri engelleyen, yaralayan, törpüleyen ve hatta çürütmeye kadar tehlike yaratan bu “kurtlardan”,  bilinçli eĝitim kadroları oluşturarak ya da oluşmuş kadroların ivedilikle çalışmalarını hızlandırarak onlardan “arınmanın”, elzem olduĝuna inanıyorum.

Çünkü ancak bu sayde Aleviliĝi aşaĝıda da kavramsal tanımı yapılan “genel ya da özel kurumsallıktan” arındırmak, gerçeĝe Hü deyiş kadar nettir.

“Alevi Kurumsallıĝı” ile “Genel ya da Özel Kurumsallık” özü, işlevi, amaçları, erenleri, pirleri, elamanları, gönüllüleri, çalışanları, görevlileri, komsiyonları, kolları, kültürel, sosyal, davranışsal, kuralsal, yönetimsel ve iletişim aĝı boyutlarından tamamen birbirinden farklı hatta zıt oluşumlar, örgütler, yapılanmalardır.

Bu baĝlamda “genel kurumsallık” kavramsal olarak nedir? Önce buna tanım koymak saĝlıklı olacak.

“Kurumsallaşma bir işletmenin, faaliyetlerini kişilerin varlığına bağımlı olmadan sürdürebilmesini ve geliştirilmesini sağlayan bir yapı oluşturması olarak tanımlanabilir”

Aynı zamanda genel ya da özel kurumsallaşma:

“Amaçlara ve hedeflere uygun sistemli bir örgüt yapısının oluşturularak, sistem içerisindeki iş ve görev tanımlarının tespit edilerek yazılması, işletme içi süreçlerin ve yönetmeliklerin oluşturulması, çalışanlara yetki ve sorumlulukların verilerek oluşturulan, sistemin kendi bütünlüĝü içerisinde sorunsuz şekilde işleyebilmesidir”

Bir başka veri ile özel ve genel kurumsallaşma: “Bir şirketin, ticaret kuruluşunun kişilerden bağımsız olarak standartlara, prosedürlere sahip olması; değişen çevre koşullarını takip edecek sistemleri kurması ve gelişmelere uygun olarak organizasyonel yapısını oluşturması; kendisine özgü selamlama biçimlerini, iş yapma usul ve yöntemlerini kültürü haline getirmesi ve bu sayede diğer şirketlerden ayırt edici bir kimliğe bürünmesi sürecidir” diye de tanımlanmaktadır.

Kısaca kurumsallaşma, kurallara, ilkelere bağlı bir sistemin varlığı anlamına gelmektedir. Bu genel kurumsalıĝın olmazsa olmazı kişilerin ya da o kuruma baĝlı olanların (maddi/manevi) çıkarı, kazancı,  olmasıdır. Buna ek olarak ise diĝer bir olmazsa-olmazı hiyerarşiye baĝlı yönetimi ve yöneticileriyle bir “başlam ve sonuçtan” ibarettir. Bu genel ve özel kurumların ise deĝişmez amacı ve odaĝı ürettiĝini ya da pazarladıĝını tüketmek (satmak) ve “kâr”dır.

Genel kurumsallaşma tanımına ilişkin yukarıda tırnak içinde olanları kısa bir internet ve ‘google” araştırmasıyla daha çok örneklerini bulmak sanıyorum zor olmasa gerek.

Şimdi biraz “genel ya da özel kurumsallaşma” ile “Aleviliĝin Kurumsallaşması” arasında ne denli zıt ve uçurum olduĝunu görebiliyor muyuz?

Özellikle çaĝımızda “ALEVİ KURUMSALLIĜI kavramsal olarak tanımı bence,  bir yönüyle bir “sonuç” deĝil, bir  “süreç” ile sonsuzluĝa”olan sürekli kendi özüne baĝlı ve yöntem anlayışı ile hiyerarşi deĝil (görevsel, fonksiyonel, alanında sorumluluk odaklı), düz (taban) bir yapıya sahip ve bu kurumsallıĝın dönüşümünü, dinamiĝini koruyan, geliştiren ve Yol’a talip olan gönüllüleriyle oluşmuş bir yapılanmadır.”

Ayrıca bu kurumsallaşma bir “sistem” deĝil, bir “bütünlüĝü” bünyesinde taşır.

Bu Alevi Kurumsallaşmanın örneĝin olmazsa olmazlarından biri, örgütlülük bazında (ki bu Alevi örgütlülüĝü; dernek, kültür merkezi ve enstitü ve benzeri)  ibadeti, ritüelleri, erkanları dahilinde soyutluluĝunda deĝil, günlük yaşamın bizzat somutluluĝundadır.

Belki kıyaslama dahi yapılamaz olsa da ancak,  tanımın tam netleşmesi için, şu örneĝi vermek isterim, bir müslüman namaz kılar ve onunla o günün varsa günahından arınmışlıĝı anlayışı genele yayılmıştır ve özellikle cahil/yobazlar sadece namaz kılmakla günahlardan arınmışlıĝa inanmaktadırlar. Ya da bir katolik, papaza gider, günahını açar ve o günahından arındıĝını sanar veya bir protestan Pazar günkü ayine gider ve sanki tüm kötülüklerden arınmış, dünyanın sevilen insanı olmuştur.

Ama bunlar günün somut gidişinde o kişinin işi, aşı, iletişimi, yaptık-ettikleriyle; namaz kılmışlık ya da “günah çıkartmışlıkla” iyi, dürüst, vicdanlı, namuslu ve benzeri nitelikte kişilik olduĝuna bir gösterge, kanı ve gerçekliĝi olabilir mi?

Lakin yaşamın günlük soyut ve somut gerçeĝinde hiç te onlarla diyelim ki hırsızlık, adaletsizlik, sümürü, baskı, zulümün yaklaşık 2 bin senden bu yana bitmediĝi gibi daha da insanlıĝın kendine ve doĝasına, doĝaya yabancılaşması, Amerika ile Afrika ya da Avrupa ile Asya’daki toplumların kendi içinde ve aralarında olan yaşamın, doĝanın ve çevrenin parçalanıp- harap edilmesine kadar insanlık deĝer yargılarının da uçurumlar olduĝunu sanıyorum hepimiz biliyoruz (gerek müslüman ve gerekse hristiyan gönülden kendi inancına baĝlı diĝer farklı inanç ve doĝaya, vara saygılı inanan milyarlarca insanı tenzih ederek).

Oysaki Alevi İnancı ve yaşam anlayışı sadece bir ibadetten* ibaret deĝildir. – Ki sadece bir inanç da deĝildir; ama inanç deĝerini bünyesinde taşıması, yaşamasından onun biçimi ve dili, hırs ve kin-kibirden uzak olması, tutumu, davranışında, dürüstlüĝune, kendi alın teri ve emeĝinde, “kamil insanlıĝa” pişmeye yönelmiş ve hoşgörü nitelikleri eylemlerinde ayrıca; sıkıntı ve sorunları, işi, aşı, uĝraşıları, sanatı, kültürü, muhabbeti ile tam da günlük yaşamın bizzat içindedir.

Onların somutluĝunda, baĝlantısında, nefsinden arınması, kardeşliĝi, eşitçe paylaşımı, vicdanı ile an be an günlük yaşamın tam da ortasındadır. Onlardaki tutum-davranışların tümü insanlıĝın (Aleviliĝin) gerçekliĝinde “iyi” insan olunmasında ancak somut bir veri olarak görülebilir.

Aleviliĝin insanlık özünde ölçüm, ibadet etme, ceme gitme, yası matem de kurban etme ve benzerilerle deĝil, bizzat, bereyin an be an gün be gün nefsiyle ve onu kendine, çevresine, topluma yansıtmasıyla baĝlantılıdır.

Ancak gelin görün ki, burada yeri gelmişken örneĝin, kendi kişisel hırsına kapılmış bir toplantıda dahi hırslı, kendine hakim olmayan, dışlama ve devamlı kavga etmeye odaklı (işte bunları da sözüm ona, bir sert eleştiri mantıĝı ile deĝerlendirmelere kadar) kendini yoklamaya dahi gerek duymayan, fikirle, birlik, bizlikle edep-erkanla deĝil, devamlı kişisellik ve kişilerle uĝraşan yönetici diyelim ki bir dernek yönetiminde bir ya da iki şahsı düşünün?

Çoĝumuz biliyoruz ki bu anlayıştakilerle ne o dernek, federasyon ya da hangi Alevi örgütü olursa olsun bırakın şu yukarıda vurgulamaya çalıştıĝımız “Alevi Kurumsallıĝını” inancı, sanatı-kültürünü, toplantısı edep-erkan anlayışı ile onları oluşturma, organizasyonu, plan-programını, geliştirme ve eylemlere, etkinliklerine dönüşmesi çalışmaları yapmayı; bir spor kulübü, hayır kurumlarında veya bir küçük işletmede dahi olan “huzur ve güven” ortamını saĝlamak dahi mümkün olmamaktadır.

Bu olmadıĝı gibi üstelik maalesef o anlayışta olan Aleviliĝı o “içten kemiren kurtlar”, Alevilikte bilinen kuralları, meydana çıkmayı, dara durmayı edep-erkanlarından da yoksun, kimi üyeleri hatta dedelere varan boyutlarla onların aforoz edilmeleri, dışlanmaları ile ve devamlı muhabbet ve toplantı, etkilikleri provoke etmeke meşgül olmaktadırlar.

Bu eylem ve anlayış içinde olanları bariz şekilde davranış kalıplarından da izleyebiliyorsunuz. Somut örnekle bu tipler yıllarca diyelim ki hatta 15 ya da 30 seneyi aşmış dernekte gönüllü çalışmışlıktan dem vurarak; Narin Gülçiçeĝi, Güler, Şenay Analar, sosyal antropolog Hasan Harmancı, sosyolog İbrahim Ergin, Doĝa doktoru Yaşar Yılmaz, Hıdır Çam (Deruni), yönetmen senaryonist Hüseyin Aydın, yazar Erdal Yıldırım ve Erdoĝan Aydın, doktor Yüksel Özdemir, Mehmet Turan, Haydar Buĝa, Bülent Yaşar, Ali Koçak, Tacım Taştan, Hamza Takmaz, Mustafa Mısır, Hasan Erkişi, Kazım Dursun, Musa Kazım Engin, Adnan Cangüder, Ali İnan, İbrahim Kılavuz, Turgut Şahin, Mehmet Taş, Adıgüzel, Hayrullah Güneş, İsmail Emre, Yüksel dede, Hüseyin Gazi pirlerimiz, Sadık Erenler yazar ve erenimiz, Dertli Divani Baba,  yazar Ali Yıldırım erenimiz, Mehmet Ali Demir, Hasan Subaşı,  Hayrettin Kızılkan, Ali Göl,  Ali Rıza, Yol/Cem aşıklarımızdan Gani Pekşen ve Zeynel Demir, Cafer Kaplan, Nusret Oral, Ali Haydar Umut, Piro Hasan Kaplan, Enver Cemal Şahin, Efe Engin ve daha nice pirlerimiz, yazar Abbas Tan ve nice Yol erenlerimiz ve  Aydın Can gibi kimi nice aydın ve deĝerlerimizden örneklerini verebileceĝim Yol Önderlerimizin mutlaka bir ya da bir kaçında pirlerimizin, alan araştırması yapan felsefeci ve yazarlarımızın defelarca muhabbetlerine, Cemlerine, dinletilerine katılmalarına raĝmen hâlâ, bir canımız Hakk’a yürüdüĝünde, “mekanın cennet olsun” demelerinden ya da Hz Ali, nin elinde kılıçlı fotograflarıyla poz vermelerinden, hemen İslamın içi mi, dışı mı tartışmalarını açmalarından, Aleviliĝin kendine özgün bir İnanç Yaşam Felsefesi olduĝu odaĝında Aşıĝını, Yol önderi, aydını, piri, anayı, dedeyi ve Alevi Kurumsallıĝı yapısına uygun örgütte gönül gözü ve gönüllü, üreten örneĝin Turgut Öker gibi emek vermiş bir yönetici canımızı taşa tutmasından, katogorize etmesi ve altını dolduramadıĝı suçlamalar yapmasından ve özellikle Aleviliĝin, demlenerek, okuyarak, pişerek olunacaĝını bir türlü içselleştirmeden de uzak olanların ne yazık ki sayıları da az olmayacak miktarda, hırsları ve nefislerine hakim olmayacak boyutlarıyla “Alevi Kurumsallıĝının” sanatı-kültürü, erkanları tüm deĝerleriyle işlenmesi, yerleşmesi, yapılanması ve inşasına engel olan içimizde ki çıban ve yaralar evet, Alevi Kurumsallıĝını “içten kemiren kurtlardır”

Alevi dernekleri, kültür merkezleri, Federasyonları, Konfederasyonları ya da bir başka oluşumlarda yüzbinleri milyonları bulan samimi olarak Yol’da Alevi olmaya talip olunmuş ya da içeriĝini henüz bilmeyenlreri (Aleviliĝin özellikle 1500 yıllarıyla başlayan asimilasyon, baskıya uĝraması ve uzaklaştırılması nedenlerine baĝlı) şu yukardaki tiplerden tenzih ederken, ayrıca o tipler nedeniyle hâlâ Alevi örgütlerinden de uzak duran ya da ayrılan yıĝınlarca canlarımız da bulunmaktadır.

Ek olarak, yazdıĝı ya da yazdırdıĝı bir metni okumadan Aleviliĝi dahi tanımlayamayan, sanatı, kültürü, deĝerlerini daha da çok kişisel sürtüşmelerle, topluma yansıtmayan, yansıtamayan, plan ve projeleri üretemeyen, üreteni de engelleyen, Aleviliĝin özünde, erkanları ve öĝretisinde iki cümle dahi kuramayan, birleştiricilikten uzak, böl parçala mantıklı ve ama Alevi kurumunda kendilerini Hakk’a Uĝurlama Erkanından, İnanç Yol Erkan Kurullarına neyin nasıl olacaĝına kadar yetkili sanan o yönetim kadrolarını işgal eden bu “içten kemiren kurtlardan” hızlı bir süreçte arındırılmaları, “Aleviliĝin Kurumsallıĝını” inşasında ve sürecine geleceĝe (gençlere) taşınmasında elzemdir.

Aleviliĝin kurumsallaşması (örgütlenmesi aşamasında) inşası ve yapılanması köyünden, kasabasına, metropollerden, Avrupa ve tüm dünya’da CemEvlerinden-Kültür Merkezlerine, Derneklerinden-Federasyonlarına kadar Aleviliĝin kendine özgünlüĝü deĝerlerine; inancı, yaşam deĝerleri temeline baĝlı fonksiyonel işlevindeki tüm bireylere, canlara genişlemesi ve derinlemesine içsellik (gönül gözü) gönüllülük ve bilincinde (düşünsel ve stratejik) yer edinmesi odaklı olan iletişimler aĝının bütünü, daha da doĝrusu, bütünlüĝüdür. Burada ne kişisel ne de çoĝul ya bütünlük olarak örgüt içinde olmak, hizmet etmek bir  (maddi/manevi) “çıkar” deĝil, bir yürekten gelen hizmet ve Yol’a, davaya, “Alevi Kurumsallıĝı” ile Rıza Şehrimizi nihayetinde kurmaya bir “katkıdır”.

Bu katkı ise başta canın ya da derneĝin veya federasyonun kendine (örneĝin pişmesine, piştikçe arınmasına, arındıkça Rıza Şehrine yönelmesine) Yol’a hizmet ile katkıdır ve bir birini tamamlamadır.

Bunlar Aleviliĝin aktarımı, öĝretimi, erkanları, nefesi ve lokması, batın-i deĝerleri, Cemi, Yol Muhabbetleri; Yol aşıĝından, rehberinden, mürşidine, pirine, talibine; canın cana-canana, talibin pire, pirin topluma, toplumun yaşama, yaşamın nitelik ve kalitesine, eşitliĝe, barış ve kardeşliĝe, eşitçe bölüşümüne, özgürlüĝe, çevre temizliĝi, güzelliĝi ve Doĝa ile kucak kucaĝa varları, varlıĝı sürdürmeye çekirdiĝinden meyvesına ya da bir gözesinden kaynaĝa, kainata, topraĝa, suya, havaya, ateşe kısaca, tüm bunlarla bir birleriyle iç içe olan katkıdır, tamamlamadır ve bir bütünlük etkenlerinin tümüdür.

– Ki bu aĝ, bir “hiyerarşik iletişim” aĝı deĝil, “tabandan-düz/doĝrudan/eşitsel bir iletişim” birbirleriyle iç içe olan yapısıdır. Bu düz/doĝrudan, eşitsel” iletişim aĝı ise batın- ı deĝerleri beraberinde işlevselliĝi ve konumu odaklarında Pir, Mürşit, Rehber, Talip bütünlüĝüdür.

Bu bütünlük içinde iletişimler direktir ve iç içedir. Bir diĝer anlatımla, Pir ile Talip arasında, bir başka merci yoktur.

Tüm bu Alevilik katmanlarında, yönetim anlayışı ve işlevi, kültür, sanat, inanç, sosyal-siyasal iletişim ve etkinliklerde “Alevi Kurumsallıĝı” bu bütünlüĝün esintisi temelinde ve “Alevi Kurumsallıĝı”  bu deĝerlerle ancak kendini yansıtır, gösterir ve odak budur. Bütün etkinlikler, çalışmalar, hizlemetler, komisyanlarla o odaĝa yöneliştir.

Metinin sonuna yaklaşırken konumuz olmasa da bu yazının içeriĝinde de “Kendine Özgün ve Kendine Has Aleviliĝin” bizzat Aleviliĝin (Kurumsalıĝında) kendisi olabileceĝinin altını çizerken, kendilerini Alevi olarak bir başka inancın özünde görenleri, bir başka (tek Tanrılı) inancın kolu, yanı, dalı, tarikatı, mezhebi sananların zaten içerik olarak “Alevi Kurumsallıĝı” ile de pek işlevleri, baĝlantıları, yapıları olmadıĝını/olamadıĝını/olamayacaĝını da özlellikle vurgulamak istiyorum.

İç ve dış asimilasyonu da tetikleyen, ortam hazırlayan, hatta Aleviliĝin kendine özgün inanç ve  deĝerlerinden uzaklaşmasını kamçılayan “bu içten kemiren kurtlardan” arınarak, gönül gözü, mantık süzgeçleri ile Yol’a talip olan nitelik ve nicelik olarak çoĝunluĝundaki nice deĝerlerimizin, canlar ve erenelerimizin dinamiĝiyle 21 yüzyılda gerçek Alevi Kurumsallıĝının saĝlam inşasının gerçekleşeceĝine ve geleceĝe (gençlere) aktarılacaĝına güvenimiz, güçlü insan kaynaĝımız ve enerjimizin sonsuz olduĝuna inancım daimdir.

Alevi Örgütlülüĝü ya da Kurumsallıĝının içerikte ve demlenmesine **İrilik, Dirilik, Birlik Gerçeğine Hü.

Muhabbetim ve sevgilerimle,

Nadir Sayın (Pirce)

*Alevi İbadeti:

Cem olmak, Yol Muhabbetine katılmak, “Dar’a durmak”, “Meydana çıkamak” Yol’a hizmet ya da “lokma” vermek, Alevilik eĝitimini almak, “görgüden geçmek”, Pir (Ana/Dede) Mürşit, Rehber, Talip, Yol Âşıĝı bütünlüĝünde demlemek, dinlemek, sohbet etmek Alevi ibadetleri sayılacaĝı gibi aynı zamanda: çalışmak, yazmak, okumak, araştırmak, düşünmek, emek, üretmek, karşılık beklenmeyen yardım, dayanışma, paylaşma, gönül gözüyle insana, doĝaya, varlık ve nimete, kainata Aşk, sevgi, hoşgörü ve yeri geldiĝinde çile-acı, sabırın, Hakk anlayışı ile Hızırımız ile yoldaşlıĝın (tüm bunların bir bütünlük  içerisinde) Alevilikte ibadet olarak görülebileceĝi inancındayım.

 

**İrilik, Dirilik, Birlik Gerçeğine Hü

*1.

Taht için kürk giyip içe tașıyan

İç çatıșmasıyla kibir takandır

Hakk’ın sevdasına bizle ıșıyan

Erenler yolunda așkı yakandır

**2.

Ṣecere yolundan soya doyanlar

Kan dinle beslenen batıl oyanlar

İnsanlık narına âşık olanlar

Gönül Yol’unda așka ayandır

***3.

Kimi bașkan kimi yöneten onlar

Sansınlar ipekten kumașlı donlar

Hakkın hizmetine bizleri anlar

Nimet lokmasına ekin biçendir

****4.

Feodal kazanı üstünde hava

Hınzır kadıyla kul gelir ava

Hakkın adâletine mürşitle davâ

Divan temeline vicdan çakandır

*****5.

Hoșgörü sevgisiz irilik dersen

Anlamaz erkândan edebi sersen

Hakkın vücuduna gönülle varsan

Birlik bütünlüğe demi içendir

******6.

Enel Hakk desen yerde bulmazlar

Nesimi nedendir soru sorarlar

Hakk’la insanlığa karșı durmazlar

Kainat gönlünde engin akandır

*******7.

Kuranla bulușan yezit nihayet

Paslanacak iki baş kılıçlı ayet

Hakkın deryasıdır öğreti niyet

Gerçeğin katında Veli seçendir

********8

Ası(i)l kimliĝini insan görmezler

Cinsiyet diyerek cengine girerler

Canlarda cananı engin bilenler

Dişil – eril felsefemizde erenlerdir

*********9.

Dönüșüm varında Pirce’ye geldim

Erişmiş kabımda devriye buldum

Gerçek varındaki güldedir derdim

Yoldaș halklarla Hakk’ın içendir.

*1.

“BenIik davasını bırak, muhabbetten oIma ırak.

Sevgi iIe doIsun yürek hoşgörüIü oImaya bak..”

Yunus Emre

**2.

“Bilimden gidilmeyen Yolun sonu karanlıktır”

Hünkâr Hace Bektaş Veli

—–

“Beni hor görme gardaşım

Sen altınsın ben tunçmuyum

Aynı vardan var olmuşuz

Sen toksun ben açmıyım”

Aşık Veysel

***3.

“DervişIik oIsaydı tâc iIe hırka

biz dahi aIırdık otuza kırka..”

Yunus Emre…

****4.

“Dünya kadısından ben sorulmazam

Kalsın benim davam divana kalsın”

Pir Sultan Abdal

*****5.

“Seninle içilen şarap helaldir,

Sensiz içtiğimiz su bile haram.”

Hayyam.

******6.

“Kâh çıkarım gökyüzüne Seyrederim âlemi

Kâh inerim yeryüzüne Seyreder âlem beni”

“Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi

İblisin talim ettiği yola minnet eylemem”

Seyyit Nesimi

*******7

“Dünya kainattan kopup gelirken

Adem miyim hayvan mıyım ben neyim?

Adem ile Havva vücut bulurken

Cennet miyim, şeytan mıyım ben neyim?

Aşık Mahzuni Şerif

*******

“Zalime baş eĝemez boyunu anla

Halkınla pirinle nefesi canla

Hüseyin’i sembol gördüĝün anda

Hak gökte deĝil yerdedir yerde

Hak gökte deĝildir serdedir serde”

Nadir Sayın (Pirce)

********8

Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde

Hakkın yarattığı her şey yerli yerinde

Bizim nazarımızda erkek kadın farkı yok

Eksiklik noksanlık senin görüşlerinde

Hace Baktaş Veli

——–

“Yağmur gibi yağar bașıma tașlar

İlle dostun gülü yaralar beni”

Pir Sultan abdal

********

“Bizi düşmanın attığı taş değil, Dostun attığı gül yaralar”

Hallacı Mansur

 

Nadir Sayın, Pirce

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir