Paz. Nis 26th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat’tan Açıklama: “Bu Bir Özür Değil, Zihniyet Meselesidir”

⌈AHA⌉ DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, kamuoyunda tartışma yaratan “kılıç artığı” ifadesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Fırat, söz konusu ifadelerin Alevi toplumunu hedef alan ayrımcı bir dilin ürünü olduğunu belirterek, yapılan özür açıklamasının samimi olmadığını vurguladı.

Celal Fırat açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Kamuoyuna yansıyan ve Mine G. Kırıkkanat tarafından kullanılan ‘kılıç artığı’ ifadesi üzerine şaşırmadığımızı belirtelim. Çünkü bu ülkede Alevilere hakaret etmek, bu toprakların hafızasında derin acılarla, katliamlarla ve dışlayıcı bir dilin, tarihsel mirasıyla yüklüdür. Bu nedenle herhangi bir bağlamda kullanılması, ‘bilmeden’ ya da ‘başka bir anlam kastıyla’ söylenmiş olması, ortaya çıkan incitici ve ayrımcı etkiyi ortadan kaldırmamaktadır.

Yapılan son açıklamada, sözün tarihsel anlamının bilinmediği ve Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun soyadına atfen kullanıldığı ifade edilmiştir. Ancak bu yaklaşım, hatanın ağırlığını ortadan kaldırmadığı gibi, sorumluluğu daraltan ve meseleyi yüzeysel bir açıklamaya indirgeyen bir nitelik taşımaktadır.

Daha açık bir ifadeyle; bu açıklama samimi bir yüzleşme değil, kurgulanmış ve kurnaz bir geri çekilme metnidir. Üstelik kullanılan bu dil, özür dileme iddiası taşırken dahi toplumsal hassasiyetleri gözetmeyen, incitici yaklaşımı sürdürmekte ve dolaylı biçimde muhataplarını aşağılayan bir tutum sergilemektedir.

Toplumsal hafızada karşılığı olan, özellikle Aleviler başta olmak üzere birçok toplumsal kesimi doğrudan yaralayan bu tür ifadelerin kullanımı, yalnızca bireysel bir dil hatası olarak değerlendirilemez. Bu durum, aynı zamanda kamusal sorumluluk bilincinin de bir göstergesidir.

Gerçek bir özür; yalnızca ‘bilmiyordum’ demekle değil, kullanılan dilin yarattığı tahribatı açıkça kabul etmekle ve bu dili terk etme iradesini ortaya koymakla mümkündür.

Bu vesileyle bir kez daha vurguluyoruz:
Toplumsal barış, ancak geçmişin acılarını küçümsemeyen, diliyle ayrıştırmayan ve sorumluluk alan bir yaklaşım ile mümkündür.

Bu özür metni samimi değil, stratejik bir metindir. Üslup olarak da, içerik olarak da sorumluluktan kaçan, meseleyi küçülten kurnaz bir dil taşımaktadır.

Bu bir özür değil, aklı hafife alma çabasıdır.

‘Bilmiyordum’ diyerek söylenen sözün ağırlığından kurtulamazsınız. Çünkü mesele cehalet değil, zihniyettir.

Bir sözün tarihini bilmemek, o sözü kurarken taşıdığı anlamı ortadan kaldırmaz.

Toplumsal hafızada yarası olan bir ifadeyi, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun soyadına atfen söyledim diyerek hafifletemezsiniz. Bu açıklama bir geri adım değil, sorumluluğu dolanma çabasıdır.

Daha açık söyleyelim:
Bu özür, hatayı kabul eden bir vicdanın değil, tepkiyi yönetmeye çalışan bir aklın ürünüdür.

Eğer gerçekten bir yüzleşme olsaydı; ‘yanlış yaptım’ denirdi, ‘incittim’ denirdi. Ama burada yapılan şey, hatayı tarif etmek değil, hatayı yeniden paketlemektir.

Toplumun hafızasıyla bu kadar kolay oynanamaz. Alevilerin yaşadığı acılar, bir kelime oyunu ya da siyasi manevra konusu değildir.

Ve açıkça görülmektedir ki; bu ifadelerin gerçek hedefi yalnızca Sayın Kemal Kılıçdaroğlu değildir. Bu dil, doğrudan Alevi toplumunu işaret eden, onları inciten, aşağılayan ve tarihsel olarak tehdit içeren bir söylemin devamıdır.

Bu nedenle mesele yalnızca bir söz değil; bir zihniyetin, bir bakışın ve bir dışlama dilinin yeniden üretilmesidir.

Özür dediğin, insanı büyütür.
Ama bu metin, hatayı küçültmeye çalıştıkça kurnazlıkla aklımızla dalga geçmektedir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir