Cts. May 30th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Talan Edilen Vatanımız

Talan Edilen Vatanımız

⌈Hasret Anıl⌉

Merhaba değerli dostlar…

Sizlere bu yazımda kapitalizmin bütün araçlarını kullanarak katletmek istediği coğrafyamızdan ve halkımıza yaşatılan zulme kısa da olsa değinmek istedim.

Evet, vahşi kapitalizmin bizlerden almak istediği muhteşem bir doğa güzelliğine sahibiz. Peki, havasıyla suyuyla nasıl bir coğrafyada yaşıyoruz? Kısa bir an da olsa gözlerimizi kapatalım ve güzel bir doğa hayali içine girelim. Hayalimizde yemyeşil ovaları, tertemiz akan dereleri, tarlaları, bahçeleri ve yine o mis kokular içinde bir renk cümbüşü gibi bizlere sunulan bir doğanın tam ortasındayız. Ama kapitalizm menfaatleri uğruna bütün bu güzellikleri yok etmek istiyor. Sermaye sahipleri çıkarları uğruna; havamıza, suyumuza, toprağımıza göz dikiyor ve dokunduğu her yeri de talan ediyor. Tekelci burjuvazi, zenginliklerine zenginlik katılsın diye doğamızı katlediyor.

Bunca güzelliklere sahip doğamız kimlere emanettir peki? Cevabı basit elbette, o ülke topraklarında yaşayan toprağı ekip biçen gözü gibi bakan halklara emanettir hiç kuşkusuz. Saldırıyor faşizm. Hem de nasıl saldırıyor. Tüm güçlerini kullanarak; polisi, jandarması ve tüm provokasyon araçlarıyla birlikte saldırıyor. Pes etmiyor halkımız. Tek bir ağaç için canını ortaya koyuyor. Kapitalizmin uşakları, köylü halkın karşısına dikiliyor. Ben geldim diyor. El koyacağım toprağına, suyuna ve tabi her şeye.

Köylü halkımız cevap veriyor onlara: “Bu topraklarda biz yaşadık yıllar boyu. Geçimimizi bu topraklardan sağladık. Ve yine o topraktan çıkarttığımız ürünlerle karınlarımızı doyurduk. Dağlarımızı, ağaçlarımızı, topraklarımızı katletmenize izin vermeyiz.” diyor.

Kirli yüzüyle kapitalizm karşılık veriyor:

  • “Burada bir maden ocağı açacağım. Sonra şuraya bir otel yapacağım. Ve daha da ilerisinde de kendim için bir villa yapacağım.”

Ve o andan itibaren bir savaş başlıyor. Bir sınıf savaşı, ezen ve ezilenlerin savaşıdır bu. Toprağın asıl sahipleri, kapitalizmin o kirli yüzüyle son nefesine kadar savaşıyor.

Sen, evet sen! Toprağımıza, havamıza, suyumuza katleden asalak ve çirkin yüzlü kapitalizm, sen yok iken biz vardık buralarda. Çocuklarımız bu topraklarda doğdu, büyüdü, koşup oynadı. Yemyeşil çimenlerinde yuvarlandı. Siz buraların nasıl bir güzelliğe sahip olduğunu asla bilemezsiniz.

Kış ayları gelip de kar yağmaya başladığı zaman dağlarımızın ve ağaçlarımızın üzerine bembeyaz bir örtü serilmiştir sanki. Bir dokunsan bozulacak diye düşünürsün kıyamazsın. Uzaktan izlemeye de doyamazsınız. Hani bir de ressam falan olsaydım da dersin şu güzelliği resmedeyim. O kadar eşsiz bir güzelliği vardır.

Sonbahar mevsiminde de ayrı güzeldir. Yaprakları sararmıştır artık ağaçlarımızın. Yürüdüğünüz zaman her bir yaprağın çıkardığı ses sanki bir müzik aletinden çıkan güzel bir ses tonuna benzer. Nasıl anlatsam sizlere. Her bir mevsimi ayrı güzeldir bizim buralarda.

Ya şırıl şırıl akan derelerimiz? Öyle berraktır ki. Havamız peki… Bulutların masmavi gökyüzüyle birlikte nasıl bir uyum içinde olduğunu gördüğünüz vakit nasıl huzur dolu olur içiniz.

Ve işte geliyor doğamızın katilleri. Kepçeleri ve diğer tüm iş makineleri ile geliyor. Kâr hırsı bürümüş sermaye sahipleri, egemenlerle birlik olmuş yakıp yıkmak için geliyor. Direnirsek türlü şeylerle karşılaşmakla tehdit ediyorlar:
-“Sizleri tutuklatırız da gün yüzü göstermeyiz hiçbirinize. Güzellikle halledelim bu işi. Neyiniz var, neyiniz yoksa toplayın. Çekin gidin buralardan.” diyorlar.

Direniyoruz bizde. “Canımızı alırsınız ama yine de toprağımızı, suyumuzu vermeyiz sizlere. Bizimle güzel bu topraklar. Sizinle değil asalaklar.”

“Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser…” demiş Karl Marx. Evet, asalak ve çirkin yüzlü kapitalizm böyle bakıyor her şeye. Peki ya bizler. Bu topraklarda yaşayan halklar nasıl bakıyor. Çıkarsız ve tüm sevgisini vererek doğayla içe içe yaşamak istiyor. Çünkü biliyor halkımız doğa yoksa bizde yok oluruz. Hiç bir canlı yaşayamaz bu yeryüzünde. Onun için bu kavga. Onun için ödenen bu bedeller.

Bir Kızılderili atasözü der ki; “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaktır.”

İşte tam da bu yüzden değerli dostlar her ne olursa olsun bu güzellikleri kaybetmemek tek gayemiz olmalı. Yaşanılabilir ve daha sağlıklı bir ülkede yaşamamızı sürdürmek istiyorsak eğer verilen tüm mücadele biçimleri değerdir o güzel vatanımız için.

Ve yazım değerli şairimiz Adnan Yücel’in güzel bir şiirinden alıntı yaparak sonlandırmak istiyorum.

“…Ey her şey bitti diyenler.
Korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.

Ne kırlarda direnen çiçekler
Ne kentlerde devleşen öfkeler

Henüz elveda demediler.

Bitmedi daha sürüyor o kavga
Ve sürecek

Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!”

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir