Ozanlarımızın Mirası, Sözde Sanatçılarla Değil; Araştıran ve Kitaplaştıranların Emeğiyle Yaşar
⌈Kenan Küçük⌉
Yolumuzun binlerce yıllık ışığı, Pir Sultan’ın, Hatayi’nin, İbreti’nin ve daha nice ulu ozanımızın nefeslerinde, deyişlerinde yaşamaktadır. Bu nefesler yalnızca bir türkü değil, halkın çığlığı, direncin ve hakikatin sesidir.
Üzücü olan şu ki, yıllardır Alevi Kültür Merkezlerinin etkinliklerinde ağırlanan bazı sanatçılar, bu mirası sadece kazanç kapısı olarak gördüler. Ozanların adını anmadan, felsefesini yok sayarak işlerine gelen dörtlükleri alıp, “halay figürü” ve eğlence adı altında türkü barlara taşıdılar. Emek veren araştırmacıların, köy köy dolaşıp kısıtlı imkanlarla derleyip kitaplaştırdığı nefesleri hiçe saydılar.
En çok kazananlar listesine giren bu isimler, toplumsal olaylar karşısında sus pus; Alevilere ve ezilenlere yapılan haksızlıklar karşısında dilsiz ve sağır. Ama işin ucunda para olunca, “Canlar sizi seviyoruz” deyip meydanları doldurabiliyorlar.
Oysa gerçek sanatçı; yolun bilincini taşıyandır, cebini değil heybesini bilimle doldurandır, muhabbet meydanına mihman olup bilgisini ve emeğini canlarla paylaşandır.
Tüm Alevi Kültür Merkezleri, davet ettikleri sanatçıları iyi araştırmalıdır. “Ben Aleviyim” diyeni değil; Alevilerin, azınlıkların, ezilenlerin yanında olanı sahiplenelim. Cebi dolduranı değil, hakikati dillendiren ozanın yolundan yürüyeni ağırlayalım.
Sanata emek veren herkes emeğinin karşılığını almalıdır. Ama yıllarca hapis yatmış, işkence görmüş, direniş türkülerini halk için bestelemiş ozanlarımızın eserlerini “orta oyun havası”na indirmek, o mirasa en büyük haksızlıktır.
Kitaplarını halka ulaştırmak için günlerce emek veren yazarlarımızı es geçmeyelim. Ozanlarımızın nefeslerini derleyip kitaplaştıran araştırmacılar, kuşaktan kuşağa aktarılacak kalıcı bir miras bırakıyor.
Türkü barlarda nefeslerimizi hoyratça söyleyip, halay havasına çevirerek arada birkaç figür gösterip para kazananlarla, emek verip kitaplaştıran yazarlarımızı aynı kefeye koyamayız. Çünkü türkü barda dinlenen, kapıdan çıkınca unutulur; ama kitaba dökülen emek dilden dile, gönülden gönüle kalıcıdır.
Cemevlerimizin kapısı; yolun özünü taşıyan, ozanlarımızın mirasına saygı duyan, emeğiyle halkı aydınlatan sanatçılara açılsın!
Sözüm, yola çıkar gözüyle bakanlaradır; yola yoldaş olan araştırmacı ve sanatçıların emeği önünde saygıyla eğiliyorum.
Aşk ile
09.09.2025

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler