Paz. May 17th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

16 Mart: Beyazıt’tan Günümüze Demokratik Direnişin ve Özgürlüğün Hafızası

⌈Erdoğan Doğan⌉

16 Mart 1978, Türkiye’nin demokrasi tarihinde sadece bir takvim yaprağı değil; akademik özgürlüğe, halkların eşitlik talebine ve bir arada yaşama iradesine sıkılmış kurşunların yarattığı derin bir sızıdır. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde patlayan bombalar, özgür ve aydınlık yarınlar için sesini yükseltmek isteyen gençleri hedef alırken, aslında toplumun tamamına verilmiş kanlı bir gözdağıydı. Bugün o güne bakmak, sadece bir anma töreni değil, aynı zamanda demokratik haklar mücadelesinin kesintisiz süren hattını anlamlandırma çabasıdır.

Akademik Özerklik ve Özgür Düşünceye Saldırı

Üniversiteler, doğası gereği farklı kimliklerin, dillerin ve fikirlerin özgürce kendisini ifade edebildiği, dogmaların sorgulandığı alanlar olmalıdır. 16 Mart saldırısı, bu çok sesliliği susturmayı ve üniversiteyi tek tipçi bir kalıba dökmeyi amaçlayan faşizan bir operasyonun parçasıydı. Gençliğin; eğitim hakkı, anadili, kimliği ve demokratik katılımı için yükselttiği itiraz, bu katliamla boğulmak istenmiştir. O gün hedeflenen; sorgulayan, hak arayan ve haksızlığa karşı duran bir kuşak yerine, otoriteye koşulsuz biat eden bir toplum inşasıydı.

Baskıya Karşı Ortak Gelecek Tahayyülü

Bu saldırının arka planında yatan temel motivasyon, toplumun tüm kesimlerinin —özellikle de ezilenlerin, yok sayılanların ve Kürt halkının— yükselen demokratik hak taleplerini bir korku duvarıyla engellemekti. 16 Mart, özgür yarınlar için omuz omuza gelenlerin arasına örülen karanlık bir barikattır. Gençlerin o günkü mücadelesi, sadece sınıflarla sınırlı bir akademik talep değil; her türlü inkar, baskı ve ayrımcılığa karşı demokratik bir yaşamın inşası için verilen onurlu bir kavgaydı.

“Hafıza, sadece geçmişi hatırlamak değil; bugünün adaletsizliğine karşı sarsılmaz bir savunma hattı kurmaktır.”

Beyazıt’tan Bugüne: Kesintisiz Hak Mücadelesi

16 Mart’ta atılan o bombaların yankısı, bugün üniversite kapılarına vurulan kelepçelerde, kayyum rektör atamalarında ve ifade özgürlüğü üzerindeki ağır baskılarda hala sürmektedir. Ancak baskı mekanizmaları nasıl biçim değiştirirse değiştirsin, gençliğin demokratik üniversite ve özgür yaşam ısrarı da aynı kararlılıkla evrilmektedir. Dün Beyazıt Meydanı’nda katliama karşı duran irade, bugün kampüslerde, sokaklarda ve hayatın her alanında demokratik haklarını savunan, inkarı reddeden ve eşit yurttaşlık temelinde bir gelecek kurmak isteyen gençliğin sesinde yaşamaktadır.

Sonuç: Özgürlük Bir Mirastır

Saldırının faillerinin cezasız bırakılması, aslında bugün yaşadığımız hukuk krizlerinin de kökenini oluşturmaktadır. 16 Mart ile yüzleşmek; sadece geçmişi yargılamak değil, üniversiteleri birer baskı aygıtı haline getiren zihniyeti kökten değiştirmektir. Gerçek bir demokrasi, ancak tüm halkların haklarının güvence altına alındığı ve gençliğin sesinin susturulmak yerine geleceğin öznesi olarak görüldüğü bir zeminde yükselebilir.

16 Mart’ta yitirdiğimiz gençler, bizlere boyun eğmeyen bir duruşun ve demokratik yaşam ısrarının mirasını bıraktılar. Bugün onlara olan borcumuz; her türlü baskıyı reddeden, farklılıkları zenginlik gören ve temel insan haklarını her şeyin üzerinde tutan özgür bir dünyayı hep birlikte inşa etmektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir