Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

İmam Hüseyin ve Kerbela ( 2 )

– Sadık Erenler – Araştırmacı  Yazar

Muaviye’nin zalim yönetiminden bizar olan kesimler, özelinde de Küfe halkı, Muaviye oğlunu veliaht ilan etmesine karşın gönüllerinde İmam Hüseyin vardır. İmam Hüseyin’in halifeliği topluma ilaç olacaktır. Muaviye ölünce bunu fırsat bilen Küfe halkı, oğlu Yezit resmi olarak halife ilan edilmeden İmam Hüseyin’in çabuk davranarak bu makama oturmasını istemektedirler. Bu nedenle onu Küfe’nin önde gelen insanlarının imzaladığı mektupla Küfe’ye davet ederler ki ona biat etsinler. Başka şehirlerden de İmam Hüseyin’e çağrılar gelmekteydi.  İmam Hüseyin konusunda en ısrarlı olan şehir de Küfe idi. Neden Küfe halkı? Halife Ali’nin yönetim merkezi Küfe’idi. Küfe halkı Ali’nin 5 yıl süren devlet yönetiminden memnun kalmış, huzur bulmuştu. Bu niyetle mektup kaleme alınıp oğlunun da halife olması istenmektedir. Muaviye ölünce çarçabuk mektuplar yazılıp bir an evvel Medine’de yaşayan İmam Hüseyin’e ulaştırılmıştır. Eğer ki  Muaviye’nin oğlu Yezit resmi halife olursa İmam Hüseyin’in bu çağrıya olumlu yanıt vermeyeceğini bilmektedirler. Hatta öyle bir çağrı mektubu da yazmaya gerek kalmayacaktır.

Yezit, babası Muaviye’nin İmam Hasan ile yaptığı anlaşma koşullarından haberlidir. Muıaviye’nin ölümü sonrası İmam Hüseyin halife olacaktır. Olaylar o noktaya gelmeden Yezit devletin olanaklarını kullanarak Medine’de yaşayan İmam Hüseyin üzerinde büyük bir baskı kurar, hele babası onu halefi ilan edince bu cesareti daha da artar, baskıları daha da  zulmetmeye kadar varır. Halifelik makamına onu ikna ederek oturmanın  her türlü yollarını arar.

Bu baskı koşulları altında İmam Hüseyin davet mektubunu alınca  Ehlibeyt’ini toplar, onlarla durumu konuşup değerlendirme yapar. Başka kentlerden de buna benzer çağrılar gelmektedir. Muaviye, Hasan ile koşullu bir anlaşma yapmıştır. Muaviye ölürse  İmam Hasan halife olacaktır, o da ölmüş olursa kardeşi Hüseyin halife olacaktır. Tam da o noktaya gelinmiştir. Muaviye ölmüştür, İmam Hasan da ölmüştür. Demek ki halifelik İmam Hüseyin’in hakkıdır.  İmam Hüseyin de böyle düşünmektedir. Yezit’in halife olması durumunda başlarına neler geleceğini de tahmin edebilmektedir. Yaşamı boyunca rahat yüzü görmeyecektir. En iyi çıkış yolu kendisinin halife olmasıdır. Gidip hakkına sahip çıkmalıdır ve  İmam Hüseyin’in gönlü Küfe’ye gitmekten yanadır. Karar da o yönde verilir. İmam Hüseyin de amca oğlu Müslüm bin Akiyl ile konuşup onun Küfe’ye gidip kendi adına biat almasını, kendisinin de biran evvel yola çıkacağını söyler. Müslüm bin Akiyl hemen yola çıkar İmam Hüseyin’in karşı mektubunu da alarak. İmam Hüseyin de yola çıkma hazırlığına başlar.

Artık Medine’den ayrılma zamanı gelmiştir. İmam Hüseyin, Medine’de kalanlarla vedalaşıp kendisiyle  olanlarla Küfe’ye doğru yola çıkar. Bazı kaynaklar 72 kişi ile yola çıkıldığını yazar, bazı kaynaklar da 155 kişi ile yola çıkıldığını ama 72  yaya veya atlı askerin yanında olduğunu belirtirler.

Küfe’ye giderken, yeni halife  Yezit’in askerleri tarafından yolu kesilen İmam Hüseyin, Kerbela denilen bölgeye çekilmek zorunda bırakılır. Ordu komutanı onu alıp Şam’a, halifeye götürmek istemektedir. İmam Hüseyin der ki: “Madem Küfe’ye gitmemi istemiyorsunuz, bırakın o zaman Medine’ye geri döneyim.” Komutan der ki: “ ya bizimle geleceksiniz, ya da bu bölgede kalacaksınız.”

İmam Hüseyin’in  Medine’ye dönmesine izin verilse idi, Kerbela katliamı yaşanmayacak,  ama ona da gün yüzü gösterilmeyecekti.

İmam Hüseyin, Yezid’in komutanının sözüne uyup da onuınla birlikte Şam’a gitmek isteseydi, yine Kerbela katliamı yaşanmayacaktı. Derler ya, akacak kan damarda durmaz. Ama Şam’da da Yezit’in ne yapacağını kestirmek zor olmasa gerek. Hüseyin’i ortadan kaldırmak için her türlü yolu deneyecektir.

Kerbela’da yaşananları bu konuyu merak edenler tarafından zaten bilinmekte. İmam Hüseyin, aile efradıyla, yani Ehlibeyt’i ile yola çıktığına göre, yolunu askerlerin keseceğini ve bir avuç insanlar ile bir orduya karşı savaşacağını muhakkak öngörmemişti. Öngörse idi, çocuklarını, kadınları yanına almayarak yola çıkardı. Buradaki amaç, gidip Küfe’ye yerleşmek ve oradan  halife olarak  İslam devletini yönetmekti. Bu nedenle de kendi adına biat alsın diye amcaoğlu Müslüm’ü önden göndermişti. Kerbela‘da komutan geri dönmesine izin verseydi, bu kez de Kerbela tarihi ve İmam Hüseyin’in duruşu bilinmezdi. İmamlar içinde Hüseyin’i öne çıkaran da Kerbela’da zalimin zulmüne karşı olan duruşudur. Saygı duruşlarını da oradan başlatmamızın nedeni de budur. Ama şunu da unutmayalım; İmam Hüseyin’in Küfe’ye doğru yola çıkışı hilafet makamı içindir. Bu söylendiğinde sanki İmam Hüseyin’in duruşu küçümseniyormuş gibi bir hava yansıtılıyor. Nedir yani, İmam Hüseyin Küfe’ye  hiçbir engelle karşılaşmadan gidip biatları alınca hilafet makamını başkalarına mı devredecekti? Hayır, bu mümkün değil. Ne o bu makamı başkasına bırakırdı, ne de ona biat edenler buna yanaşıp, izin verirlerdi. Ayrıca Hüseyin, Muaviye kardeşi Hasan ile yapmış olduğu şartlı anlaşmada Muaviye kendisinden sonra Hasan’ı halefi tayin edecek, o ölmüş ise kardeşi Hüseyin halife olacaktı. Bu anlaşmayı bütün İslam alemi bilmekteydi. İmam Hüseyin de bir bakıma verilen söze dayanarak halifelik makamına oturmak için çoluk çocuğu ile yola çıkmıştı. O sanıyordu ki halk bu gerçeği bildiği için yanında olacaktır. Eğer savaşa gidecek olsaydı ne çocuklarını yanına alırdı ne de bir avuç savaşçıyla yola düşerdi.

Ama kim ne derse desin, İmam Hüseyin’in Küfe’ye doğru yola çıkış amacı halifelik makamına oturmaktı. Tabi bu ondan bir değer kaybettirmez. Kerbela’da   zalimin zulmüne karşı verilen savaş tüm İslam ülkesinde  Yezid’in adı anılarak lanetlenmiştir.

Yezit, babası Muaviye’nin İmam Hasan ile yaptığı anlaşma koşullarından haberlidir. Muıaviye’nin ölümü sonrası İmam Hüseyin halife olacaktır. Olaylar o noktaya gelmeden Yezit devletin olanaklarını kullanarak Medine’de yaşayan İmam Hüseyin üzerinde büyük bir baskı kurar, hele babası onu halefi ilan edince bu cesareti daha da artar, baskıları daha da  zulmetmeye kadar varır. Halifelik makamına onu ikna ederek oturmanın  her türlü yollarını arar.

Bu baskı koşulları altında İmam Hüseyin davet mektubunu alınca  Ehlibeyt’ini toplar, onlarla durumu konuşup değerlendirme yapar. Başka kentlerden de buna benzer çağrılar gelmektedir. Muaviye, Hasan ile koşullu bir anlaşma yapmıştır. Muaviye ölürse  İmam Hasan halife olacaktır, o da ölmüş olursa kardeşi Hüseyin halife olacaktır. Tam da o noktaya gelinmiştir. Muaviye ölmüştür, İmam Hasan da ölmüştür. Demek ki halifelik İmam Hüseyin’in hakkıdır.  İmam Hüseyin de böyle düşünmektedir. Yezit’in halife olması durumunda başlarına neler geleceğini de tahmin edebilmektedir. Yaşamı boyunca rahat yüzü görmeyecektir. En iyi çıkış yolu kendisinin halife olmasıdır. Gidip hakkına sahip çıkmalıdır ve  İmam Hüseyin’in gönlü Küfe’ye gitmekten yanadır. Karar da o yönde verilir. İmam Hüseyin de amca oğlu Müslüm bin Akiyl ile konuşup onun Küfe’ye gidip kendi adına biat almasını, kendisinin de biran evvel yola çıkacağını söyler. Müslüm bin Akiyl hemen yola çıkar İmam Hüseyin’in karşı mektubunu da alarak. İmam Hüseyin de yola çıkma hazırlığına başlar.

Artık Medine’den ayrılma zamanı gelmiştir. İmam Hüseyin, Medine’de kalanlarla vedalaşıp kendisiyle  olanlarla Küfe’ye doğru yola çıkar. Bazı kaynaklar 72 kişi ile yola çıkıldığını yazar, bazı kaynaklar da 155 kişi ile yola çıkıldığını ama 72  yaya veya atlı askerin yanında olduğunu belirtirler.

Küfe’ye giderken, yeni halife  Yezit’in askerleri tarafından yolu kesilen İmam Hüseyin, Kerbela denilen bölgeye çekilmek zorunda bırakılır. Ordu komutanı onu alıp Şam’a, halifeye götürmek istemektedir. İmam Hüseyin der ki: “Madem Küfe’ye gitmemi istemiyorsunuz, bırakın o zaman Medine’ye geri döneyim.” Komutan der ki: “ ya bizimle geleceksiniz, ya da bu bölgede kalacaksınız.”

İmam Hüseyin’in  Medine’ye dönmesine izin verilse idi, Kerbela katliamı yaşanmayacak,  ama ona da gün yüzü gösterilmeyecekti.

İmam Hüseyin, Yezid’in komutanının sözüne uyup da onuınla birlikte Şam’a gitmek isteseydi, yine Kerbela katliamı yaşanmayacaktı. Derler ya, akacak kan damarda durmaz. Ama Şam’da da Yezit’in ne yapacağını kestirmek zor olmasa gerek. Hüseyin’i ortadan kaldırmak için her türlü yolu deneyecektir.

Kerbela’da yaşananları bu konuyu merak edenler tarafından zaten bilinmekte. İmam Hüseyin, aile efradıyla, yani Ehlibeyt’i ile yola çıktığına göre, yolunu askerlerin keseceğini ve bir avuç insanlar ile bir orduya karşı savaşacağını muhakkak öngörmemişti. Öngörse idi, çocuklarını, kadınları yanına almayarak yola çıkardı. Buradaki amaç, gidip Küfe’ye yerleşmek ve oradan  halife olarak  İslam devletini yönetmekti. Bu nedenle de kendi adına biat alsın diye amcaoğlu Müslüm’ü önden göndermişti. Kerbela‘da komutan geri dönmesine izin verseydi, bu kez de Kerbela tarihi ve İmam Hüseyin’in duruşu bilinmezdi. İmamlar içinde Hüseyin’i öne çıkaran da Kerbela’da zalimin zulmüne karşı olan duruşudur. Saygı duruşlarını da oradan başlatmamızın nedeni de budur. Ama şunu da unutmayalım; İmam Hüseyin’in Küfe’ye doğru yola çıkışı hilafet makamı içindir. Bu söylendiğinde sanki İmam Hüseyin’in duruşu küçümseniyormuş gibi bir hava yansıtılıyor. Nedir yani, İmam Hüseyin Küfe’ye  hiçbir engelle karşılaşmadan gidip biatları alınca hilafet makamını başkalarına mı devredecekti? Hayır, bu mümkün değil. Ne o bu makamı başkasına bırakırdı, ne de ona biat edenler buna yanaşıp, izin verirlerdi. Ayrıca Hüseyin, Muaviye kardeşi Hasan ile yapmış olduğu şartlı anlaşmada Muaviye kendisinden sonra Hasan’ı halefi tayin edecek, o ölmüş ise kardeşi Hüseyin halife olacaktı. Bu anlaşmayı bütün İslam alemi bilmekteydi. İmam Hüseyin de bir bakıma verilen söze dayanarak halifelik makamına oturmak için çoluk çocuğu ile yola çıkmıştı. O sanıyordu ki halk bu gerçeği bildiği için yanında olacaktır. Eğer savaşa gidecek olsaydı ne çocuklarını yanına alırdı ne de bir avuç savaşçıyla yola düşerdi.

Ama kim ne derse desin, İmam Hüseyin’in Küfe’ye doğru yola çıkış amacı halifelik makamına oturmaktı. Tabi bu ondan bir değer kaybettirmez. Kerbela’da   zalimin zulmüne karşı verilen savaş tüm İslam ülkesinde  Yezid’in adı anılarak lanetlenmiştir.

Yezit, babası Muaviye’nin İmam Hasan ile yaptığı anlaşma koşullarından haberlidir. Muıaviye’nin ölümü sonrası İmam Hüseyin halife olacaktır. Olaylar o noktaya gelmeden Yezit devletin olanaklarını kullanarak Medine’de yaşayan İmam Hüseyin üzerinde büyük bir baskı kurar, hele babası onu halefi ilan edince bu cesareti daha da artar, baskıları daha da  zulmetmeye kadar varır. Halifelik makamına onu ikna ederek oturmanın  her türlü yollarını arar.

Bu baskı koşulları altında İmam Hüseyin davet mektubunu alınca  Ehlibeyt’ini toplar, onlarla durumu konuşup değerlendirme yapar. Başka kentlerden de buna benzer çağrılar gelmektedir. Muaviye, Hasan ile koşullu bir anlaşma yapmıştır. Muaviye ölürse  İmam Hasan halife olacaktır, o da ölmüş olursa kardeşi Hüseyin halife olacaktır. Tam da o noktaya gelinmiştir. Muaviye ölmüştür, İmam Hasan da ölmüştür. Demek ki halifelik İmam Hüseyin’in hakkıdır.  İmam Hüseyin de böyle düşünmektedir. Yezit’in halife olması durumunda başlarına neler geleceğini de tahmin edebilmektedir. Yaşamı boyunca rahat yüzü görmeyecektir. En iyi çıkış yolu kendisinin halife olmasıdır. Gidip hakkına sahip çıkmalıdır ve  İmam Hüseyin’in gönlü Küfe’ye gitmekten yanadır. Karar da o yönde verilir. İmam Hüseyin de amca oğlu Müslüm bin Akiyl ile konuşup onun Küfe’ye gidip kendi adına biat almasını, kendisinin de biran evvel yola çıkacağını söyler. Müslüm bin Akiyl hemen yola çıkar İmam Hüseyin’in karşı mektubunu da alarak. İmam Hüseyin de yola çıkma hazırlığına başlar.

Artık Medine’den ayrılma zamanı gelmiştir. İmam Hüseyin, Medine’de kalanlarla vedalaşıp kendisiyle  olanlarla Küfe’ye doğru yola çıkar. Bazı kaynaklar 72 kişi ile yola çıkıldığını yazar, bazı kaynaklar da 155 kişi ile yola çıkıldığını ama 72  yaya veya atlı askerin yanında olduğunu belirtirler.

Küfe’ye giderken, yeni halife  Yezit’in askerleri tarafından yolu kesilen İmam Hüseyin, Kerbela denilen bölgeye çekilmek zorunda bırakılır. Ordu komutanı onu alıp Şam’a, halifeye götürmek istemektedir. İmam Hüseyin der ki: “Madem Küfe’ye gitmemi istemiyorsunuz, bırakın o zaman Medine’ye geri döneyim.” Komutan der ki: “ ya bizimle geleceksiniz, ya da bu bölgede kalacaksınız.”

İmam Hüseyin’in  Medine’ye dönmesine izin verilse idi, Kerbela katliamı yaşanmayacak,  ama ona da gün yüzü gösterilmeyecekti.

İmam Hüseyin, Yezid’in komutanının sözüne uyup da onuınla birlikte Şam’a gitmek isteseydi, yine Kerbela katliamı yaşanmayacaktı. Derler ya, akacak kan damarda durmaz. Ama Şam’da da Yezit’in ne yapacağını kestirmek zor olmasa gerek. Hüseyin’i ortadan kaldırmak için her türlü yolu deneyecektir.

Kerbela’da yaşananları bu konuyu merak edenler tarafından zaten bilinmekte. İmam Hüseyin, aile efradıyla, yani Ehlibeyt’i ile yola çıktığına göre, yolunu askerlerin keseceğini ve bir avuç insanlar ile bir orduya karşı savaşacağını muhakkak öngörmemişti. Öngörse idi, çocuklarını, kadınları yanına almayarak yola çıkardı. Buradaki amaç, gidip Küfe’ye yerleşmek ve oradan  halife olarak  İslam devletini yönetmekti. Bu nedenle de kendi adına biat alsın diye amcaoğlu Müslüm’ü önden göndermişti. Kerbela‘da komutan geri dönmesine izin verseydi, bu kez de Kerbela tarihi ve İmam Hüseyin’in duruşu bilinmezdi. İmamlar içinde Hüseyin’i öne çıkaran da Kerbela’da zalimin zulmüne karşı olan duruşudur. Saygı duruşlarını da oradan başlatmamızın nedeni de budur. Ama şunu da unutmayalım; İmam Hüseyin’in Küfe’ye doğru yola çıkışı hilafet makamı içindir. Bu söylendiğinde sanki İmam Hüseyin’in duruşu küçümseniyormuş gibi bir hava yansıtılıyor. Nedir yani, İmam Hüseyin Küfe’ye  hiçbir engelle karşılaşmadan gidip biatları alınca hilafet makamını başkalarına mı devredecekti? Hayır, bu mümkün değil. Ne o bu makamı başkasına bırakırdı, ne de ona biat edenler buna yanaşıp, izin verirlerdi. Ayrıca Hüseyin, Muaviye kardeşi Hasan ile yapmış olduğu şartlı anlaşmada Muaviye kendisinden sonra Hasan’ı halefi tayin edecek, o ölmüş ise kardeşi Hüseyin halife olacaktı. Bu anlaşmayı bütün İslam alemi bilmekteydi. İmam Hüseyin de bir bakıma verilen söze dayanarak halifelik makamına oturmak için çoluk çocuğu ile yola çıkmıştı. O sanıyordu ki halk bu gerçeği bildiği için yanında olacaktır. Eğer savaşa gidecek olsaydı ne çocuklarını yanına alırdı ne de bir avuç savaşçıyla yola düşerdi.

Ama kim ne derse desin, İmam Hüseyin’in Küfe’ye doğru yola çıkış amacı halifelik makamına oturmaktı. Tabi bu ondan bir değer kaybettirmez. Kerbela’da   zalimin zulmüne karşı verilen savaş tüm İslam ülkesinde  Yezid’in adı anılarak lanetlenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir