Gustavsburg Cemevi Başkanı Müslüm Aktar ile Berlin’deki Dersim Anıtı Üzerine…
Alevi Haber Ağı Genel Yayın Yönetmeni Hasan Subaşı, Berlin’deki Dersim Soykırımı Anıtı’na dönük tehditlere karşı Alevilerin tavrını konuşmak üzere Gustavsburg Cemevi Başkanı Müslüm Aktar ile görüştü.
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in Berlin’de bulunan Dersim Soykırımı Anıtı’nı “yıktıracağız” açıklaması, Alevi toplumunda ve özellikle Dersimlilerde büyük bir öfke yarattı. Anıtı hedef alan bu söylemin, sadece fiziksel bir yapıya değil; kolektif hafızaya, hakikat mücadelesine ve toplumsal barışa dönük bir tehdit olduğu değerlendirmeleri hem Aleviler hem de Dersimliler arasında öne çıkıyor.
Bu kapsamda Gustavsburg Alevi Kültür Merkezi – Cemevi Başkanı Müslüm Aktar ile görüştük. Müslüm Aktar, bu tür çıkışların Alevi toplumunu sindirme ve inkâr politikalarının devamı olduğunu belirti ve Berlin’deki anıtın sembolik gücünü “intikam değil, hakikat talebi” olduğunu ifade etti. Bu söyleşide, yalnızca bir tepki değil; aynı zamanda kolektif belleğe sahip çıkma çağrısı var.
Doğu Perinçek’in “Dersim Soykırımı Anıtı’nı yıktıracağız” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Vatan Partisi’nin kendisine ‘Aydınlıkçı’ adını vermesi, aslında ne kadar karanlık bir yapı olduğunu ortaya koymaktadır. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in halkların değerleri ve inançları üzerindeki kışkırtıcı politikasını kınıyorum. Vatan Partisi’nin bu ülkenin barışına yönelik en büyük tehditlerden biri olduğu, Dersim’deki Seyit Rıza heykelinin sökülmesi talebinden ve Berlin’deki Dersim Soykırımı Anıtı’ndan rahatsızlık duymasıyla bir kez daha anlaşılmıştır. Bu parti, siyasi bir oluşumdan ziyade toplumu bölen ve kışkırtan bir yapıdır. Provokatif talepleriyle öne çıkan bir partinin, Dersim’in hafızası üzerinde söz söyleme hakkı yoktur.
Bu açıklamayı, Alevi toplumuna ve Dersimlilere yönelik bir tehdit olarak görüyor musunuz?
Alevi-Kızılbaş toplumu ve Dersim halkı, geçmişten bugüne değerlerine nasıl sahip çıktıysa, bundan sonra da çıkacağını ve hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğini kendileri de çok iyi biliyorlar.
Berlin’deki Dersim Anıtı sizce neyi temsil ediyor? Bu anıtın sembolik ve politik anlamı nedir?
Bu anıt, dünyada resmi olarak kabul gören ilk Dersim anıtı olma özelliği taşıyor. Hatırlamayı sürdürmek ve kurbanlara onurlu bir saygı göstermek adına önemli bir adım ve sembol olarak görüyorum. Bu anıt intikam istemiyor; çoktan vadesi dolmuş bir hakkı, hakikati talep anlamını taşıyor.
Almanya’da yaşayan Alevilerin ve Dersimlilerin bu anıta verdiği önemi düşündüğümüzde, bu tür çıkışların amacı sizce nedir?
Bu tür çıkışlar yeni değil. Amaç sindirme ve inkârın devam ettirilmesidir. Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu 2014 yılında projenin başvurusunu yaptığında da tehditler, karalamalar ve saldırılar hiç eksik olmadı. Ama vazgeçilmediğini kendileri de biliyor.
Perinçek’in bu açıklamasıyla hedef aldığı yalnızca bir anıt mı, yoksa hafızamız mı?
Yapmak istedikleri, hafızasız bir toplum yaratmaktır. Bu anıt bizim için bir semboldür, bir hafızadır. Dersim’in hafızasını silmek istiyorlar ama başaramayacaklar!
İster kabul etsinler ister etmesinler, Dersim Katliamı; Yavuz’un Kızılbaş katliamından sonra Anadolu’da on binleri bulan en büyük Alevi-Kızılbaş katliamı olarak toplum nezdinde kabul görecektir.
Türkiye’de inkâr politikaları hâlâ sürerken, Avrupa’daki hafıza mekânları sizce nasıl bir işlev görüyor?
Dersim’in kültürel değerlerini, inancını ve diliyle birlikte Avrupa’daki bu hafıza mekânını sahiplenmek, ileride Türkiye’deki Dersimlilerin ve ‘insanım’ diyen herkesin bu soykırımla yüzleşmesinde büyük bir işlev görecektir.
Bu açıklamaya karşı Alevi kurumları olarak ortak bir tavır geliştirmeyi düşünüyor musunuz? Bir çağrınız olacak mı?
Almanya gibi bir hukuk devletinde yaşıyoruz. Provokatif talepleri ile öne çıkan bir partinin değerlerimiz ve hafızamız üzerinde söz söyleme hakkı yoktur. Dikkate alınmayacaktır.
Teşekkürler Müslüm Başkan
Gustavsburg AKM – Cemevi Başkanı Müslüm Aktar’a bu anlamlı ve değerli söyleşi için teşekkür ediyoruz. Berlin’deki Dersim Anıtı yalnızca bir taş değil, geçmişle yüzleşmenin, halkların belleğinin ve Alevi kimliğinin kamusal ifadesidir. Bu anıtı korumak, sadece bir mekânı değil; hakikati, adaleti ve barışı sahiplenmektir.
Aleviler, Avrupa’nın dört bir yanındaki Alevi kuurmlarını sahiplenmeye; inkâra karşı hakikati, tehdide karşı dayanışmayı ve toplumsal adaleti savunmaya devam edecek.
Bu söyleşi, Alevi kimliğini, hafızasını ve direncini görünür kılma sorumluluğumuzun bir parçasıdır.
Hasan Subaşı / Alevi Haber Ağı Genel Yayın Yönetmeni

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler