Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

KIZILBAŞ- ALEVİ- BEKTAŞİ İNANCINDA XIZIR

KIZILBAŞ- ALEVİ- BEKTAŞİ İNANCINDA XIZIR
“ Kendi özünü bilen, gönlünü ve vicdanını genişleten, aklını, bilincini olgunlaştıran insan, İnsan-ı Kamil’dir.”
Hakk ve Hakikat Yol’unun Talibi olarak tüm canlara söyleyeceğimiz Hakk Yol’u veya Rya Haq Alevi inanç sistemimiz Rızalık ve İkrar ilkesine bağlı bir düşünce yapısına sahiptir. Hepimiz de biliyoruz ki; her inanç kendi öz değerleri içerisinde var olup, yaşam bulur ve geleceğe, gelecek kuşaklara özünden koparılmadan aktarılır.
Canlar, öz değerlerimizin yani Hakikat’imizin faklı din ve inançların, mezheplerin içerisinde eritilmesine, asimile edilip köklerinden koparılmasına müsaade etmeyelim. Zira dil bir köprü olduğu gibi inanç da bir köprüdür.
Xızır, Kızılbaş- Alevi- Bektaşi veya Raya Haq inancına göre Ab-u Hayat suyu içmiş, ölümsüzlüğe ermiştir. Her şeyden önce Xızır, Kızılbaş- Alevi- Bektaşi inancında ve yaşamında önemli bir yere sahiptir. Darda ve zorda kalan toplumlar mutlaka bir kurtuluş yolu veya bir kurtarıcı ararlar, Aleviler de kendilerine bir kurtarıcı yaratmış ve bu kurtarıcının adına da Xızır demişler.
Xızır’a sevgi ile bağlanıp, çeşitli görevler yüklemişler. Xızır’ı inançsal ritüellerinin içine almış, adına lokmalar paylaşmış, kurbanlar tığlamış, Cemler yürütmüşler.
“ Pir Sultan Abdal bir deyişinde, Binbir adı vardır, bir adı Xızır/ Her nerde çağırsan orada hazır” diyerek Xızır’a yüklenen misyonu açıkça hatırlatıyor.
Alevi inancına ve öğretisine göre; Xızır, kimsesizlerin kimsesi ve bereketin simgesidir.
Xızır, darda, zorda ve yolda kalanların yardımına, carına yetişendir.
Xızır, mazlumun acısına ortak olup, derdine derman olandır.
Xızır, düşerken tutulan daldır, ağlarken güldürendir.
Xızır, adaletin, barışın, dostluğun, kardeşliğin, paylaşımın, emeğin ve dayanışmanın simgesidir.
Kemter Derviş’in bir deyişinde Xızır’a şöyle sesleniyor,
“ El eman Mürvet huzura geldik
Yardım eyle bize Boz atlı Xızır
Yüz sürüp yerlere yardım diledik
Yetiş yardım eyle Boz atlı Xızır”
Kızılbaş- Alevi- Bektaşi gülbanklarında da Xızır sıkça yer alır. Alevileer gülbanklarında Xızır’ın adını anarak çekerler. Örneğin bir can karşısındaki bir cana iyiye ve güzele dair temenni ve dileklerde bulunurken Xızır yar ve yardımcın olsun. Xızır seni darda ve zorda bırakmasın. Xızır elinden tutsun. Xızır yoldaşuın ve kılavuzun olsun diyerek Xızır’ı o cana yoldaş ve haldaş eder. Her can kendi içinde bu dilek ve temennilerde de bulunur. Alevi canlar, yeminlerini de İkrar ile bağlı bulundukları Ocaklar adına ve Xızır adına yaparlar. Xızır, Kızılbaş- Alevi- Bektaşi inancının özünü oluşturan, kutsallığını deyim yerinde ise kalbi ve vicdanıdır. Öyle ki yaşamın her alanında O vardır.
Farklı dinlerin- inançların kendi içerisinde nasıl önemli günler ve ayları var is; Xızır ayı ve günleri de Kızılbaş- Alevi- Bektaşi inancının özünü oluşturur. Alevi inancında Xızır ayı en önemli inanç günlerini içeriyor. Rayberler, Pirler, Mürşitler, Analar Xızır ayında taliplerini ziyaret ederler. Pir inançsal yapımızda Yol’un Alevi inancının verdiği görev ve sorumluluk içerisinde “ El- Ele El Hakk’a” düsturuyla Yol’u talibi ile birlikte yürütmekte yükümlüdür. Pir ve Talip, biribirine İkrar ile bağlıdır. Pirler bu yükümlülük bilinci ile belirttiğimiz gibi, Xızır ayında taliğlerini ziyaret ederek, taliplerin sosyal, hukuksal ve inançsal boyuttaki sorunlarını çözüp sonuca ulaştırırlar.
Cemler, görgü cemleri ve sorgu sual bu aylarda yapılır. Hakikate ermek için Cem’ girilir. Cem’de rızalık alınır ve verilir. Çünkü Alevi toplumu rızalık toplumudur. Her türlü sosyal, hukuksal ve inançsal sorunlar Cem meydanında çözülür. Aleviler 1960 yıllarına kadar hiçbir zaman devlet kapısına ve mahkemesine gidip, sorunlarının çözümü noktasında davalarını kadı mahkemesine taşımamışlardır. Zaten, Rıza ve İkrar hukuku devlet hukukuna gereksinim duymaz.
Pir Sultan Abdal “Dünya kadısına ben sorulmazam/ Kalsın benim davam Divana kalsın” sözü ile bunu ifade ediyor. Dikkat edilirse O özgün sözünde Osmanlı kadısı demiyor.
Xızır orucu ve ayı bazı yörelerde Ocak ayının son günü ve Şubat ayının ilk iki günlerinde veya 13- 14- 15 Şubat günlerinde oruç tutarız. Geçmişte kullanılan Hicri takvimi ile, günümüzde kullanılan Miladi takvimi arasında 13 günlük farktan dolayı aleviler Xızır orucunu 13- 14- 15 Şubat’ta tutarlar. Günümüz kentlerinde Cem evleri yapıldı. Alevi dernekleri, vakıfları ve Federasyonları takvimler çıkararak Xızır günlerini sabitlediler. Dünden bu güne inançsal dünyamızda Şubat’ın sonuna kadar olan zaman diliminde Xızır ayı yada Xızır günleri diyoruz.
Xızır orucu tıpkı Yası Matem oruçları gibi gece yarısından başlar ve gün bitimi güneşin sır olmasıyla hava kararıncaya kadar sürer. Aleviler, Xızır ayında kimi bölgelerde üç gün, kimi bölgelerde beş gün, kimi bölgelerde ise yedi gün oruç tutarlar. Alevi inancında oruç, kişinin kendi nefsini açlıkla terbiye etmesi değildir, bedensel, zihinsel ve ahlaksal olarak kendisini geliştirmesi gerekir.
Xızır için tutulan orucun ilk gününde güneşin doğuşu ile birlikte toprak anaya ve güneşe Ya Xızır denilerek Aşk-ı Niyaz edilir. Xızır’a adanmış olan dildeki dilekler, gönüldeki muratlar en yakın kutsal mekanlar ziyaret edilir. Gülbanklar çekilir, Ocaklarda ateşler yakılır. Xızır için Delil uyandırılır, uyandırılan delil karanlığa karşı aydınlığı, cehalete karşı bilimi, zalime karşı mazlumun hakkına adanır.
Anadolu2nun kimi bölgelerinde kavrulmuş buğday el değirmeni denilen değirmenlerde öğütülüp un veya kavut yapılır. Bu kavut bir tepsi içerisine konularak orucun üçüncü gününün sonunda pencere veye anbarın üzerine konularak üzeri bir örtü ile örtülür. Xızır’ın gece gelip bu una el süreceğine ve bereket getireceğine inanılır.
Gel artık darda olanlarımıza elini uzat, girdiğin evlere dert, tasa girmesin, dokunduğun canlar dertlerden, kazalardan, belelardan uzak olsun, hastalar şifa bulsun, bolluk, bereket, aydınlık, barış ve kardeşlik gelsin diye dualar edilir. Ertesi gün unun üzerine örtülen örtü dikkatlice kaldırılarak, bir el izi veya bir belirti olup olmadığına bakılır. O haneye Xızır’ın uğraması, o ev için bolluk, bereket demektir. Bu undan yapılan yiyeceğin adı kavuttur. Anadolu’nun birçok bölgesinde kömbeler, çörekler yapılır. Bu lokmalara Xızır lokması denilir.
Xızır orucunun so gününde, Xızır aşkına Cem yürütülür, eskilerde Cem köylerde Pir veya talibin uygun gördüğü büyük odalı evlerde yürütülürdü, günümüzde ise Cem evlerinde yürütülmektedir. Xızır Cem’inin yürütülmesinde Pir- Ana ve Rehber sorumludur. Pir- Ana ve Rehber öncelikle özüğnü dara çeker, Cem hizmetini yürütmek için; Canlar bu Meydan Hakk ve Hakikat meydanıdır, bu meydanda hizmet görmek, Dar ve Didar olmak için siz canlardan rızalık isteriz der, Canlar ise “ Aşk ile Meydan Yürüye” derler.
Devamında “ Pir- Ana canlara seslenir, Dar- Didar olmaya karar kıldık, xızır aşkına meydana durduk, biribiriyle dargın, küskün, alacağı yada vereceği olan var mı? İşte meydan dile gelsin, bile gelsin. Dar-ı Mansur’da hakkını talep etsin der. Dargın, küskün, hak talep eden yada incinmiş can var ise, sorunlarçözülür ve ancak ondan sonra Cem Erkanı yürütülür. Bunun içinde canların biribirine rızalık göstermesi için nişan istenir. Herkes sağındaki ve solundakine niyaz olur ve Erkan hizmeti başlar. Cem olunur. Delil uyandırılır, Semah dönülür. Xızır aşkına dildeki dileklerin, gönüldeki muratların kabulü için can olunur. Cem birlenip, Delil sırlandıktan sonra Cem’e getirilen Xızır lokmaları Cem meydanındaki canlara pay edilir.
Sonuç olarak Xızır barıştır,sevgidir, sevgi; paylaşmak ve dayanışmaktır. Xızır inanmaktır, inanmak; birlik, beraberliktir. Xızır Rıza Yol’undan ve İkrar’dan dönmemektir, Hakikatı haykırmaktır. Xızır haksızlığa karşı susmamaktır, mazlumun yanında olmaktır, herşey den önce insan olabilmektir. Ya Hakk, Ya Xızır..! Biz kainatın aynasıyız, dört libas anasır bizdedir, Ateş, Hava, Su, Toprak kimse bilmez bizim Sırr Hakikat’imizi. Gerçeğe Hü dedik, Yol’a yoldaş olduk, Xızır ayında niyet edip, lokma paylaşanların lökmalarını Hakk kabul eyleye. Xızır her daim carımıza erişe, cümle canların yar ve yardımcısı ola, Gerçeğin Demine Hüü…!
PIR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ
KARTAL ŞUBE DEDESİ
HASAN DOĞAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir