Şimdi Kürt Halkının Rojava’nın Yanında Olma Zamanı
⌈Hasan Subaşı⌉
Bugün tarihsel bir eşikteyiz. Şimdi Kürt halkının Rojava’nın yanında durma zamanıdır. Bu yalnızca bir halkla dayanışma meselesi değil; insanlığın onuru, özgürlüğü ve ortak geleceğiyle ilgilidir. Rojava’da Kürt halkı, özellikle Kürt kadınları, karanlığa karşı insanlığın vicdanı olmuş; kadın düşmanı, şeriatçı ve barbar terör örgütü İŞİD’e karşı ağır bedeller ödeyerek direnmiş ve bu insanlık düşmanı belayı yenilgiye uğratmıştır. Bu mücadele yalnızca Kürtlerin değil, tüm insanlığın mücadelesidir.
Kürt halkının İran, Irak, Türkiye ve Suriye’de yürüttüğü mücadele; “bölücülük” ya da dar bir kimlik talebi değil, temel insan hakları, eşit yurttaşlık, özgürlük ve onurlu yaşam mücadelesidir. Bu nedenle bu mücadele dünyanın her yerindeki ezilenler tarafından sahiplenilmeli ve desteklenmelidir. Kürt halkının özgürlüğü, diğer halkların özgürlüğünden ayrı düşünülemez.
Bugün Suriye’de HTŞ ve lideri Ebu Muhammed el-Colani öncülüğünde inşa edilmeye çalışılan yeni Şam rejimi, siyasal İslam esaslı bir rejimdir. Bu yapı; IŞİD ve El Kaide çizgisinin devamı olan, farklı inançlara ve halklara düşman bir zihniyetin ürünüdür. Alevilere, Kürtlere, Dürzilere, Êzidîlere, Süryanilere ve Ermenilere yaklaşımı dostça değil, açıkça düşmancadır. Bu gerçek; Suriye sahilinde Alevilere yönelik saldırılarla, Halep’te, Şêxmaqsûd ve Eşrefiye’de Kürtlere ve diğer halklara yönelik katliam ve saldırılarla defalarca ortaya konmuştur.
Şêxmaqsûd ve Eşrefiye’ye yönelik saldırılar, 3 Ağustos 2014’te Şengal’de Êzidî halkına uygulanan fermânı hatırlatmaktadır. Bu saldırılar halklarımızda yalnızca derin bir acı değil, aynı zamanda güçlü bir öfke ve hesaplaşma bilinci yaratmıştır. Bugün yaşananlar tesadüf değildir. 2024 yılında Colani, emperyalist ülkelerin oluşturduğu koalisyon güçlerinin ve özellikle Türk devletinin açık desteğiyle Şam’da iktidar koltuğuna oturtulmuştur.
Colani’nin Baas rejimini yıkan bir devrimci olarak lanse edilmesi gerçekle hiçbir biçimde örtüşmemektedir. HTŞ çatısı altında bir araya gelen şeriatçı terör örgütlerini Şam’da iktidara taşıyan; emperyalist güçler, işbirlikçi Arap devletleri ve Türkiye’deki saray rejimidir. Dün insanlığa karşı ağır suçlar işlemiş bir terörist olarak görülen, başına ödüller konulan Alevi düşmanı Colani’ye bugün takım elbise giydiren, kravat taktıran, sakalını tıraş edip “devlet başkanı” olarak sunanlar da aynı güçlerdir. Colani ve çetesi, yalnızca biçim değiştirmiş; takım elbiseli, kravatlı, “modern” görünümlü bir IŞİD ve El Kaide gerçekliğidir. Dün IŞİD eliyle gerçekleştirilen katliamlar, bugün HTŞ ve Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) eliyle sürdürülmektedir.
Biz bu soykırımcı zihniyeti iyi tanıyoruz. Yüz yıldır tanıyoruz. Çaldıran’dan Dersim’e, Geliyê Zîlan’dan Halepçe’ye, Maraş’tan Sivas’a, Roboskî’den Şengal’e uzanan saldırı ve katliamların tümünde bu zihniyetin izleri vardır. Bu zihniyet yalnızca Alevilere ya da Kürtlere değil; özgürlükten yana olan tüm halklara ve kadınlara düşmandır. Bu nedenle eşitlik temelinde bir arada yaşayan Kuzey ve Doğu Suriye halkları hedef alınmakta, bu nedenle Rojava saldırıların odağına yerleştirilmektedir.
Bu karanlık rejime karşı Suriye’de yaşayan Alevilerin, Kürtlerin, Dürzilerin, Süryanilerin, Ermenilerin ve HTŞ’ye karşı çıkan Sünni Arapların birleşik bir mücadele hattı kurması hayati önemdedir. Colani ve çetelerinden kurtuluş ancak halkların ortak direnişiyle mümkündür. Aynı şekilde bu mücadelenin, Türkiye’deki Alevi, Kürt ve devrimci-demokratik kurumlar tarafından sahiplenilmesi tarihsel bir sorumluluktur.
Bugün Kobani direniş ruhuyla direnmenin ve dayanışmayı büyütmenin zamanıdır. Bu yalnızca Rojava için değil; Lübnan’dan Filistin’e, Latin Amerika’dan dünyanın dört bir yanına kadar halkların ve kadınların ortak mücadelesi için gereklidir. Halklar örgütlenmeli, öz savunmalarını güçlendirmeli ve birlik olmalıdır. Öz savunma olmadan Alevilerin, kadınların, Kürtlerin, Dürzilerin ve diğer inançsal ya da toplumsal kesimlerin HTŞ rejiminin saldırılarına karşı kendilerini koruması mümkün değildir.
Şimdi “Rojava yalnız değildir. Kürt halkı yalnız değildir” sözünü bir slogan olmanın ötesine taşıyıp ete kemiğe büründürmenin zamanıdır.
Ve insanlık, bir kez daha karanlığa karşı direnenlerin yanında saf tutmalıdır.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler