Son Günlerin Gündemi: Erdal Erzincan Tartışmaları
“Alevilik, 72 milleti içine alan bir gelenektir. ‘Kürt Alevi’ ya da ‘Türk Alevi’ diye bir tabir yoktur. Kürtçe konuşan Alevi, Türkçe konuşan Alevi veya Zazaca konuşan Alevi vardır. Alevilik hâl dilidir; ibadet dili ise Türkçedir. Gelenek bize bunu böyle aktarıyor.”
Bu sözler, Erdal Erzincan’a ait. Günlerdir bu ifadeler üzerinden tartışmalar yapılıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu tartışmaların yaşanması bir ihtiyaçtır. Çünkü Aleviler, her geçen gün hayatın farklı alanlarında daha görünür oldukça kendi gerçeklikleriyle yüzleşmek zorunda kalıyor.
Erzincan’ın sözleri, bugüne kadar yaşanan katliamların, baskının, inkârın ve asimilasyonun bir dışavurumu, bir açığa çıkışıdır. Elbette tasvip edilecek bir söylem değildir; ancak baskı altında yetişmiş, devletin okullarında mecburi Türkçe eğitimi almış, sokakta, okulda, resmî dairelerde sürekli kimliğini inkâr etmek zorunda bırakılmış bir bireyin sözlerini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Nereden Başlamalı?
Peki meseleye nereden başlamak gerekir? İnançtan mı, kimlikten mi, özgürlüklerden mi, yasaklardan mı, yoksa sanattan mı? Çünkü müdahale her alanda var. Deyişlere dokunuluyor, şiirler değiştiriliyor. Bilgisayardan bir deyiş indirmek istediğinizde, sözlerin ne kadar çarpıtıldığını görebiliyorsunuz. Farkına varmadan yanlış hâliyle okuyabiliyoruz.
Erdal Erzincan da sanatıyla Alevi-Kızılbaş toplumunun önde gelen ozanlarından biri olduğu için tartışmalar derinlemesine yürütülüyor. Burada dikkat etmemiz gereken, tartışmaların hakaret diline kaymaması ve yapıcı bir zeminde sürdürülmesidir.
Asıl Mesele
Aleviler görünür oldukça bu müdahaleler de daha fazla açığa çıkıyor. Bununla birlikte içsel kafa karışıklıkları ve ruhsal sancılar da su yüzüne çıkıyor. Dolayısıyla mesele sadece Erdal Erzincan’ın sözleri değil; bundan sonra ne yapılacağıdır. Bu tür tartışmalar elbette yaşanacaktır. Önemli olan, bunların nasıl aşılacağıdır.
Alevi toplumu artık kendi toplumsal yapısını ve örgütlenmesini sorgulamak zorundadır. Sadece savunmada kalmak, reaksiyonel hareket etmek yeterli değildir. Bir sonraki adımın ne olacağına dair düşünce üretmek, perspektif belirlemek ve bu doğrultuda bir strateji geliştirmek gerekir. Aksi hâlde toplumsal reflekslerle oyalanılır, aynı döngü içinde kalınır ve sürekli kendini tekrarlar.
Ozanlar ve Alevilik
Sorun aslında düşünsel, eğitsel ve yüzleşme ile ilgilidir. Eğer meselelere tarihsel ve toplumsal boyutlarıyla bir bütün olarak bakabilirsek, yarına yönelik de sözümüz olur. Aksi hâlde, içimizden çıkan önemli ozanlarımızı da bir değirmen gibi öğütür, tüketiriz.
Unutmayalım ki bir ozanın yetişmesi yıllar alır. Alevi öğretisinde sanat, saz ve söz vazgeçilmezdir. Bağlamayı ve ozanlarıda kaldırırsanız, Aleviliği de bitirirsiniz. Bu nedenle tüm eksikliklerine rağmen sanatçılarımız sahiplenilmeli; eleştirilerimizi yaparken de eğitsel, öğretici ve yapıcı bir dil kullanmalıyız.
Çünkü saz, söz, bağlama biterse Alevilik de biter.
Aşk ile…
Turgay Çelik
28.09.2025

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler