Muharrem Muhabbetleri İçin -1-
-Rıza Aydın –
Şimdi Muharrem ayındayız, yarın göreceksin Hüseyin ile Emevi Devletinin başkanı Halife Yezid’i aynı kefeye koyarak eleştiren sözde aydınlar, hatta Alevi önderleri vs çıkacaktır.
O tarihi süreç kısaca şöyle yaşanıyor:
Emevi Devletinin kuruluşu resmiyette, Ali’nin ölüm tarihi olan 661 yılı olarak verilir ama bence bu tarih daha öncedir.
O dönem Emevi Devletinin başşehri Şam; Muaviye ile Yezid Şam’da yaşıyor; Hüseyin de Medine de. Şam ile Medine arası kuş uçumu 1267 km.
Muaviye Ölünce oğlu Yezid Emevi Devletinin başına geçip, Halifeliğini ilan etmiş; Hüseyin bu dönem Medine’de yaşıyor normal hayatını sürdürüyor.
Yezid, Medine de yetkili olan devlet görevlisine (Emniyet müdürlüğü ile Valilik görevini yapan kişiye) emir veriyor ki, Hüseyin’den, Yezid’in Halifeliğini destekliyorum diye açıklama alın buna o dönem biat almak deniyor.
Hüseyin’i devlet konutuna çağırıp, Halife’nin emrini söylüyorlar. Hüseyin ölürüm de Yezid’e biat etmem deyip, devlet konutundan çıkıyor.
Var mı burada anlaşılmayan bir yan, sanırım yok.
Hüseyin’in Medine’de kaldığı sürece Yezid’e biat etmeden yaşayamayacağı anlaşılınca, Hüseyinin ailesini alıp Medine’den göçmesi gerektiği anlaşılıyor.
Göçülecek yer olarak türlü seçenekler üzerinde duruluyor sonunda da Kufe’den davetler geldiği için Hüseyin yaşlı, çocuk, kadın, erkek demeden, bütün ailesini alıp Medine’den göçüp, Kufe’ye gitmek için yola çıkıyor.
Küfe ile Medine arası Erzurum ile Edirne arası kadar bir yol.
Emevi Devlet başkanı, Halife Yezid’in Şam’dan gönderdiği ordu, Kufe’ye doğru gelen Hüseyin ailesinin önünü Kerbela denen yerde kesip, “ya Yezid’e biat edeceksiniz ya da sizleri öldüreceğiz” diyorlar. Bu duruma Alevi edebiyatında: “Üstüne yol uğramak” deniyor.
Hüseyin, siz güçlüsünüz ama bende kararlıyım, beni öldürürseniz öldürülün, ölürüm de asla Yezid’e biat etmem diyor.
Muharrem ayının birinde Hüseyinin katarının önünü kesip, Muharrem’in onuncu günü de Hüseyinin başını kesiyorlar; bu tarih Miladı takvimine göre 10 Ekim 680 yılıdır.
Hüseyin bütün ailesini, kendi canını veriyor ama Yezid’e biat etmiyor, teslim olmuyor. Buna Alevi inancında – Alevi kültüründe “Hüseyni direniş” deniyor.
Şimdi yarin göreceksiniz, Alevi kimlikli bir çok alim, Bilge hatta dede çıkıp, Yezid ile Hüseyin arasındaki mücadelede bir fark yok, bu bir iktidar savaşıydı vs vs diyecekler.
Hüseyin burada Yezid’in belasından kaçıp, Medine’den Kufe’ye doğru giderken bela gelip, Kerbela’da Hüseyin’i buluyor; Fuzuli de konuyu aynen böyle anlatıyor.
Hüseyin ile ailesi, Kerbela’da devlet gücüne teslim olmak yerine, direniş yolunu seçip bu yolda can veriyor. Alevi inancında buna Hüseyin direniş deniyor.
Böyle bir gelenek oluşuyor, Alevi zorda kalınca, Hüseyin gibi direniyor ama teslim olmuyor.
Bizim 12 Eylülde işkence hanelerde direnip,zalimin karşısında dik durmamız tıpkı Hüseyinin bu direnişine benzer, bu yüzden Hüseyinin direnişinin değerini biz biliriz ama hayatlarının hiçbir yerinde zalime karşı direnmemiş olanlar çıkıp, Hüseyinin direnişini değersiz göstermeye çalışacaklardır.
Tarih aslında dün değil bu gündür
Aşk ile

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler