Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Sivas’ın ateşi halen yanıyor

Şiirler tükendi, sazlar sustu, sözler dumanla beraber boğuldu Sivas’ta. Güvercinlerin kanadı kırıktı artık; gökyüzü karanlığa boğulmuştu Sivas’ta. Devletin derin işleri başkanlığı iş başındaydı, yobazları, fasitleri, bekçi ve polisini galyana getirip cahil dincinin eline benzeni tutuşturup, dünyaya bakan penceresinde naklen yayınlar yaparak ölüm ölüm diye bağırarak öfke kusuyordu.. Koca bir Şehir ve ülke aynı sesle inliyor ve ülkenin içine düşen yangın aleviyle yakılırken, hepimizi birde yakıyordu.
Koca bir uğultuya teslim olmuş, yüzüne kara çalınmış bir ülkenin yarattığı vahşetle uyanmıştı dünya.
Yani çağlar öncesi Pirsultan’ı asanlar, o gün torunlarını yakarak öldürmüştü. Acılar kendi süzgecinde süzülürken geçmiş, karanlığa gömülen yalnızlığımıza koca bir yaralı miras bırakmıştı o gün. Yani tarihin taşıdığı acı ve derin izler bizi izleyerek kucağımıza bir ateş topunu daha düşürmüştü. Acıların bilincinden süzülüp gelen çıplak şiirler dolaşıyordu dumanların içinde. Her sefer öfkeli dedikleri şeriatçı kesimin tekbir sesleriyle kuşatılan koca bir ülke, ateş içinde yanmaya yakılmaya devam edilerek seyrediliyor olmasının manasını gün geçtikçe daha iyi anlayacağımızı sağlıyordu. O nedenle Sivas’ta sadece ”madımak oteli” yanmıyordu, içimizde geçmişimiz, günümüzde yarınımız da yanarak ölüyor ve öldürülüyordu.
Yaşamımızda rahatsızlık duyanların ve bu düşmanca kin duygusuyla din üzerinde besleyip ülkenin ortasına bombayı koyan sistem ve devlet yapısı, Sivas’ı ateşe verirken, bugüne geldiği noktanın fişeğini de yakmış oluyordu.
12 eylül karanlığından sonra ki süreçte Sivas ateşine düşen payını almış, 33 aydını yakarak daha çok zulmünü artırmış, Kürtlere, aydınlara ve ezilen halklara yönelmeyi güçlendirmiş, köyler yakılmış, Şehirler kuşatılmış, zindanlar doldurulmuş, işkence ve devlet terörü nefes aldırmadan yakıp yıkarken, sürgün ve ölümlerin ardı arkası kesilmeden geliyordu
Ülke taa o günde itibaren çeteleşmiş ve daha sonra dini grup ve tarikatların eline geçirilmiş olarak gerçek bombayı fetö üzerinde patlarken, devamını Erdoğan ve Bahçeli üzerinde sürdürmüş ve eski karanlık güçler tekrar sahaya çekilerek ülkeyi talan ederek ele geçirmiştir.
Oysa Sivas’ta karanlığa bir mum yakmak için bir araya gelen ülkenin gözde aydın ve sanatçıları, semah dönen gençleri, şiir yazan ozanını, Pirsultan’a gidenlere kendi karanlığında boğarak yakmış ve koca bir utancı tarihin sayfasına yenide gömmüştür.
Hepsi pırıl pırıldı, ülkenin koca aydınları ve bilgeleriydi. Yani aydın bir kuşat katledilmişti.
Ellerinde sazları, yüreğinde şiirleri, dillerinde haykırışları ve bizlere kalan koca bir acının mirası kalmıştı.
Oyunlar hep aynı, tuzaklar hep aynı, düşmanlar hep aynı, sistem ve karanlık faşist devlet hep aynı. Kişiler değişse de düşmanlık aynı kalarak ve gün geçtikçe daha büyüyerek zulmüne devam ediyordu.!
Yani bin yıl öncesine kadar neler olduysa bin yıl sonrası da aynı hüküm, aynı gericilik ve yobazlıkla insanları yakarak yok ediyordu.
İsa’yı çarmığa, Pirsultanı ve Bedreddini darağacına, Mansur ve Nesimi’nin derisini bedeninde sıyırıp parçalayanlar, Denizleri idama götürenler, Mahir ve İbrahimleri katleden el aynı el, düş aynı düş, akıl aynı akıl düşman aynı düşmandı. İşte Sivas ateşi böyle bir ateşle dumanı yükselmiş, böyle bir acıyla Maraş ve Çorumda miras alarak büyümüştü. Bugün olduğu gibi halen Sivas yanıyor.!!
İpek Bayrak.
1.7.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir