Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

YÜREĞİN DİLİ OLSAYDI PİR HAKKA NEFES OLURDU

– Yüksel Yıldırım –

Belki beni bu düşünce ve tavrımdan dolayı linç girişiminde bulunacaksınız ama ben hakikate ant içtim buna da ikrar dedim…

Her türlü eksiğimi yol diliyle söyleyene aşk ola ama yol dışı diler sahibine mahsustur şimdiden şöyleyim.

Hani Pirlerimiz demiş ya ne ekersen onu biçersin…

Peki sizce mahsullümüzden memnun değilsek tarlaya kızmanın bir lüzumu var mı…

Bizim kalemşörlerimizin yazdığı kitaplara bir bakın sözde Alevilik (yol) tarihini yazılmışlar…!

Hangi yazarın kitabı İslam tarihinden evvelki tarihe değinmiş,,!

Yazan olan çıkmışsa da sistematik olarak linç edilmiştir…

Kabul gören islam üzerinden aktarılan tarihtir…

Bununda % 90’nı İslam tarihidir, bu da Alevilik diye topluma yutturulmuştur…

Aslında Alevilik adı altında İslam yedirtilmiştir…

Kalemini sistemin kapitaliyle finanse eden akıl hakikat yazabilir mi hiç idrak bile edemedik, şimdide ah Hüseyin vah Hüseyin…

Hani diyoruz ya  diyanetin haddine mi bizim inancımızı tanımlıyor…

Peki bizim sözümüz ile özümüz bir mi…

Bir aklımızı önümüze koyalım ve düşünelim…!

1.8 milyar Müslüman yaşıyor dünyada, dinini öyle veya böyle tanımlamış kuralı iştahtı belli ve din literatüründe böyle geçmiş…

Biz ister beğenelim ister beğenmeyelim

Peki Biz ne yapıyoruz…!

1- Esas İslam’ın özü biziz deyip dinlerini ellerinden alıyoruz…

2- Bu Osman’ın yazdığı kuran esas kuran değil Ali’nin el yazmalı kuranı esas kuranımızdır ( ki öyle bir kanıtta yok) deyip ellerinden alıyoruz…

3- Adamların peygamberini kırkların kapısına koyup içeri almıyoruz, ve onu Alevi Mürşidi yapıp Cem’e alarak sahipleniyoruz…

4- İmamlarını alıp yolumuza server başım Ali’dir deyip böylelikle imamlarını da ellerinden alıyoruz…

5- Baş kesen Şeriat kılıcına Zülfikar deyip ona da el koyuyoruz…

6- Alevi tarihini cemlerimizde toplumuza anlatırken %90 İslam tarihi üzerinden anlatarak tarihlerine de el koyuyoruz…

7- Peygamber zamanında cami yoktu irşat muhabbet ortamları vardı deyip mescit ve camilerini de yok sayıyoruz…

8- Diyanet in başındaki zatları ve hocalarını Cem evlerine getirtip saygı duymadığımız Osman’ın kuranını alıp karşılığında Zülfikar’ı verirken böylelikle ikinci defa kutsal kitaplarına el koyuyoruz…

9- Cenaze Erkan’ı yerine cenaze namazıyla insanlarımızı öteki tarafa yollayıp ret etiğimiz cennetlerini de ellerinden alıyoruz…

10- Pirlerimizin hırkasını çıkarıp cüppe ve imam kıyafetlerini giyindirerek hocalarını da ellerinden alıyoruz…

Vs.. vs sırala bitmez…!

Ondan sonra da veryansın edip senin ne işin var dergahımız da deyip ortalığı ayağa kaldırıyoruz…

Peki halka ne diyeceksiniz…

Yani etme bulma dünyasıydı ya…

Elbet bir gün cellat kapımıza dayanacaktır gözüm ne sandın…

Biz yukardaki sıraladığım sebeplerden dolayı zaten ayrıyı gayrıyı ortadan kaldırdık be güzel kardeşim…

Bu diyanet niye havraya, niye sinagoga, niye kiliseye gidip ben bura da kuran okuyup namaz kılmak istiyorum demiyor…!

Sen adamın elindeki bütün kutsalı elinden alıp dergahına koyup sahiplenirsen, adamda bir gün kapına dayanır, ibadetini dergahında yaparak , kuranda okur namazda kılar, bizde aval aval baka kalırız diyecek bir sözümüzde olmaz, güzel kardeşim…

Madem ayrı gayrı yok o zaman görelim ne kadar bizdensin derler işte böyle…

Suç diyanete değil bizimdir güzel kardeşim…

Biz önce bir rengimizi, duruşumuzu, sözümüzü net bir şekilde ortaya koyalım hele, bukalemun gibi ikide bir renk değiştirmeyelim hele, boncuk dağıtıp ortamına göre gönülle göre şerbet verme sevdasından bir vaz geçelim hele bakalım hele diyanet kapımıza geliyor mu…!

Herkesin bu konuyu bir aklı selim düşünmesi dileği ile…

Hürmetlerimle

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir