Her Gün Anneler Günü Olsaydı…
Bugün 11 Mayıs. Takvimlerde Anneler Günü yazıyor. Her zamanki gibi reklamlarda duygusal mesajlar, çiçekçilerin önünde uzun kuyruklar, sosyal medyada ise fotoğrafların altında kalpler, güller, dualar… Elbette, annelerimizi hatırlamak güzel. Onlara sevgimizi ifade etmek, birkaç güzel söz ya da küçük bir armağanla gönüllerini almak da kıymetli. Ama ya anneliğin ardında kalan acılar, adaletsizlikler, yok sayılmalar?
Ülkemiz özelinde baktığımızda, nice annenin yalnızca evladının yüzünü görebilmek için yıllardır mücadele ettiğini görüyoruz. Kaybolmuş, gözaltında kaybedilmiş, faili meçhul cinayetlerde yitirilmiş çocuklarının peşinden ömür tüketen Cumartesi Anneleri mesela… Onlar yalnızca birer kayıp değil, aynı zamanda yıllardır süren inkârın, sessizliğin ve vicdansızlığın tanıklarıdır.
Berfu Ana’yı hatırlayalım. Oğlu Cemil Kırbayır, 1980 darbesinden sonra gözaltına alındı ve bir daha kendisinden haber alınamadı. Berfu Ana, oğlunu aramak için hayatını adadı. Yirmi yılı aşkın bir süre boyunca, İstanbul Galatasaray Meydanı’nda diğer Cumartesi Anneleriyle birlikte elinde oğlunun fotoğrafıyla oturdu. Yüzüne baktığınızda yalnızca bir annenin değil, bir halkın adalet arayışını görürdünüz. Devletin en tepesinden verilen sözlere rağmen Cemil’in mezarı bile bulunamadı. Berfu Ana, oğluna kavuşamadan sonsuzluğa göç etti.
Bir diğer örnek, Barış Anneleri. Onlar da yıllardır, evlatlarına kıyılmasın diye, halkların kardeşçe yaşayabileceği bir ülke umuduyla sokaklarda. Mücadeleleri yalnızca kendi çocukları için değil, bu topraklarda büyüyen tüm çocukların yaşama hakkı içindi.
Ve elbette Gezi Direnişi… Ali İsmail Korkmaz’ın, Berkin Elvan’ın anneleri… Evlatlarını sokakta, acımasızlığın ve adaletsizliğin sert yüzünde kaybettiler. Aradan yıllar geçmesine rağmen, adalet hâlâ tam anlamıyla yerini bulamadı. O anneler de Anneler Günü’nde evlatlarının mezarlarına gidiyorlar; çünkü başka gidecek yerleri yok.
Şimdi kendimize sormalıyız:
Bu kadar acının, bu kadar yok sayılmanın gölgesinde Anneler Günü kutlamak yeterli mi?
Anneleri gerçekten onurlandırmak istiyorsak; adaleti sağlamalı, barışı inşa etmeli, geçmişin karanlık sayfalarıyla yüzleşmeliyiz. Sadece sevgi sözcükleriyle değil; hakikatle, vicdanla ve cesaretle yaklaşmalıyız annelere.
Bir çiçek ya da bir kartla yetinmeden, onların yaşadığı acıları anlamaya çalışmalıyız.
Annelerin ağlamadığı, evlatların kaybolmadığı, adaletin sadece bir kelime değil; bir gerçeklik olduğu bir ülke dileğiyle…
Tüm annelerin ellerinden sevgiyle öpüyorum.
Ve diliyorum ki, bir gün gerçekten her gün Anneler Günü olsun.
Aşk ile,
Turgay Çelik
11.05.2025

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler