Yunanistan Aleviliği Resmen Tanıyor, Türkiye Hâlâ Kültür Diyor
⌈Kenan Küçük⌉
Yunanistan, Alevi-Bektaşi inancını resmi olarak tanıdı. Böylece Aleviler, kendi erkanlarını yürütme, cemevlerini ibadethane olarak açma ve inanç eğitimlerini Yol’un esaslarına göre düzenleme hakkına kavuştu.
Türkiye’de yaklaşık 20 milyon Alevi yaşamasına rağmen, Alevilik hala Anayasa’da yer almıyor. Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmiyor; Alevilik kültür veya folklor başlığı altında tanımlanmaya çalışılıyor. Bu yaklaşım, Aleviliği özünden koparmak, Yol’un hakikatini gölgelemek ve inancı yalnızca kültürel bir unsur hâline indirmektir.
Daha da üzücü olan, kendini dede, seyid veya Evladı Resul olarak tanıtan bazı kişilerin, ocak terbiyesinden ve erkan yolculuğundan geçmeden, yalnızca dedelerinin ismine dayanarak “ocak torunuyuz” iddiasında bulunmaları ve Aleviliği sadece mesep ya da kültür adıyla sahiplenmeleridir. Bu tutum, Aleviliğin kültür adı altında daraltılmasına sessiz kalmakla birleştiğinde, Yol’un özünü zayıflatır ve inancın Aleviyce derinliğini resmi kalıplara hapsetmeye zemin hazırlar.
Alevilik, insanı merkeze alan, tüm varlığı Hak’tan gören, doğaya saygıyı esas alan; adalet, eşitlik ve rızalık ilkeleriyle yaşayan özgün bir inançtır. Bu inanç, kültür dairesine sığdırılamaz. Yol erenleri, Devlet ne derse doğrudur diyerek değil, Yolun öğretisiyle yürür.
Bugün Yunanistan’da Aleviler inanç kimlikleriyle özgürleşirken, Türkiye’de hala İslam’ın bir kolu, mezhep veya kültür etiketiyle anılmak; Yol’a, Pir’e ve Hak’a karşı bir haksızlıktır.
Avrupa’nın birçok ülkesinde olduğu gibi Yunanistan’da da Alevilik resmen tanınırken, doğduğumuz topraklarda bu hakkın verilmemesi kabul edilemez.
Devletin Aleviliği tarif etmeye kalkışması, Alevilerin kendi yol önderlerini, pirlerini ve ocaklarını görmezden gelmesidir. Alevilik, devletin çizdiği sınırlarla değil; pirler, mürşitler ve ocaklar aracılığıyla, nefes ve erkanla günümüze taşınmıştır.
Bugün uygulanan resmi politikalar, Aleviliği belirli kalıplara uydurmaya çalışır. Bu, Aleviliği özünden koparmak ve onu folklorik bir kültür ya da cami merkezli anlayışın gölgesine sokmak anlamına gelir.
Alevilik, resmi tanımlarla değil; kendi Yol erkanına, pir-mürşit-talip üçgenine ve rızalık hukukuna göre yaşar. Devletin görevi, Aleviliği tarif etmek değil; Alevilerin kendi kurumları ve önderleriyle inançlarını özgürce yaşamalarını güvence altına almaktır.
Yol, pirlerin nefesinde, cemlerdeki birliktelikte ve ocakların süreğinde yaşar. Resmi kalıplara sığdırılmaya çalışılan Alevilik, Yol’un ışığını söndürür ve hakikati gölgeler. Alevilik özünden koparılamaz; nefesle, cemle, rızalıkla ve Yol’un aşkıyla yaşar.
Alevilerin ve tüm azınlıkların eşit yurttaşlık, inanç ve kültürel haklarının Türkiye’de de özgürce yaşanması ve resmi olarak tanınması dileğiyle.
17.08.2025

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler