ALEVİLER VE SİYASET (3)
Alevilerin Yurttaşlık Hakkı Üzerinden Siyasal Özne Olması Neden Engelleniyor?
– Turan Eser –
Alevi hareketi cumhuriyetin birinci yüzyılında, çok kültürlü, çok dilli ve çok inançlı bir coğrafyada, halen eşit yurttaşlık, eşit haklar temelinde demokratik ve laik bir toplumsallaşmanın sağlanmamasını ciddi şekilde eleştirmektedir.
Etnik ve dinsel tekçilik üzerinden inşa edilen Türk İslam Sentezci devlet ve siyasetin bir sonucu olarak, ortaya çıkan tek adam siyasetine dayalı mezhepçi rejime de itiraz etmektedirler.
Aleviler, demokratik tutum alarak, her zeminde, Türk İslam Sentezine dayalı tekçi ve otoriter rejime karşı mücadele etmiştir. Tekçi ve mezhepçi rejimin korunması adına, siyasetin demokratikleşmesini, laikliğin kurumsallaşmasını, halkın siyasete aktıf katılımını, farklılıkların siyasal alanda kendilerini temsil etme hakkını engeleyen tüm yasakçı ve baskıcı yaklaşımlara ve uygulamalara karşı hak temelli demokratik mücadele hakkını savunmuş ve bunu gerçekleştirmiştir.
12 Eylül ürünü seçim ve siyasi partiler kanunu ile siyasal alanın çoğunluk kimliklerine göre inşa edilmesine yol açan anti demokratik uygulamalara itirazlarını daha da yüksek sesle yapmak zorunda kalmıştır.
Siyasal alanı ve siyasi yapıların, kimlik siyasetine göre diyazn eden dinci, ırkçı ve sağcı siyasi anlayışlarını sorgulamıştır. Ama aynı zamanda kendini sol ve sosyal demokrat olarak tanımlayan siyasi partilerin ve kurumların Alevilerle kurduğu ilişkileride tanık olduğumuz, kimlik hiyerarşisi kuran tavırlaını, kimi zaman doğrudan, kimi zaman dolaylı ve kimi zaman da dolaysıyla Alevilere uyguladıkları ayrımcı, dışlayıcı ve oy uğruna başvurdukları istismarcı tutumlarını sorgulamak ve masaya yatırmaktan da çekinmemiştir.
14 ve 28 Mayıs seçimlerinin anti demokratikliği, siyaset alanın dinsel ve etnik kimlikler üzerinden daraltılması, siyasete katılım kanallarının tıkanıklığı, adayların belirlenme biçimlerinin çoğunluk kimlikleri üzerinden şekillenmesi, siyasi kurumların ya da siyasal alanda ortaya çıkan Alevifobisine karşı, Alevi hareketinin bu meselelerle yüzleşmesini zorunlu hale getirmiştir.
Dolaysıyla ilk aşama olarak, Alevilerin ve Alevi hareketinin öncelikle kendisiyle ve siyasetle kurduğu defolu ilişkisiyle yüzleşmesi gerekiyor.
Kendilerini “soldan” yanan tanımlacağımız muhalefetin de genel durumu iç açıcı ve gelecek vaadedici değildir. CHP, HDP, EMEP, TİP, SOL Parti ve TKP’den tutun, irili ufaklı tüm sol yapıların kapsamlı bir muhasabe yapması, siyasetin kamucu ve toplumcu yanını neden ıskaladıklarını, siyasi faaliyetlerini ve karar alma süreçlerini neden giderek salt “merkez” kadrolara indirgendiğini ve siyaseti ise neden giderek şahsileştirildiğine göz yumduklarını ve elitist eksenlere çektiklerine dair eleştirel yaklaşmaları gerekmiyor mu?
Sol muhalif siyasi partilerde, üyelerinin ya da halkın ön seçimlerine sunulmuş tek bir milletvekili adayına tanık oldunuz mu? Demokratikleşme talep eden siyaset kendi içinde demokratikleşmez ise, siyasetin toplumsallaşmasını ve toplumun siyasallaşmasını teorik olarak dile getiren sol muhalefet nasıl olurda, halkın siyasete her alanda yurttaş kimlliği üzerinden aktif katılım kanalarını tıkar?
Evet Alevi hareketi ve Aleviler kendi hatalarına, saflıklarına, eksikliklerine ve siyasetsetsizliğine dair özeleştirisini yapmalıdır. Ama Alevilerin destek verdiği tüm sol partilerde, ciddi bir muhasebe ve özeleştiri yapmak zorundadır.
Milletvekili Olmaya İndirgenmiş Şahsileştirilmiş Siyasetin Fukaralığı
Siyaseti ve seçimleri salt milletvekili ya da yerel yönetimlerde meclis üyesi olarak seçilmek derinliğinde ele alan sığ siyaset ilişkisi, Alevi hareketi içinde de kutuplaşmalara ve zayıflamalara yol açtığı gerçeğine gözardı edemeyiz.
Alevilerin yurttaş kimliği üzerinden toplumcu, kamucu ve evrensel siyaseti yerine, “kaç Alevi milletvekili çıkartırız” hesabına indirginmesinin yanlışlığı bir tarafa, Alevileri kendi siyasetlerinin dekoru gibi algılayan partilerin de, Alevileri salt oy deposu gören tutumunu, “bir Alevi kontejanı ayıralım” derinliğinde “kenar dekoruna” indirgeyen siyasetini görmezden gelemeyiz.
Öyle ki bizzat Alevi kurumlarında yöneticilik yapmış kişiler, bir siyasi parti için ısrarla “Alevilerin tek partisi” diyerek oy istemiştirler. Oysa ugün Türkiye’de tek bir “Alevi Partisi” ya da “Alevilerin partisi” yoktur! Sadece milletvekili olmak için, aday oldukları partilere Alevi kimliği giydirmek zorunda kalanlar vardır.
Sol partilerin Alevi taleplerini tümüyle ya da kısmen savunması ve politik söylemine eklemesi, o partilerin “Alevi Partisi” olduğunu kanıtlamaz. Daha da açıkça ifade edecek olursam, bu ifadenin kendisi bile, karşılığı olmayan bir yanlış söylemden ibaretttir.
Fakat partilerin Alevilerin eşit yurttaşlık ve eşit haklar kapsamında dile getirdiği talepleri savunmaları, destek vermekleri ve dile getirmeleri, eşitlikçi, laik ve demokratik siyasetin doğasında vardır. Bu siyasal doğallığa bir kimlik giydirmenin kendisi siyasi fukaralık ve istismardır.
“Aleviler adına” aday olup, fakat seçilmedikleri zamanda üyeleri, merkez yöneticileri ve keskin taraftarları oldukları bu partileri de acımasızca eleştirirler. Hatta ya istifa ederler ya da küsmüş halleriyle sessizce geri çekilirler. Bu eleştirilerin hiç biri siyasi değil, şahsidir. Çünkü ne Türkiye Alevi toplumu ne Avrupa Alevi toplumu kendi içinde, toplusal rızaya dayalı ya da demokratik öne seçimler ya da belirlemeler üzerinden tek bir aday da göstermemiştir. Dolaysıyla bir “Alevi adaylığı” ve “kontejanı”ndan bahsedilemez.
Ne yazık ki, bu türden tutumlar siyasetin toplumsallaşması ve herkes gibi yurttaşlık hakkı üzerinden siyaseti yapmak ve bir özne olarak siyasetin içinde yer alması gereken Alevileri “kontejana” teslim etmek gibi, siyasetin şahsileştirilmesine yol açtılar.
Kontejan üzerinden milletvekili olma siyaseti, Alevi toplumunun yurttaşlık hakkı üzerinden siyasete aktif katılım hakkını tasfiye etmeye hizmet ederken, aynı zaman da halkın siyasetle ilişkisini seyirci ve seçmen statüsüne indirgemiştir.
Alevi hareketi siyaseti şahsileştiren bu yeni istismarcı bencil kültürü sorgulamalı ve siyasetçilerin kişisel ihtirasları uğruna sergiledikleri orta oyunlarını izleyen ve alkışlayan seyirci haleni gelmemesi gerekiyor.
Bunun aksine, Alevilerin bir yurttaş hakkı olarak siyasallaşması sağlanmalıdır. Siyasetin toplumsallaşmasına denk düşecek eğitim çalışmaları, siyasi çalışmaları, eşit yurttaş hakkı için kitle çalışması yapılması gerekiyor.
Siyasal alanda Alevi hareketinin sivil politik düşüncelerinin ve önerilerinin tartışılması, taleplerinin gündeme gelmesi için farklı bir siyaset yapma tarzına ve siyasal aldan baskı gücü kurma ilişkisine ihtiyaç vardır. Kontejan siyaseti ve Alevi milletvekili üzerinden TBMM’de temsil edilme politikasına sıkışmak, toplumsal ve örgütsel bir adım ve çözüm değildir.
Bugüne kadar yaşanan pratikler ve deneyler şunu göstermiştir ki, “Alevi aday milletvekili” aday oldukları partilerin diline, kültürüne, siyasetine ve kurumsal yapısına teslim olmuş ve Aleviliği bile bu partilerin diliyle tanımlamaya başlamışlardır.
Devam edecek…

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler