Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Barış – Zeydan Karalar – Demokratik Türkiye

⌈Necdet Yüksekbaş⌉
Bugün Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın, mantıksızlığın ve ahlaksızlığın sınırlarını zorlayan, bırakın hukukiliği; ahlaki, vicdani ve inasani dayanağı dahi olmayan bir gerekçeyle tutuklanmasının gündeme gelmesi, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal atmosferin, iktidarın niyet ve uygulamalarının karanlık bir özetidir.
Sanatçısından hukukçusuna, akademisyeninden gazetecisine, siyasetçisinden öğrencisine, gündelik yaşamını sürdüren sade yurttaşına kadar birçok insan; yalnızca iki kelam ettiği, bir itiraz dile getirdiği ya da bir paylaşımda bulunduğu için ya tutuklu yargılanmakta ya da sorgulanmaktadır. Ülke, sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel bir cendereye sıkıştırılmışken; böylesi bir tabloda “barış”, “demokrasi”, “hukuk” gibi kavramlardan söz etmek, çoğu zaman içi boşaltılmış, anlamı değersizleştirilmiş ve hatta gülünç hale getirilmiş birer slogana dönüşmektedir.
Belediye başkanları, bürokratlar, belediye çalışanları, hatta şoförler; bırakın hukuk devleti ilkesini, düşman hukuku dediğimiz şeyin bile gerisinde kalan gerekçelerle gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, görevlerinden uzaklaştırılıyor. Böyle bir ortamda hâlâ barıştan, hukuktan, demokrasiden söz etmek ya büyük bir körlük ve saflıktır; ya da fena halde bir yalanın, önceden yazılmış bir senaryonun, bir illüzyonun parçası ve aktörü olmaktır.
Elbette ki barışa dair en başından olumsuz, reddedici cümleler kurmak da sorunlu bir yaklaşımdır. Ancak barışın, adaletin ve demokrasinin gerçekten ne olduğunu ve kimler için, nasıl işlemesi gerektiğini tartışmak zorundayız. Ülkemizin ve içinde bulunduğu bölgenin en çok ihtiyaç duyduğu değer, kuşkusuz ki; eşitlik, kardeşlik, dayanışma içinde kurulacak, adil ve demokratik bir yaşamdır. Ama bu hayat, sahici ve yapısal bir dönüşümle mümkündür; yalnızca simgelerle, söylemlerle ya da günü kurtaran “törenlerle” değil.
Dün izlediğimiz barış töreni — hiç kuşkum yok ki — büyük oranda semboliktir.
Yine de bölgede yaşanan gelişmelere, iç ve dış politikadaki hesaplaşmalara baktığımızda, bu tür semboller bile ülke sınırları içinde silahlı şiddetin en azından bir süreliğine sona ereceği beklentisini güçlendirebilir. Bu da kesinlikle kötü bir şey değildir.
Ancak bu sembollerin gerçek bir toplumsal barışa dönüşebilmesi için; eşit yurttaşlık, özgürlükler, hukukun üstünlüğü ve demokratik temsiliyetin samimiyetle hayata geçirilmesi gerekir.
Ayrıca Türkiye’de yaşanan tüm bu anti-demokratik uygulamalara rağmen, Batılı devletler ve ABD’nin yaşananlara ve bu sürece yönelik sessizliği, yalnızca diplomatik bir mesafe ya da tarafsızlık söylemiyle açıklanamaz. Unutmayalım ki AKP iktidarı gücünü bu sessizlikten alıyor.
Bölgesel emperyal güçlerin bu tutumu, tarihsel çıkar ilişkilerinin, bölgesel hesapların ve stratejik önceliklerin bir yansımasıdır. Sessizlikleri, yalnızca bugünün değil, geleceğin de nasıl şekilleneceğine dair güçlü BİR POLİTİK İŞARETTİR.
Tam da bu nedenle, bu edilgen tutum karşısında sormamız gereken sorular daha da yakıcı, daha da yaşamsal hale gelmektedir.
Sevgiyle

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir