Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

İKİZDERE…

1973, Eylül
Of’dan öğretmenlik yapacağım köye, Yayvanoba Yaylasına gidiyorum…

Bir Kamyon…
Çuvallar dolu…
Çoğu un çuvalı..
Üzerinde naylon…
Üzerinde yığınla insan…

Of’tan yola çıktık…
Rize’ye doğru…
Gidiyoruz…
Sağımız Yeşil…
Yamaca doğru yoğunlaşarak artıyor Yeşil…

“Yeşil” sözcüğü yetmiyor
Karadeniz “Yeşilliğini” anlatmaya…

Solumuz Kardeniz…
Gidiyoruz Kamyon üstüde..
Un çuvalları ile sallana sallana…

Panorama muhteşem …
Sağa bakıyorum…
“Yeşlik” dağlara doğru tırmanıyor…
Sola bakıyorum, Karadeniz, köpürmüş çırpınıyor…

Bir Dereye varıyoruz
Kamyon sapıyor sağa doğru …
Yeşil, Yemyeşil’e, daha yeşile dalıyoruz şimdi..

Kardeniz arkada yavaş yavaş uzaklaşıyor…
Kayboluyor …
Üzerindeki bulutlar eşlik ediyor bize, hala…

Yeşil bir deryadayız, gidiyoruz yukarıya doğru…

Kamyon artık ağır, çok ağır gidiyor…
Yeşiller arasından rampada…
İnip yürüsem geçeceğim kamyonu..
Kıvrıla kıvrıla gidiyoruz yukarıya ..
Bir dere akıyor, solumuzdan aşağıya…
Yeşiller arasında nazlı nazlı…
Gözüm ile bakıyorum
“Kamyon üzerindeki Yoldaşın” birine..

“İyideredur…”
“Yarusu Bizumdur.
Yarısı Rizenundur…”
Anlıyorum:
Trabzon-Rize Sınırı ve atışması..

Yeşilin fırsat verdiği kadar toprak yol…
Kamyonun üstünde toprak gözükmüyor…
Yeşil sağdan soldan yola hücum halinde…

Yeşil Yeşil Yeşil…
Aşağıda Dere akıyor Yeşil…
Sağımda orman Yeşil…
Yukarıya dağlara bakıyorum…
Gözün görebildiği her yer…
Yeşil…

Derenin sağ yamacında tırmanıyor kamyon dağlara, yaylalara, Yeşillere …

Gözüm Kamyonu da Yeşil görüyor gayrı…

Derenin sol yamacı… izliyorum…
Bizimle birlikte yükseliyor o da Yeşil Yeşil…

Yamaçlarda ince, uzun, ağaçlar…
Düzgün ağaçlar…
Hani Yunus eğri odun taşımıyordu ya Ocağa…
Bu ağaçlar olsa gerek…

“Kızıl ağaçdur da”

Ağaçların arasında
Yamaçlarda uçsuz bucaksız yeşillikler, “büyümüş” çayırlıklar sanki…

“Çaydur da…”
“İçtiğimiz siyah çay?
“Öncesu böyle Yeşildur da…”

İlk kez görüyorum “demli Çayı” Yeşil deryasında…

Yağmur yağıyor Yeşil deryaya…
Yağmur da Yeşil gözüküyor zaten..
Yağmurun sesi
yeşil yapraklardan yansıyor:
“Yeşil Senfoni”,
bastırıyor Kamyonun inlemesini…

“Bu baharda çok yağar bereket …”
Anlıyorum.
En çok yağış Sonbahar’da..

Kamyon dere boyunca duruyor, birileri iniyor, devam ediyor, duruyor, birileri iniyor…
İnen yok oluyor “Yeşil”de…

Yamaçlarda,
“Yeşil” fırsat verdiği kadar, evler görüyorum…
Evler de Yeşile vermiş sırtını…
Tek tek dağılmışlar Yeşil deryaya…

Kamyon durdu….
İndim…
İndirdim yatak yorgan dengimi…
Kahve-bakkal arası bir yapı yol kenarında…
Sırtı Yeşile dayalı, kapısı penceresi İyidere’yi gözlüyor aşağıda…
Yeşil arasında..
“Yarisu bu yanadur” ya…

“Eşyanı göndeririz Öğretmen bey…
Bu uşak götürür Seni yukarıya okula …”

“Öğretmenim burdan çıkacağız yukari…”

Boyu benim kadar..
Yaşı 16…
5 sınıftaymış…
Belinde Tabancası..
Ben 17…
Öğretmeniyim şimdi Tabancalı kardeşimin…

Tırmanıyoruz patikaya yukarıya…
Patika gözükmüyor Yeşilden…

Ayaklarım çamur içinde, kaldıramıyor çamuru zaman zaman, ama çamur da görünmüyor Yeşil’den…

Yeşil, yemyeşil, kızılağaclar, karaağaçlar karşılıyor bizi…
Kendisi Yeşil,
adı karaağaç?…

Ve Yemyeşil “Çay Deryası”…

Çıktık epeyce…
Tepeye vardık Yeşil …
Düzlüğe vardık, Yemyeşil…

Durdum Tepede..
Geriye dönüp baktım Karşıya…
Çok karşıya….
Yeşil bir Okyanus…

Öğretmenim Karşisu:

İKİZDERE…
….

Bir yıl sonra, Bir Ekim Günü o güzelim Yeşil coğrafyadan ayrılırken;
öğrenci olarak Almanya’ya gelmek için öğrencilerimden ayrılırken;
Yine O Tepede,
aşağıya inmeden önce seyretmiştim uzun uzun Karşıdaki Yeşil Okyanusu:

İKİZDERE…

İşte Şimdi Doğa Katliamı yapılan
İKİZDERE’nin Çığlığı
beni 47 yıl öncesine götürdü,
O Yeşile, Yemyeşile…
Yeşil Okyanusa…

Kardeniz Kadını Direniyor Yeşili için,
peştemallı…

Kardeniz Kadını Direniyor
Suyu için,
Yazmalı…

Kardeniz Kadını Direniyor,
Arısı balı, yeşili dalı, deresi çayı, börtü böceği, gülü çemeni için…
Başı belalı…

Kardeniz’in Yükünü
Kardeniz Kadını taşır…

Kardeniz Kadını Direniyorsa…
Kardeniz direniyor…

Karadeniz Kadını Kardeniz gibidir…
Çırpınırdı ya Karadeniz…
Şimdi “Çırpınma nöbeti: Karadeniz Kadınında…

Duyun, Duyalım, Duyuralım
İKİZDERE’den gelen bu “Ulu Sesi”…

Ses verelim haykıran Seslerine,
El verelim “çırpınan” Ellerine…

*

Direnişteki Karadeniz Kadını soruyor:
“Marjunal nedir Uşağım…”
“Marjinal Teyze Marjinal”
“Kimdur O…?
Nereyedur O…?
Nasuldur O…?”

Niye soruyon ki Teyze… ?
“Ha ‘O’ni bize diyerler da…”
Kim diyor …?
“Devletumuz …”

Söz bitti …

*

Karadenizin “Marjunal” Kadını,
Suyu, arısı, deresi, börtü böceği, gülü çemeni, Yeşil Okyanusu için
Direniyor
İKİZDERE’nin İşkencederesi’nde…

Kardeniz Kadını gaz yiyor, coplanıyor İKİZDERE’nin İşkencederesi’nde…
Direniyor ama..

YEŞİL’i Ceheneme dönmesin diye, direniyor Kardeniz Kadını …

“Karadenizin Yükünü “Küfesi” ile Karadeniz Kadını taşıyor…”

Haydi Güzel Ülkemin Güzel İnsanları…
“Derelerimiz Kardeştir” düsturu ile biraz da biz yüklenelim
Karadeniz Kadının Yükünü…

“Marjunal” Karadeniz Kadını,
Direnişine Saygıyla…

Necati Şahin
18.5.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir