DEM Parti Milletvekili Celal Fırat: “Kendi Hakikatimize Uyumluyuz”
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, kaleme aldığı bu yazıda Alevi örgütlenmesinin tarihsel direncini, inançsal köklerini ve siyasal temsildeki sorumluluğunu değerlendiriyor.
Fırat, Aleviliğin tarih boyunca baskılara rağmen köklerinden aldığı güçle varlığını sürdürdüğünü belirterek, bugünün Alevi kurumlarının “rızalık, adalet ve dayanışma” ilkelerini evrensel değerlerle buluşturduğunu vurguluyor.
Alevi inanç önderi ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat‘ın yazısının tam metni şöyel:
Özgürlük, İnsanla Evren Arasındaki Uyumun Adıdır
Özgürlük, insanın evrenle, toplumla ve kendi benliğiyle kurduğu uyumun adıdır. Bu uyumun özü, insanın kendi hakikatini tanıması ve onu yaşamın bütün alanlarında sürdürme iradesidir.
Alevi örgütlenmesi de bu hakikatle uyum içinde doğmuştur. İnanç ve vicdan hürriyetini esas alan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın temel hak maddeleri, Alevi toplumunun tarihsel direncinin çağdaş dayanaklarıdır.
Alevi Toplumu Yasaklara Karşı Köklerinden Güç Aldı
Tarih boyunca yasaklamalarla, inkâr ve baskı politikalarıyla karşılaşan Alevi toplumu, her zor dönemde kendi köklerine, dayanışmasına ve yol erkânına daha güçlü sarılmıştır.
Cemevleri, dernekler ve vakıflar yalnızca ibadet mekânları değildir; aynı zamanda kimlik, adalet ve hafıza mücadelesinin yaşatıldığı toplumsal alanlardır.
Bu mekânlarda yürütülen her faaliyet, Alevi toplumunun belleğini, direncini ve insanlık onuruna dayalı varoluş mücadelesini temsil eder.
Rızalık, Adalet Ve Dayanışma Üzerine Kurulu Bir İnsanlık Anlayışı
Bugün Alevi kurumları, eşit yurttaşlık, kadın özgürlüğü ve inançlar arası diyalog gibi evrensel değerleri sahiplenerek geçmişin mirasını çağdaş dünyanın diliyle buluşturuyor.
Bu örgütlenme biçimi; rızalık, adalet ve dayanışma üzerine kurulu bir insanlık anlayışının bugünkü toplumsal ifadesidir.
Alevilik, yalnızca bir inanç biçimi değil, aynı zamanda etik bir yaşam felsefesidir. Bu felsefe, bireyi hakikatin öznesi haline getirir.
İnanç Yolundaki Hizmet, Siyasi Sorumlulukla Çelişmez
Yıllardır Alevi toplumunun inançsal, kültürel ve toplumsal taleplerini dile getirenlerin milletvekili olması, onların inanç yolundaki hizmetlerini bırakmaları gerektiği anlamına gelmez.
Tam tersine, Alevi kimliğini ve değerlerini siyasal temsile taşımak, toplumun yıllardır görmezden gelinen haklarını demokratik zeminde savunma imkânı yaratır.
Siyaset, bu anlamda inançtan uzak değil; inancın adalet, eşitlik ve özgürlük arayışındaki sesidir.
Cemevi Hizmeti Siyasi Çıkar Değil, İnanç Sorumluluğudur
Bir kurum yöneticisinin Cemevi’ndeki varlığı, bir siyasi çıkar değil; inancın özündeki rızalık, eşitlik ve adalet öğretisinin sürekliliğidir.
Alevi geleneğinde “dede”lik makamdan değil, hizmetten doğar.
Yüzyıllardır inanç önderleri, bu hizmeti bir makam için değil, Hak yolunda topluma rehberlik etme sorumluluğuyla yürütmüştür.
Bu hizmet, dün olduğu gibi bugün de Alevi yolunun özüne sadık bir biçimde devam etmektedir.
İnanç ve Siyaset Arasındaki Denge, Hakikatin Varoluşudur
Aleviler için özgürlük, hak ve adalete sahip çıkmak, inançsal bir gerekliliktir.
Alevi inanç önderleri bu dengeyi inançları gereği bilir ve korur.
Bu denge, inançla siyasetin birbirine karışması değil; hakikatin her iki alanda da var olması demektir.
Alevi öğretisinin özü, insanın kendisiyle, toplumla ve evrenle kurduğu bu hakikatli bağda yatar.


Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler