Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Alevilik Kitaba Sığmaz: Yaşayan ve Nefes Alan Bir İnançtır 

⌉Kenan Küçük⌉
Anadolu’nun Kızılbaş Aleviliğinde hakikat, kitap sayfalarına değil; gönle, söze ve hal’e yazılır.
Anadolu’nun Kızılbaş Alevisine Kitabınız var mı? diye soranlara verilecek en doğru yanıt şudur:
Telli kitabımız vardır.
O kitap, mızrapla sayfaları çevrilen, telden dile dökülen nefesle okunur;
gönülden dile düşen, Hak ile pişmiş sözle anlatılır.
Çünkü bu Yol, kalın ciltli kitaplara sığmaz.
Anadolu’nun Kızılbaş Aleviliği yalnızca yazılı metinlerle değil; yaşayan gönüllerde, dilden dile, yürekten yüreğe aktarılan bir hakikat arayışıdır. Onu kalıplara hapsetmek, tek bir kitaba indirgemek, Yol’un doğasını donuklaştırmak ve özünü eksiltmek olur.
Bu Yol; doğayla uyumlu, insanı merkeze alan, çoğulcu ve vicdan temelli bir yaşam felsefesidir.
Cem meydanlarında kurulan bu inanç; pirlerin nefesiyle, görgüyle, hizmetle, muhabbetle yaşam bulmuştur. Kuralları kitaplardan değil; halden, erdemden ve ortak rızadan doğmuştur. Bu nedenle Anadolu’nun Kızılbaş Alevisi için hakikat, çoğu zaman zakirin sazında, dosta söylenen bir nefeste gizlidir.
Yüzyıllardır bu Yol, yazılı kanunlarla değil; sözlü gelenekle, deyişle, semah ile, nefis terbiyesiyle, Dört Kapı Kırk Makam öğretisiyle kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. Bu aktarım, sadece bir bilgi değil; aynı zamanda bir haldir, bir yaşam biçimidir. Yazıya dökülmemesi, eksiklik değil; tam tersine, bu Yol’un canlı, sorgulayıcı ve dönüşüme açık doğasının bir göstergesidir.
Telli kitap bu yüzden yalnızca bir çalgı değil; özgür bir nefestir.
Hakikat, tel ile dillendirilir, aşk ile söylenir.
Dillerde yankılanan her nefes, bir kitap kadar derin, bir öğreti kadar özlüdür.
O kitap gönle yazılır, dil ile çağrılır, cem ile yaşanır.
Anadolu’nun Kızılbaş Aleviliği; dogmalardan uzak, akıl, vicdan ve sevgi temelli bir yoldur.
Biat değil, rıza esastır.
Her can, kendi vicdanında Hakk’ı arar; gönlünde, insanda, doğada bulur.
Hakikat, sabit ve durağan değil; daima aranan, sorgulanan ve zamanla olgunlaşan bir özdür.
Bu Yol, katı kurallara hapsedilmeye çalışıldığında, doğayla uyumlu ve özgürlükçü yönü zedelenir.
Telli kitap susturulur, meydan boşaltılır, rıza kültürü, biata dönüştürülür.
Bu da bu inancı, hem tarihsel köklerinden hem de evrensel vicdanından koparır.
Anadolu’nun Kızılbaş Aleviliğinde Dört Kapı Kırk Makam öğretisi, yalnızca bir inanç sistemi değil; aynı zamanda bir yaşam yolculuğudur.
Bu yol, canın nefsini terbiye etmesini; insanla, toplumla, canlıyla ve doğayla uyum içinde yaşamasını öğütler.
Ancak bu öğreti, kitap sayfalarına sığmaz; çünkü bu Yol, meydanda yazılır.
Görgüyle, hizmetle, niyetle, muhabbetle okunur.
Kitap okunur, evet; ama bu Yol, ancak nefesle, yaşayarak, hissederek anlaşılır.
Bu nedenle pirlerimiz, ellerinde yazılı kitaplarla değil;
gönüllerinde hakikatin nuru,
dillerinde telli kitabın nefesiyle yürüdüler bu yolu.
Cem meydanlarında, zamanın ruhunu okuyarak, halkın vicdanına seslenerek sürdürdüler bu öğretiyi.
Anadolu’nun Kızılbaş Alevisi, geçmişi kutsamakla yetinmez; onu çağın ruhuyla buluşturur.
Tarihi putlaştırmaz; ondan ders alır ama bugünün insanına, bugünün derdine de cevap verir.
Zira zamanın ruhuna kör olan yol, hakikatin izini kaybeder.
Bu Yol, dünün değerlerini bugünün vicdanıyla yoğurur.
Yolda yürüyen canlar, aşk ile, rıza ile, akıl ve sevgiyle ilerler.
Çünkü bu Yol, durağan değil; her daim nefes alan, yaşayan bir Yoldur.
Bu Yol’un meydanlarda pişmiş kitabı,
canın gönlünde,
muhabbetin dilinde,
Pir’in nefesinde,
zakirin telli kitabından okunur.
Aşk ile
Kenan Küçük
17.07.2025

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir