Çar. Nis 29th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Hasan Doğan Dede: “Bir Anıtı Yıkmak, Bir Halkın Hafızasını Hedef Almaktır”

4 Mayıs 2025 tarihinde Berlin’de açılışı yapılan Dersim Soykırımı Anıtı, Avrupa’da yaşayan Aleviler ve Dersimliler için yalnızca tarihî bir hafıza mekânı değil, aynı zamanda inkâra karşı bir direniş sembolü olma niteliği taşıyor. Açılış töreni, Almanya’nın başkentinde güçlü bir katılımla gerçekleşti. Alevi ve Dersim kurum temsilcileri, dede ve analar, insan hakları savunucuları, gazeteciler ve yüzlerce can, 1937-38 yıllarında Dersim’de  yaşanan büyük kırımın unutulmaması için Blücher Platz’ta bir araya geldi.

1938 Dersim Tertelesi‘nde, on binlerce Dersimli sistematik bir biçimde katledildi; hayatta kalanlar ise zorla sürgüne gönderildi. Aradan geçen 88 yıl boyunca bu acının inkâr edilmesine karşı yürütülen mücadele, özellikle Avrupa’da sürdürülen toplumsal hafıza çalışmalarıyla görünürlük kazandı. Bu kapsamda, Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu ile Berlin Dersim Cemaati’nin öncülüğünde yıllardır süren çabalar, 2015 yılında başlayan hazırlıkların ardından somut bir anıta dönüştü. “Dersim 38 Tertele Anıtı”, 4 Mayıs 2025 günü Berlin’de bir parkta açıldı.

 Ancak bu anlamlı açılıştan yalnızca birkaç gün sonra, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ulusal Kanal’da katıldığı bir televizyon programında, Dersim Soykırımı Anıtı’nı “yıktıracaklarını” söyleyerek kamuoyunu şoke eden bir açıklamada bulundu. Açıklama, Alevi kamuoyunda büyük bir tepkiyle karşılandı.

 Bu açıklamanın anlamını, Dersim Anıtı’nın temsil ettiği değerleri ve inkârcı politikalara karşı yürütülen mücadeleyi Hasan Doğan Dede’ye sorduk. Hasan Doğan Dede, sorularımıza gerçeklerin dili olan, Alevilerin bakış açısı ve duruşuyla bağdaşan güçlü ve açık yanıtlar verdi.

1. Doğu Perinçek’in “Dersim Soykırımı Anıtı’nı yıktıracağız” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu açıklama, inkârcı devlet geleneğinin günümüzdeki bir yansımasıdır. Dersim Soykırımı’nı tanımak bir vicdan meselesidir; bu anıt, yok sayılan bir halkın acısını görünür kılma çabasıdır. Perinçek’in sözleri, geçmişteki zulmü yeniden diriltme arzusunun ifadesidir. Bir anıtı yıkmak, bir halkın hafızasını, hakikatini, yasını hedef almaktır. Bu tutum ne insani, ne vicdani, ne de demokratiktir.

2. Bu açıklamayı, Alevi toplumuna ve Dersimlilere yönelik bir tehdit olarak görüyor musunuz?

Kesinlikle. Bu açıklama sadece bir yapıya karşı değil, onu var eden belleğe, kültüre, yaşanmış acılara yöneltilmiş bir tehdittir. Dersim, Alevi hafızasının en derin acılarından biridir. Bu söz, açıkça Alevilere ve Dersimlilere yönelik bir sindirme ve gözdağı politikasıdır. Ama bilsinler ki biz hak yolundayız, bu yoldan dönmeyiz.

3. Berlin’deki Dersim Anıtı sizce neyi temsil ediyor? Bu anıtın sembolik ve politik anlamı nedir?

Bu anıt, unutulmak istenen bir hakikatin yeniden dile gelmesidir. Dersim’de katledilen canlarımızın, yakılan ocaklarımızın, susturulmak istenen dilimizin, kültürümüzün, inancımızın hatırlatılmasıdır. Aynı zamanda politik ve inançsal bir hafıza taşıyıcısıdır; “unutma, unutturma” diyen bir çağrıdır. Bu anıt sadece bir taştan ibaret değil; geçmişin ve bugün hâlâ süren inkârcı politikanın da teşhiridir.

4. Almanya’da yaşayan Alevilerin ve Dersimlilerin bu anıta verdiği önemi düşündüğümüzde, bu tür çıkışların amacı sizce nedir?

Bu tür çıkışlar, belleğimizi bastırma ve diasporadaki mücadelemizi itibarsızlaştırma çabalarıdır. Almanya’da, göçle birlikte sürgün olmuş Aleviler ve Dersimliler için bu anıt bir kimlik meselesidir. Bu çıkışlar, Aleviliğin kamusal görünürlüğünden rahatsız olan çevrelerin, “siz susun” demesidir. Ama biz susmayacağız. Bu yol suskunların değil; Kerbelâ’da katledilen Hüseyin’in yoludur! Herkesin bilmesi gerekir ki bu yol direnişle yürünür.

5. Perinçek’in bu açıklamasıyla hedef aldığı yalnızca bir anıt mı, yoksa hafızamız mı?

Elbette ki hedef sadece taştan bir heykel değil; asıl hedef inancımız, belleğimiz, tarihimiz, kimliğimizdir. Anıtı yıkmak isteyenler, aslında Dersim’i, 1937-38’i konuşmamızı, hatırlamamızı, çocuklarımıza anlatmamamızı istiyorlar. Onlar istiyor ki bu halk başını eğsin, unutup yoluna baksın. Ama biz unutmuyoruz, unutmayacağız. Hakikati unutturmamaya devam edeceğiz.

6. Türkiye’de inkâr politikaları hâlâ sürerken, Avrupa’daki hafıza mekânları sizce nasıl bir işlev görüyor?

Avrupa’daki bu tür mekânlar, hem birer hakikat tanığı hem de toplumsal vicdan alanlarıdır. Türkiye’de yasaklanan, çarpıtılan, görmezden gelinen inancımızı, tarihimizi biz burada anlatıyoruz; belgelerle, tanıklıklarla, anıtlarla. Bu mekânlar, genç kuşaklara hafızayı aktarmada çok önemli bir köprü görevi görüyor. Biz bu anıtlarla sadece geçmişi değil, bugünü ve yarını da kuruyoruz.

7. Bu açıklamaya karşı Alevi kurumları olarak ortak bir tavır geliştirmeyi düşünüyor musunuz? Bir çağrınız olacak mı?

Elbette. Bu tür tehditlere karşı Alevi kurumları birlik içinde olmalı, ortak bir duruş sergilemelidir. Çünkü saldırı yalnızca bir anıta değil, hepimizedir. Buradan bütün Alevi kurumlarına, demokratik kamuoyuna çağrım şudur: Sessizlik suça ortak olmaktır. Gelin birlikte ses olalım, can olalım, omuz omuza duralım. Anıtımıza değil, inkâra karşı duralım.

8. Dersim Soykırımı’nın tanınması için verdiğiniz mücadeleye dair, şu anki politik iklimde ne tür engellerle karşılaşıyorsunuz?

İnkâr hâlâ devletin resmî politikasıdır. Belgeler ortadayken, tanıklar hayattayken bile yok sayılmak isteniyoruz. “Tarih”i yazanlar, gerçeği eğip bükerek anlatıyor. Türkiye’de Dersim üzerine konuşmak hâlâ cesaret istiyor. Ama biz korkmadan, yılmadan bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Çünkü hakikat, er ya da geç yolunu bulur. Biz o yolu sabırla yürüyenlerdeniz.

Yol cümleden uludur. Mazlumun yanında, zalimin karşısında olacağız – her daim.

Aşk ile,
Hasan Doğan Dede


Editörün Notu:
Berlin’de 4 Mayıs 2025 tarihinde açılışı yapılan Dersim Soykırımı Anıtı, Alevi toplumunun yalnızca geçmişe dönük bir yas alanı değil, geleceğe dair bir direniş hafızasıdır. Anıta yönelik tehdidin hedefinde sadece bir taş parçası değil, bir halkın kimliği, inancı ve belleği vardır. Bu röportaj, inkârın karşısında hakikati savunmaktan vazgeçmeyenlerin sesi olarak yayımlanmıştır.
Hasan Doğan Dede’ye Yol’un direncini, Alevi değerlerini ve toplumsal hafızamızı kararlılıkla savunduğu için teşekkür ediyoruz.
Çünkü biz biliyoruz: Hakikat yıkılmaz. Unutmak yok, unutturmaya da izin yok!

Röportaj: Hasan Subaşı | Alevi Haber Ağı (AHA) Genel Yayın Yönetmeni

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir