Sal. May 5th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

 HDP Milletvekil Zeynel Özen:Kültür Bakanlığı Hacıbektaş’taki Serçeşmemizin işgaline son vermelidir! Video

HDP  İstanbul Milletvekil Zeynel Özen, TBMM Genel Kurulundaki bütçe görüşmelerinde Kültür Bakanlığı bütçe üzerine yaptığı konuşmada, Alevi- Bektaşi toplumun inanç merkezi olan Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı  işgal altında tutulmasına son verilmesine vurgu yaparak, dergahın Aleviler teslim edilmesin talep etti.

 Sözlerine, ”Değerli Milletvekilleri, savaşa bütçe ayırmaktan hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan bu hükûmet, sanata ve kültüre neredeyse sadaka boyutunda bir bütçe ayırmaktadır.”dedi.

 ” KÜLTÜR VE SANAT TOPLUMLAR İÇİN EKMEK VE SU KADAR ÖNEMLİDİR”

Konuşmasında ağırlıklı olarak kültür- sanat  ve edebiyat çalışmalarını toplumlar açısında önemi üzerinde duran Özen, kültür politikası olmayan ülkelerin geleceğini olmayacağını ifade ederek, şunları belirtti: ” Kültür ve sanat toplumlar için ekmek ve su kadar önemlidir. Sanata ve kültüre önem vermeyen bir ülkede toplum ve bireyler demokratik düşünemez, sorgulayamaz, muhakeme edemez. Bir kültür politikası olmayan ülkelerin geleceği olmaz. Bütçeler sadece ekonomik ve mali durumu değil, aynı zamanda, iktidarların siyasal tercihlerini de yansıtır ”diye ifade etti.

”BİR ÜLKEDE YAŞANAN SORUNLARI DİLE GETİRMEYENDEN SANTÇI OLMAZ!”

”Bir ülkenin çağdaş uygarlık düzeyini ve demokrasisini anlamak için o ülkenin kültür ve sanat politikalarına bakmak yeterli olacaktır. Fakat bu ülkede sanatın ve edebiyatın can damarları olan Genco Erkal, Müjdat Gezen ve Orhan Pamuk gibi isimler hedefe konmaktadır. Bu ülkenin tek Nobel ödüllü yazarı Orhan Pamuk’a bile cumhurbaşkanına hakaret davası açılmıştır. Dünyanın her yerinde sanatçılar muhaliftir.

Bir ülkede yaşanan sorunları dile getiremeyenden sanatçı olmaz. Olsa olsa yalaka olur. Ayrıca dilin yasaklandığı bir ortamda kültür ve sanatın gelişmesi de beklenemez. Fakat maalesef ülkemizde tek dil, tek din, tek millet anlayışına dayanan devletin kültür politikası ülkenin farklı kültürlerini inkâr etmiş, gelişmesine de engel olmuştur. Şu an bu tekçi iktidar çok açık ve net; sanatın ve kültürün düşmanıdır.

Bu anlamda, tiyatrolar sahnelerini açarken, maalesef, ülkemizin farklılıkları için perde açmamaktadırlar. Mesela buradan sormak isterim; Bakanlığınızın Türkçe dışındaki kültür ve sanat projelerinin kaç tanesine ve ne kadar destek verdiğini açıklayabilir misiniz?”

‘‘ KÜRTLERİN YOĞUN OLARAK YAŞADIĞI KENTLERDE İNSANLAR SANATA ULAŞAMIYOR!‘‘

HDP’nin Alevi vekili Özen, Kürtlerin sanata ulaşamadıklarına ilişkin dile getirdiği düşüncelerini şöyle ifade etti: ”Bugün biz Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı kentlerde insanlar sanata ulaşamıyorlar. Özellikle kendi dillerinde, kendi öz kültürleriyle sanatlarını yapamıyorlar. Kürt kentlerine atanan kayyımlar atanır atanmaz yaptıkları ilk iş; Kürtçe sanat üreten kurumları kapatmak oluyor. Mehmet Uzun, Ahmedi Xani, Cigerxun gibi büyük değerleri çıkaran Kürt dilini görmezden gelip, baskılayarak bu toprakların kültürüne ve sanatına bir faydanız olmaz. Biz Kürtçe bir deyişimizde deriz ki; ”Dar li ser koka xwe, mirov li ser zimanê xwe şîn dibe” Yani Türkçesi: ” Ağaç kökü üzerinde, insan dili üzerinde yeşerir.” Dilinden uzaklaştırılan insanları kökünden de uzaklaştırmış olursunuz.”

 

 

‘‘ ÜLKEMİZİN ÇOK DİLLİ YAPISINA UYGUN BİR KÜLTÜR VE SANAT POLİTİKASI OLMALIDIR!‘‘

Türkiye’nin bir haklar, inançlar ve kültürler bahçesi  olduğu gerçeğinden hareket eden Özen, ülkenin çok dilli yapısına uygun olan bir kültür ve sanat politikasının oluşturlmasının birliği ve daynışmayı pekiştireceğine dikkat çekerek, şunları belirtti: ”Bu anlamda ülkemizin çok dilli yapısına uygun bir kültür ve sanat politikası olmalıdır. Zira, bu ülkede yaşayan bütün yurttaşların Kürt’ün, Türk’ün, Çerkez’in, Ermeni’nin, Süryani’nin, Laz’ın- ödediği vergilerle Kültür Bakanlığı bütçe oluşturmaktadır. Sadece bir yapıya ait kültürün ve sanatın icrası ülkeyi ayrıştırır ve kaynaştırmaz.”

” MÜZİSYEN GECİM  SIKINTILARIYLA KADERİNE TERK EDİLMİŞ DURUMDADIR!”

Konuşmasında, Covid-19 pandemisi nedeniyle  müzik endüstrisi ve bu sektöre bağlı esnaf ve çalışanların yaşadıkları sorunlar üzerinde duran Özen, bu kesimleri yaşadıkları sorunların kaynağında hükümetin yanlış politiklarının olduğunu belirterek, şunları ifade etti: ”Bir diğer yürek yarası: Tüm dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan Covid-19 pandemisi nedeniyle getirilen kısıtlamaların en çok zarar verdiği kesimlerden biri de müzik endüstrisi ve bu sektöre bağlı esnaf ve çalışanlardır.

Bir taraftan belli bir siyasi görüşe yakın ünlü kişilere Sosyal Medya üzerinden sanal konserlerle milyonlarca lira maliyetli konserler verilirken, diğer taraftan sayısız müzisyen geçim sıkıntılarıyla kaderine terk edilmiş durumdadır. Müzik ve Sahne Sanatçıları Sendikası (Müzik-Sen)’in yaptığı açıklamalarda 103 müzisyen pandemi sürecinde intihar etmiştir. İçişleri Bakanlığı genelgeleriyle konserlerin yasaklanması, saat sınırlaması getirilmesi ve eğlence sektörüne ilişkin ani tedbir kararlarının alınması, sektörü neredeyse bitirmiştir. Hâlihazırda çoğunlukla kayıtdışı, sigortasız ve günlük yevmilerle çalışan sektör çalışanları ve müzisyenler, Covid-19 pandemisiyle birlikte hem fiziksel olarak hem de psikolojik olarak oldukça yıpranmış durumdadır.

Bu süreçte geçinebilmek için bir müzisyenin müzik aletini satmak zorunda kalmasının intihar derecesinde büyük bir psikolojik yıkım olduğu da unutulmamalıdır. Bu anlamda yıllarca sanat için emek harcamış insanların fiziksel veya psikolojik intiharına göz yummak sosyal devlet anlayışıyla uyuşmamaktadır. Basına yansıyan intihar haberleri dışında müzisyenler salgın sürecinde enstrümanını satmakta ve alanı dışında başka mesleklere yönelerek iş aramaktalardır.

Salgın sürecinde tedbirlerin ilgili sektördeki işyerleri ve çalışanları dikkate alınmadan uygulanması büyük mağduriyetlerin doğmasına neden olmuştur. Çeşitli konserlerin yanı sıra, bar, gece kulüpleri, düğünler, sokak müziği gibi birçok etkinlikte çalışan müzisyenlerin hiçbir geliri olmadan hayatı ‘eve sığdırması’ mümkün değildir” dedi.

”ALEVİLERİN DERGAH ALEVİLERİ TESLİM EDİLMELDİR!”

2021 yılının Unesco tarafından Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran yılı ilan edilmesini konuşmasında dile getiren Özen, iktidarın bu konudaki duyarsızlığını eleştirdi. Konuşmasında, Alevilerin inanç merkezi olan Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı’nın Kültür Bakanlığı‘nın işgali altında olduğuna vurgu yapan Özen, Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı‘ndaki  işgala  son verilmesine ilişkin düşüncelerini, şu ifadeleri kulanlarak dile getirdi: ” Son olarak bu sene Unesco tarafından Alevi inancının değerleri olan bu Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran yılı ilan edilmesine rağmen, iktidar yeni kuşaklara aktarılması için kılını bile kıpırdatmamıştır. Aksine bu değerleri manipüle ederek Alevileri asimile etmek için kullanmıştır. Bu toprakların değerlerini özüne uygun bir şekilde yaşatma derdinde değildir.

Bugün Kültür Bakanı burada, ben kendisinin yüzüne karşı söylüyorum: Bizim Alevilerin serçeşmesi, inanç merkezi, bizim dergâhımız Kültür Bakanlığının işgali altındadır. Derhâl bu işgale son verilmeli, Alevilerin dergâhı Alevilere teslim edilmelidir.”

Gülüfer Subaşı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir