Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

PİR İMAM HÜSEYİN KERBELA’DA MAZLUMLARIN DİRENİŞ DESTANINI YAZDI!

  •  Hasan Subaşı
    Türbesin üstünü nakşeylediler
    Gel dinim imanım İmam Hüseyin
    Seni dört köşeye baş eylediler
    Gel dinim imanım İmam Hüseyin
    Yetiş canımıza İmam Hüseyin
    Muhammet Ali’nin çeşm – i çerağı
    Erenler bağının bir gülü bağı
    Çiğerler paresi gönül durağı
    Akan sular gibi akasım gelmez
    Sehrine girsem çıkasım gelmez
    Cahilin yüzüne bakasım gelemez
    Senin aşıkların yanar yakılır
    Oniki İmam katarına katılır
    Bundan münkirlere lanet okunur
    Pir sultan’ım eydür erenler nerde
    Çalısız kayasız bir sahra yerde
    Kerbela çölünde kandilde nurda.
    PİR SULTAN ABDAL.

 

Mazlumun ve zalimin olduğu bir dünya gerçeğiyle karşı karşıyayız. Kerbela’da yaşananlar bu gerçekten kopuk değildir.Tarihte hem Kerbela’dan önce hem de Kerbela’dan sonra, çok Kerbelalar vardır. Tarihin ilk zalim Yezid’lerinden birisi, Prometeus’u zincire vuran Zeus’tur. Ama insanlık merkezinde mazlumun ve zalimin var olduğu Kerbela türü çatışmalar ile esas olarak sınıflı toplumla ( Köleci toplum) birlikte tanışmaya başlamıştır. Özel mülkiyet üzerine kurulan bu toplumsal düzende iki sınıf vardı; beyler ve köleler. Köleler insan yerine bile konulmuyorlardı. Çünkü beyler köleleri alınıp satılan ve çifte – tapana koşulan canlı mülkler olarak görüyorlardı. Kölenin başka bir değerleri yoktu.

Bu Durum Hep Böyle Devam Etmedi.

Köleci beyler köleliği bir alın yazıs, kader veye Tanrı buyruğu olduğunu söyleyerek ve köleleri bunlara inandırarak düzenlerini sürdürdüler. Kölelerin bunların yalan olduğunun bilinçine varmaları beylerin işini zorlaştırdığı gibi, isyanlarında tetikçisi oldu. Köleliğin Tanrısal birşey olmadığı gerçeğini görp anlayan köleler bir zaman sonra beylere başkaldırmaya başladılar. Beyler ilk ayaklamları oluşturdukları kan denizlerinde köleleri buğarak baştırdılar. Fakat buna rağmen isyanlar ve ayaklamalar durmadı. Dahada yaygınlaşarak ve kitleselleşerek devam etti.

Köleci düzeni sarsan en büyük ayaklanmalardan birsine Spartaküs önderlik etti. Spartaküs yüzbin can yoldaşıyla birlikte Roma’lı zalimlerin üstüne yürüdü. Kölelik zincirlerin kırmak için yiğitce çarpıştılar. Spartaküs bu çarpışmanın en ön saflarında dövüştü ve binlerce yoldaşıyla birlikte öldürüldü. Askeri olarak yenildiler ve fiziksel olarak öldüler. Fakat yaktıkları özgürlük meşalesi sönmedi. Yarattıkları teslim olmama geleneğiyle körükledikleri yeni başkaldırılarda yaşadılar.

Zalimlerin mazlumlara yönelik yaptıkları katliamları ve mazlumların zalimlere karşı sürdürdükleri direnişleri; kader veya alın yazısı olarak açıklamak hiçbir açıdan gerçeklerle bağdaşmıyor. Bunları egemen sömürücü güçlerin insanlığın söyledikleri ve uzun bir dönem inandırdıkları yalanlardır. Yalanın ürün olan bu anlayış, Kerbela’da yaşananlara bakarkende karşımıza çıkıyor.

 

 

KERBELA’DA YAŞANANLAR ALIN YAZISI DEĞİLDİR!

Kerbela’da yaşananlara mazlumlu zalimli dünya gerçeğinin gözüyle bakmalıyız. Bu gözle baktığımızda, Kerbela’da mazlum ile zalimin temsilcilerinin karşı karşıya geldikleri gerçeğini görürüz. Pir İmam Hüseyin’in mazlumların temsilcisidir! Yezid ise zalimlerin temsilcisidir. Eğer örnek olarak söylersek Yezid, Kerbela’nın Zeus’u ve Köleci beyidir! Pir İmam Hüseyin böylesi bir zalime karşı direnip savaşmıştır.

Pir İmam Hüseyin’in Kerbela’da, zalim Yezid’in ordusu tarafından çoluk çocuğuyla birlikte şehit edilmesini alın yazsıs olarak görenler gerçekleri çarpıtıyorlar. Bu masallarını Hakk’a mal etmeleri ise başka bir bilinç körlüğünün üründür. Anlattıkları masala göre;” Tanrı, İmam Hasan’ın zehirlenerek, İmam Hüseyin ise boynu kesilerek öldürülmesini bu yol ulularımızın kaderi olarak belirlemiş. Bundan , Hz. Muhammet’i de haberdar etmiş. Bundan dolayı Muhammet; Hasanı ağzından, Hüseyin boynundan öp mümüş…”

Peki eğer bu anlatılanlar doğruysa, o zaman zalim Yezid’e neden lanet okuyoruz? Bu durumda Yezid, Hakk’ın emrini yerine getirmiş olmuyor mu?

Kerbela’da yapılan zulmün ne kadar büyük olduğunu biliyoruz. Bu nasıl bir Tanrı ki, masum çocukların bile günlerce aç susuz kalmalarını ve ardından zalimce öldürülmelerini kaderlerine yazıyor?

Bu anlayış hiçbir açıdan Alevilik ile bağdaşmıyor. Çünkü bu anlayışa göre, 33 Canımızın Sivas’ta diri diri yakılmaları da bir kaderdir. Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın asılması, Nesimi’nin dersinin yüzülmesi, Dersim’in Kerbela’ya çevirilerek onbinlerce canımızın katledilmesi de bir kaderdir. Biz Alevilere atılan aşağılık iftiralarda kaderimizin acı cilveleridir. Tanrı bize bunları reva görmüşse, o zaman kaderimize razı olalım ve zalimlere laf söylemiyelim!

Hak, yapılan bu zalimliklerin hiçbirisinden sorumlu değildir. Bu anlatılanlar insanların kafalarından çıkan maslları ve rivayatleridir. Kerbela’da yapılan tüm zalimliklerin sorumlusu Muaviye ve oğlu Yezid’tir. Bu gerçeğe rağmen Kerbela’da yaşananları kader olarak görenler var. Bu tür anlayışlar Şiiler tarafından ortaya atılmıştır. Bizi bağlamaz ve Alevilikle bir ilgisi yoktur.

Başköylü Hasan Efendi Kerbela’daki zalimlikleri gerçekçi bir bakış açısıyla dile getiriyor. İmam Hasan’a zehir içirilmesini bir düşmanlığa bağlıyor. Düşman kimdir? Hileci Muaviye ve Kerbela’nın belası olan oğlu zalim Yezid’dir.

” İmam Hasan’a verdiler zehiri
Düşmanlıktan durmadılar hiç geri
Muaviye’nin türlü türlü hilesi
Yezid’tir Kerbela’nın belası
Yezid Kerbela meydanını aldı
Hüseyin’nin başını aldı, tabilerini ateşe saldı
Kadınları üryan büryan develere bindirdiler
Evladı ayalini Şam’a götürüp indirdiler
Yezid Hüseyin’nin başını aldı ayağının altına
Evladı ayalini çıkarmışlardı Yezid’in katına
Utanmadan baktılar bacılara
Kim dayanabilir böyle acılara
Bu intikamı Musahip ile Muhtar aldı
Yezidlerin ocağına ateşler saldı
Münafıklar Muhtar’ın başını kestiler
Hüseyin’in başı gibi mızraklara taktılar.
Başköylü Hasan Efendi.

Hz. Muhammet’in Hakk’a Yürümesinin Ardında Başlayan İktidar Kavugasının Son Hakası Kerbela’dır.

Şah- ı Merdan Ali ve İmam Hasan’da bu kavganın” kurbanı” oldular. Muaviye oğlu Yezid sömürü ve zulüm üzerine kurduğu iktidarının önünde en büyük engel olarak Evliyalar Şahı Hüseyin’i görüyordu. Çünkü çok uğraşmasına rağmen Hüseyin’den biat alamadı. Şah Hüseyin, zalim Yezid’de biat etmediği için Kerbela’da kuşatılıp katledildi.

Şehitler Şahı İmam Hüseyin eğer can derdine düşseydi veya iktidardan payalam gibi düşünceler içinde olsaydı, Yezid’e biat ederek hem canını kurtarırdı, hem de iktidarın bir yerlerinde olurdu. Hüseyin’in amacı zalimin iktidarına ortak olmak değil, zalimin saltanatın yıkmaktı. Pirimzi düşünceleri ve inaçı uğruna yaşamayı esas alıyordu. Bunu Kerbela’da kuşatıldığında yapılan biat çağrısına verdiği cevapta açıkça ortaya koymuştur. ” Ben zalimlerle birlikte varlık içinde bir arada yaşamayı alçaklık, zalime karşı gelerek bulacağım ölümü ise mutluluk sayarım. Kolladığım can değil, inançtır…”

Pirimizin Kerbela’daki duruşunu bu düşünceleri ve inançı berirlemiştir.” Zanmayın ki, kibirimdendir Yezid’e biat etmeyişim. Yok, benimki kibir değildir. Eğer ben bugün Yezid’e karşı savaşmazsam korkarım ki benden sonra zalimlere karşı savaşan kimseler çıkmaz…” İmam Hüseyin.

Pirimizin bu sözleri Kerbela’da zalim ile mazlumun hesaplaştıklarının somut bir göstergesidir. Hüseyin, bir avuç can yoldaşıyla birlikte sayısı binleri bulan Yezid ordusunu askeri olarak yenemiyeceğini biliyordu. Bunu bile bile savaşa girdi. Çünkü Kerbela’da çarpışan iki irade olacaktı. Şah Hüseyin ve yoldaşları mazlumların iradesini temsil ediyorlardı. Dövüşerek öleceklerdi. Bunu biliyorlardı. Ama onların amaçları kanlarıyla tarihin sayfalarıa mazlumun zalime teslim olmadığın yazmaktı. Bunu başardılar. Bu bağlamda Kerbela’da yenilen Yezid oldu. O günden bugüne zalim Yezid lanetle anılırken, Şah Hüseyin mazlumların direniş bayrağı olarak halkarın yüreklerinde ve bilinçlerinde yaşam buldu.

Şehitler Şahi Hüsyin’e bağlı olmak, ‘O’nun Kerbela’da kanıyla ve canıyla yarattığ direnme kültürünü ve zalimlere teslim olmama anlayışını kendimize yaşam biçimi edinmemizi gerekli kılıyor.

Şah Hüseyin inançları uğruna yalınızca kendi canın vermedi, çocuklarında yol uğruna şehit verdi. Kendi şehit düşmeden önce çocuklarının şehit olduğunu gördü. Dünya’da inançları ve davası adına şehit olan birçok önder vardır. Ama İmam Hüseyin gibi çocuklarıyla birlikte savaşıp şehit düşen önder çok azdır.

Biz yolundan ve inancından dönmemeyi pirimizden öğrendik. Şah Hüseyin’in inaçı ve cüretiyel Alevi davamıza sahip çıkalım. İmam Hüseyin’in, Kerbela Şehitlerimizin ve mazlumların davası için şehit düşen tüm canlarımızn anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Yezide ve onun yolundan giden zalimler lanet olsun.
Hü ya Ali dost… Aşk ile yalınız gerçeğe hü.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir