Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Alevilik, bilimin, akıl ve vicdanın rehberliğinde yeniyi yaratabilme cüretidir

– Özgür Kaplan –

Alevilik kendi kökleri üzerinde, her türlü şiddete, asimilasyona ve dejenerasyonlara rağmen yeni filizler açabilen kadim bir inançtır. Geçmişi ile gurur duyarken, buna kuru lafazanlık ya da kof beylik sözlerinden ibaret bakmayıp, tarihte yapılanlar ile de yetinmeyerek başta yol ulularımızı ve yaptıklarını rehbere (okula) dönüştürerek inancını geleceğe taşımasını bilmiştir. Bunca birikimin ve kemalet sahibi bir halkın yaratılması, bu halkın öz tarihini okula dönüştürmesi ile olmuştur.. Bizim açımızdan yol ulularımızın her biri, bilim ile gidilen yolun kendisidir ve dahası onların şahsiyetleri bizatihi dört kapı kırk makam okuludur.
Örneğin; Yezidlik bir kimlikdir ve bu kimliğe göre Ali biat etmeyen bir asiyken, Aleviler için adaletin yegane simgesidir. O, Kırklar meclisinin postnişini, kudret kandilinde yanan ışık, Hayber kalesinin yiğidi, miraçta Peygambere rehberken, ilmin şehrine girilen kapıdır. Ali yaşamın kaynağı olan ANASIR’dır…
Yine Aleviler zalime karşı direnirken, düşmanlarının dahi insan olduğunun bilincinde olacak kadar ince çizgiyi Ali’de gören bir halktır. Yani Aleviler açısından zalimliğin, zorbalığın adı Yezid’ lik iken, onlara karşı direnenlerin rehberi Ali’dir.
Ali, adalet, bilim, eşitlik gibi insana özgü erdemlere giden yoldur.
Her dönemin Yezidi varsa Hüseyini de var derler. Bu söz de Ali’dendir.
Kendini sürekli geliştirerek yaşadığı çağın ötesini hedefleyen, kadına, çocuğa ve doğaya eşit bakan inancın adıdır Ali. 72 millete bir nazarla bakanların rehberidir Ali…
Bu bağlamda biz Alevilerin varlığı, herhangi bir dinin içinde mi dışında mı türünden sığ yaklaşımlara sığdırılamaz.
Nesimi’nin; ”Bende var iki cihan, ben bu cihana sığmazam.” sözlelini hatırlayalım. Nesimi’nin söylemi ile, iki cihana sığmayan Alevilik, nasıl olur da herhangi bir dine, mezhebe, siyasete sığabilir? Çünkü biz, Musa ile Tur dağında buluşup, bir gece Meryem’e mihman olup, Hz.İsa’nın öz babasıyız diyebilen öğretinin ta kendisiyiz. Yani biz, bir kandilden bir kandile atılıp yeryüzüne saçılan ışığın içindeyiz.
İnsanın içindeyiz
Pirincin içindeki beyaz taşlar, aslında Pir Sultan’a atılan güllerdir.
Asimilasyon dediğimiz kavram, bir halkın dil, din, kültür, yaşam alanlarının zamana yayılarak değiştirilmesi, dejenere edilmesidir. Aleviler açısından ise hem dejenerasyon hem de asimilasyon kuşatmaları mevcuttur. Peki hemen tüm makalelerimizde, konuşmalarımızda kullandığımız ”egemenlerin asimilasyon politikaları” somut olarak nasıl uygulanmakta? Bu soruya cevaben üst başlık İŞGAL’dir.
Evet işgal ediliyoruz. Sembollerimiz, türkülerimiz, dergahlarımız ve dahi yol ulularımız işgal ediliyor. Adeta bünyemize şırınga edilmiş ve bin yıldan bu yana damarlarımıza sirayet eden ve hastalık gibi yayılan bu işgaldir. Baba İshak’ı ”unutturdurlar”, Hünkar’ı milliyetçi, Pir Sultan’ı Şiacı yaptılar. Yunus’u Sünni yapıp Şah Kalender’i dahi unutturdular. Bize, bu topraklara ait olmadığımız öğretildi hep. Öyle ya, biz Horasan’dan gelmiştik buralara ait değildik. Horasan ya da başka bir yerden gelenimiz de var elbette ki fakat Aleviler bu topraklarda binlerce yıldan bu yana vardı, var olacaktır.
Bir ülkenin tarihini, savaşları kazananlar yazar ve halklar buna resmi tarih derler. Tarih boyunca bu topraklarda Aleviler, her dönemin diktatörüne karşı direnmiştir.
Alevi tarihi direniş ve ihanetlerle doludur.
Aleviler, zalime karşı direnirken ALİ’yi rehber bilir. Evlerinin ve tüm kutsal mekanlarının baş köşesine onun temsili resmini asar.
Şah Hüseyin’e ihanet eden de bir, Pir Sultan’a gül atanda. Bizim yüzlerce yıllık değişmez gerçeğimiz budur.
İhanet’de profosyonelleşmiştir!
Şah Kalender ve Pir Sultan ”yenilgisinin” ardından yaklaşık 500 yıl geçti. Alevilik açısından bu yenilgi, toplumsal bir travmadır. Bizde ki bu moral bozukluğu özgüven yitimi, gittikçe köklerimize yabancılaşma durumumuzu fırsat bilen zamane yezitlerinin yeni saldırı silahının adı, ”Alisiz Aleviler” söylemidir. Osmanlı devleti, başta serçeşme olmak üzere yüzlerce dergahımızı işgal etmişken, şimdi onun izinden gidenler hızlarını alamamış olacak ki, bir arada durma sebebimiz olan Ali’yi bizden koparmaya çalışıyorlar. Üstelik bunu zamane yezitlerine karşı halkımızı aydınlatarak mücadele eden Alevi kurumlarımızı hedef alarak yapıyorlar. Çünkü bizim yeniden bir araya gelmemizden iri ve diri olmamızdan korkuyorlar.
Çünkü bizim Alimiz, sizin taraf olduğunuz zihniyete karşı mücadele etti.
Çünkü bizim Alimiz, ana sıradan libas’a bürünendir.
Çünkü bizim Alimiz, yoksula yoldaş, mazlumun yanında, zalimin tam karşısındadır.
Çünkü ALİ Yar’dır yaradandır.
Çünkü Ali bize rehberdir.
Ali Alevilerin adalet ve direniş sembolüdür.
Bizim ALİ’ye el olmamız için çalışıyorlar.

Ama ALİ size yar olmaz.

Tüm kurumlarımız ve kadrolarımızla, zamane yezitlerine karşı direnmeye devam edeceğiz.
Bu böyle biline…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir