Per. Nis 30th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

ALEVİLER, HALEP’TE SOYKIRIMA KARŞI KÜRTLERLE BİRLİKTEDİRLER

⌈Aziz Tunç⌉

Hiçbir toplumsal grup yalnızca sosyal bir varlık olarak yaşayamaz. İnsanlardan oluşan her toplumsal yapı aynı zamanda politik bir varlıktır. Aleviler de bu anlamda, sosyal varlık olmalarının doğal sonucu olarak politiktirler. Bu nedenle güncel politik gelişmeler Aleviler açısından uzaktan izlenen olaylar değildir; Aleviler de bu gelişmelere kayıtsız kalmamaktadır.

Özellikle Kürt Alevilerin güncel politik gelişmelere ilişkin tutum almaları, sessiz kalmamaları gerekli, önemli ve değerlidir. Çünkü bölgede yaşanan gelişmeler hem fiziki olarak Alevileri doğrudan ilgilendirmekte hem de Aleviliğin temel inanç ilkeleriyle yakından bağlantılıdır.

Bugün Halep’te, Türk devletinin desteğiyle ve DAİŞ’çi, HTŞ’ci katillerin eliyle Kürt halkına yönelik bir soykırım uygulanmaktadır. Dün aynı güçler Alevilere ve Dürzilere karşı da soykırım politikaları yürütmekteydi. Bu toplu insan kıyımlarının sorumluları; Türk devletinin paralı askerleri, DAİŞ unsurları ve yine Türk devletinin desteklediği HTŞ katilleridir.

Halep’te yaşanan soykırım yalnızca Müslüman Kürtlere değil, aynı zamanda Kürt Alevilere yöneliktir. Çünkü daha önce Türk devleti tarafından işgal edilen Efrîn’den zorla göçertilen Kürt Aleviler Halep’e sığınmak zorunda kalmış, bugün ise bu soykırımın doğrudan hedefi hâline gelmişlerdir.

Dolayısıyla bugün bütün Alevi toplumu açısından tarihsel bir dönemden geçildiği açıktır. Bu tarihsel sürecin Alevi toplumunun önüne koyduğu en temel gündem, her koşulda bu soykırımları durdurmak olmalıdır. Bu noktada iki temel gerçeğin çok iyi kavranması gerekmektedir.

Birincisi; bu soykırımlar durdurulamazsa, bu coğrafyada hiçbir Alevinin yaşama şansı kalmayacaktır. DAİŞ-HTŞ rejimleri, molla rejimleri, bunların destekçisi Türk devleti ve uluslararası bağlantıları yenilgiye uğratılamaz ve tarihin çöplüğüne gönderilemezse, bu topraklarda ne Alevilerin ne Kürtlerin ne Ezidilerin ne de Dürzilerin yaşam hakkı olacaktır.

İkincisi; “Gücümüz yetersiz, karşımızdakiler çok güçlü” kaygısına saplanmaktan ısrarla uzak durulmalıdır. Çünkü tarih göstermiştir ki haklı olanlar, inananlar ve örgütlü mücadele edenler mutlaka kazanır. Bugün sahip olduğumuz bütün insani değerler, direnenlerin ve mücadele edenlerin kazanımlarının ürünüdür. Buna inanan Aleviler, yüreklerinde en küçük bir kuşkuya yer vermeden, kazanma inancıyla mücadelenin engin denizine atılacaklardır.

Bu nedenle bugün her coğrafyada, her etnik kimlikte ve her sürekte Aleviler, kendi kardeşlerinin katledilmesini önlemek için harekete geçmek zorundadır. Dün Arap Alevileri için nasıl sokaklara çıkıldıysa, bugün de aynı kararlılık ve duyarlılıkla Kürt Alevi kardeşlerimiz ve Kürt halkı için sokaklara çıkılmalı, tepkiler örgütlenmelidir.

Alevilerin Halep’te ya da dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleştirilen bir katliama, bir haksızlığa karşı çıkması yalnızca politik değil, aynı zamanda inançsal bir zorunluluktur. Çünkü Alevi inancı, her yerde ve her koşulda zalime karşı durmayı temel bir ilke olarak benimsemiştir. Aleviliğin yüzyıllardır varlığını korumasının, saygı görmesinin ve güvenilir olmasının kaynağı da bu inançsal duruştur.

Bugün bir yanda böylesine güçlü insani değerler taşıyan bir inanç ve onun mensupları, diğer yanda ise Suriye’de DAİŞ’çi-HTŞ’ci rejimleri, İran’da molla rejimini savunan güçler bulunmaktadır. Bu rejimlerin tamamı Alevilerin ve Aleviliğin azılı düşmanlarıdır. Ayrıca bu güçlerin Türk devleti ve uluslararası ilişkiler ağı tarafından desteklendiği de açıktır.

Tam da bu koşullarda Alevi toplumu, tarih boyunca yaptığı gibi, çağdaş direniş önderlerini; yeni Eba Müslimleri, Pir Sultanları, Baba İshakları yaratacak ve günün dayattığı çözüm gücü olma rolünü üstlenecektir.

Bugünün gerçekleri ve yaşatılan katliamlar ortadayken hâlâ Alevilere politikadan uzak durmaları tavsiye ediliyorsa, bilinmelidir ki bu bir yol gösterme değil, açık bir zarar verme halidir. Alevileri politik alanın dışına itmeye yönelik her faaliyet, Alevi toplumuna doğrudan zarar vermektedir.

Çünkü Aleviler sanıldığı ya da olmaları istendiği gibi apolitik bir toplum değildir. Aksine Alevilerin inanç değerleri, felsefi yaklaşımları ve tarihsel deneyimleri bütünüyle politiktir. Aleviler bugüne kadar aktif politika yaparak gelmiş; politika üretmiş, geliştirmiş ve uygulamaların öznesi olmuşlardır.

Bu nedenle Aleviler, ABD’nin Venezuela başkanına yönelik müdahalesinin, İran’da yaşananların, Suriye’de Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere karşı yürütülen soykırım saldırılarının kendilerinden bağımsız olmadığını bilmektedir. Bu bilinçle Suriye’de yaşanan soykırımlara karşı derin bir öfke duymakta; İran’da molla rejimine karşı ayağa kalkan halkların direnişini ise bütün güçleriyle selamlamaktadırlar.

Soykırımcıların ve soykırımların olmadığı bir dünyayı yaratmak, Aleviliğin dün de idealidir, bugün de. Ve bu ideal mutlaka gerçekleşecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir