Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Söylemde değil, aslolan pratikte Alevi duruşu sergilemektir

Geçtiğimiz hafta Isparta Cemevi açılışında yaşananlar bizlere bir kez daha şunu gösterdi ki; Alevi Yol’una, öğreti ve erkânına yönetici olmak belirgin bir duruş, inanç ve irade ister. Zalime karsı Alevice duruş da ulularımız, Pirlerimiz ve önderlerimiz gibi seri vermek de dahil, her türlü bedel ödemeyi göze almak ister.
Bu tavır ve duruş da, kendisine sorgulamadan inanan talibin karşısında veya TV ekranlarında bülbül kesilmek değil, gücün, güçlünün, erki elinde tutanın karşısında bedeniyle siper olmaktan geçer.
Birçok önemli görevin başarılamamasında ya da üzerinde önemle durulmamasında temel etken, zalimin toplum üzerindeki hegemonyası, kültürel ve inançsal soykırım uygulamalarına teslim olmaktan geçer.. Düşünmeyen, kendi düşünce doğruluğuyla iş yapmayan insanın pratikte göstereceği tutum, tam da Isparta Cemevi olayındaki gibi olur.
Orada, egemen zihniyetin temsilcilerinden biri olan Belediye başkanının, kürsüye yürüyerek gösterdiği tuttum ve davranış zulmün ve zalimin temsilcisi bir kişinin bilinçli olarak, Alevi örgütlüğüne, Alevi toplumuna ve de tüm Alevilere karşı ortaya koyduğu egemen tutumdur. Bu tutuma karşı sessiz kalmak, asimilasyoncuların, zalimlerin gücü karşısında itaat etmektir. Zalime boyun eğmektir.
Burada yapılan eleştiri ve değerlendirmelerden, olumlu dersler çıkarmak çok önemlidir. Görülüyor ki, orada gerekli Alevice duruşu ve tavrı gösteremeyen yöneticiler, eleştirileri ve eleştirenleri iyi algılayamıyor ve sanki kendilerine düşmanca(!) bir tavır sergileniyormuş gibi kabul ediyorlar.. Bu ise hatanın, eksikliğin büyümesiyle eş anlamlıdır. Böyle bir algılama hem yanlış olur, hem de sorundan doğru sonuç ve dersler çıkartmamak demektir.
Bu ve buna benzer olayların on yıllarca, hatta daha da fazla zamanlardan buyana Alevi inancına ve değerlerine karşı sürdürülen kültürel ve inançsal soykırımla bağını görmek gerekir.
En büyük asimilasyon, düşünce üzerinde, beyin üzerinde gerçekleşen asimilasyondur. Özgürleşmek her şeyden önce bağımsız bir düşünce gücüne kavuşmakla oluyor. Zihniyet devrimini, bağımsız ve derin bir düşünce gücü kazanmak ile olur.
Tabii asimilasyon asimilasyondur, her türü kötüdür. Soykırımı ifade eder, insanlık suçudur. Dil asimilasyonu da, inanç ve kültür asimilasyonu da, ekonomik asimilasyon da hepsi birer insanlık suçudur.
Ancak tahribatı en yüksek olan ise düşünce asimilasyonudur. Zihniyet asimilasyonudur. Asimilasyona karşı çıkıp asimilasyonculara karşı doğru bir duruş sergilemek ise, örgütlü, dayanışmacı ve bilinçli davranmaktan geçer.. Saldırıya karşı yola, öğretiye, dostlara, canlara sahip çıkmaktan geçer.
Ancak üzülerek belirtmeliyiz ki, Isparta’da birçok alanda Aleviliğe, Alevi değerlerine ve top yekun alevi toplumuna yönelen saldırılar, baskılar, hukuk dışı uygulamalara karşı yeterli ve gerekli tepkiler gösteremiyoruz.
Peki bu olumsuzluklar, yetersizlikler, iradesiz tavır ve davranış(lar)ın kaynağı nedir? Neden bu üzücü durumları yaşamaktayız?
Bunun en anlaşılır açıklaması, “Yol’a yoldaş olamayan, ikrarın, “öl ikrar verme, öl ikrarından dönme” olduğunu içselleştir(e)meyen, bedel ödemeyi göze al(a)mayan, Pirlerimiz gibi canı fedaya hazır ol(a)mayan, vicdan devrimi yap(a)mamış, beyinsel koltuk ve egolarına mahkûm olmuş, YOL’a inanmayanların çoğalmış olmasıdır. Bireysel ikballeri için kurum ve makamları işgal eden kimi yönetici bireyler bu yaşanan olumsuzlukların esas sorumlusudurlar.
Isparta’da Alevi kurum yöneticisine, Alevi değerlerine sözlü taciz ve saldırıda buluna Belediye başkanı elbette haddini bilmez bir kabadayı gibi davranmış ve densizlik etmiştir. Ancak söyledikleri ve yaptıkları tamamen zihniyetlerinin bir yansımasıdır. Ve kendi düşünce yapılarına göre de anormal karşılanacak bir yanı da yoktur. Bu zihniyet yüzlerce yıldır aynı şekilde saldırılarını, karalamalarını, baskılarını sürdürmektedirler.
Olayda suçu, suçluyu bu zihniyetin temsilcilerinden değil, kendimizde aramalıyız.
O gün orada Alevi kurum yöneticisinin sahiplenilmemesi, adeta linç edilmesine göz yumulması, orada güçlü bir karşı duruş sergilenmemiş olması esas düşünmemiz gereken eksiklik ve yanlıştır. Suçu başka hiçbir yerde aramamalıyız.
Yolun Pirlerinin ortaya koyduğu ve yol ikrarlığının ortaya koyduğu inanç ve feda kültürü bugün sadece Isparta olayında değil, birçok değişik yerde de yaşanmaktadır. Kurumlarda ve toplumda belli bir temsiliyet ve makam kazanmış kimi bireyler bu mevzileri YOL için değil, kendi bireysel gelecek planlarına uygun bir şekilde kullanmaktadırlar.
‘Süleyman kimse, mühür ondadır’ diyen ve haklı eleştirilere açık olmayan, özeleştiri yapmayı beceremeyen kimileri, anlaşılıyor ki, bir Alevi düşmanı Belediye Başkanının hadsizliğine, saldırılarına karşı durmaktansa, eleştir yapanlara sert bir duruş sergilemeye devam etmektedirler.
Peki tarih boyunca Pir Sultan, Baba İshak, Nesimi, Seyit Rıza gibi Pirler, önderler inandıkları değerler için serlerini verirlerken, bu gün yaşanan, üzüntü veren, endişe yaratan bu olaylarda irade ortaya koyamayanlara ne demeli? Alevi toplumu ve örgütlülüğü bu durumu mutlaka sorgulamalıdır.
Bu iradesizliği, adeta teslimiyeti mahkum etmeli ve bu ezik tavırlardan vazgeçmeliyiz. Bundan sonra hep birlikte doğru ve ilkeli bir duruşu, stratejiyi, taktiği, müsahipçe dayanışmayı ortaya koymalıyız. Pirlerin ve önderlerin bize öğrettiği gibi yaşamaya çalışmalı, gayret etmeliyiz..
Yola, öğretiye, değerlerimize uygun bir duruşu, her durum ve ortamda göstermeliyiz.
Bu durum ve tavrı gösterenlere bin selam olsun
Mehmet Ali Demir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.