Paz. Ağu 9th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Sezgin Tanrıkulu: “Çerçeve Yasa Eksik Ama Destekliyorum; Barış İçin Hukuk Bir Kapı Açmak Zorunda”

AHA Haber Merkezi — Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülen “Çerçeve Yasa” teklifine ilişkin yaptığı konuşmada, düzenlemenin yarım asra yaklaşan çatışmalı sürecin sonlandırılması açısından önemli olduğunu ancak ciddi eksiklikler taşıdığını söyledi. Tanrıkulu, eksikliklerine rağmen teklife destek vereceğini belirterek, “İpe un sermek gibi bir niyetim yok. Bu teklifi eksik buluyor, fakat destekliyorum. Destekliyorum, çünkü silahların bırakılması için hukuk bir kapı açmak zorundadır” dedi.

Diyarbakır’da doğduğunu, burada avukatlık yaptığını, Diyarbakır Barosu Başkanlığı görevinde bulunduğunu ve uzun yıllar insan hakları alanında çalıştığını hatırlatan Tanrıkulu; faili meçhul cinayetlerden köy boşaltmalarına, gözaltında kayıplardan işkenceye ve çatışmalarda yitirilen yaşamlara kadar çok sayıda ağır hak ihlalinin dosyalarıyla uğraştığını anlattı. “Bu çatışmanın yükünü istatistiklerden değil, insanların yüzlerinden öğrendim” diyen Tanrıkulu, barışa verdiği desteğin siyasi bir taktik veya taviz değil, yıllardır savunduğu yaşam hakkının gereği olduğunu vurguladı.

“Bu Teklifi Eksik Buluyor, Fakat Destekliyorum”

Önlerinde bulunan teklifin büyük acılara neden olan yarım asırlık çatışma döneminin kesin biçimde sonlandırılmasına kapı aralaması nedeniyle önemli olduğunu söyleyen Tanrıkulu, bununla birlikte düzenlemenin ciddi eksiklikler taşıdığını ifade etti.

Tanrıkulu şöyle konuştu: “İpe un sermek gibi bir niyetim yok. Bu teklifi eksik buluyor, fakat destekliyorum. Destekliyorum, çünkü silahların bırakılması için hukuk bir kapı açmak zorundadır.”

“Bu Çatışmanın Yükünü İnsanların Yüzlerinden Öğrendim”

Diyarbakır’da doğduğunu ve burada avukatlık yaptığını belirten Tanrıkulu, geçmişte Diyarbakır Barosu Başkanlığı yaptığını; İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Vakfı ve Uluslararası Af Örgütü’nde çalıştığını hatırlattı.

Tanrıkulu, yıllar boyunca tanıklık ettiği süreci şu sözlerle anlattı: “Hayatımın önemli bir bölümünde faili meçhul cinayetlerin, köy boşaltmalarının, gözaltında kayıpların, işkencenin ve çatışmalarda yitirilen hayatların dosyalarıyla uğraştım.”

Adliye koridorlarında ve Galatasaray Meydanı’nda evlatlarının akıbetini soran anneleri gördüğünü belirten Tanrıkulu, köylerinden koparılan ailelerin davalarına baktığını söyledi. “Bir gece yarısı kapısı çalınanların korkusunu da cenazesi gelen evlerin sessizliğini de biliyorum. Bu çatışmanın yükünü istatistiklerden değil, insanların yüzlerinden öğrendim.”

“Barışı Desteklemek Benim Açımdan Siyasi Bir Taktik Değildir”

Tanrıkulu, barışa verdiği desteğin günlük siyasi hesaplardan kaynaklanmadığının altını çizerek şunları söyledi: “Barışı desteklemek benim açımdan siyasi bir taktik değildir. Birilerine verilmiş bir taviz de değildir. Bu, yıllardır savunduğum yaşam hakkının gereğidir.”

Yeni Parti’ye ve arkadaşlarına yönelik baskıların sürdüğü bir dönemde dahi düzenlemeye destek verdiklerini belirten Tanrıkulu, bunun öneminin görülmesi gerektiğini ifade etti.

Resul Emrah Şahan’ın da cezaevinden teklife destek verdiğini hatırlatan Tanrıkulu, belediye başkanlarının tutuklandığı, seçilmişlerin yerine kayyum atandığı, siyasetçiler, gazeteciler ve insan hakları savunucularının yargı baskısı altında tutulduğu koşullarda teklifi desteklediğini söyledi.

Tanrıkulu, bunun gerekçesini ise silahlı çatışmaların kalıcı biçimde sona ermesi ve Kürt sorununun demokratik zeminde çözülebileceğinin gösterilmesi olarak açıkladı.

“Toplumsal Bütünleşme Kanunun Başlığında Kalmamalı”

Teklifin eksikliklerine ayrıntılı biçimde değinen Tanrıkulu, düzenlemenin silah bırakanların hukuki durumunu ele aldığını ancak topluma dönüş meselesinde yetersiz kaldığını söyledi. “İnsanlar yalnızca savcılığa dilekçe vererek siyasal ve toplumsal hayata dönmüş olmayacak. ‘Toplumsal bütünleşme’ kanunun başlığında kalmamalı, maddelerinde karşılık bulmalıdır.”

Tanrıkulu böylece sürecin yalnızca hukuki değil, siyasal ve toplumsal boyutlarının da dikkate alınması gerektiğine işaret etti.

“Sürecin Ağırlık Merkezi Meclis Değil, Yürütme Olarak Kurulmuş”

Tanrıkulu’nun teklife yönelik bir diğer eleştirisi ise sürecin ağırlık merkezinin TBMM yerine yürütme olarak belirlenmesi oldu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığındaki kurula geniş yetkiler verildiğini, buna karşılık Meclis İzleme Komisyonuna yalnızca izleme ve tavsiyede bulunma görevi tanındığını belirten Tanrıkulu, sürecin güvenlik bürokrasisine indirgenemeyeceğini söyledi.

Meclisin düzenli olarak bilgilendirilmesini, hazırlanan raporların kamuoyuna açıklanmasını ve TBMM’nin denetim yetkisinin gerçek anlamda güçlendirilmesini isteyen Tanrıkulu şu vurguyu yaptı: “Barışın güvencesi yalnızca devletin güvenlik kurumları değil, esas olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi, hukuk ve toplumdur.”

Altı Aylık Başvuru Süresine Eleştiri

Teklifte yer alan altı aylık başvuru süresinin hayatın gerçekleri bakımından yetersiz kalabileceğini ifade eden Tanrıkulu, Irak, Suriye veya başka ülkelerde bulunan kişilerin koşullarının aynı olmadığını söyledi.

Uygulamada çeşitli güvenlik sorunlarıyla karşılaşılabileceğine işaret eden Tanrıkulu, başvuru süresinin gerektiğinde uzatılabilmesini istedi.

Tanrıkulu, uygulamanın insanları dışarıda bırakacak katı bir takvime dönüşmemesi gerektiğinin altını çizdi.

“Türkiye’yi Ölümden Hayata, Çatışmadan Siyasete Taşıma İhtimali Var”

Görüşülen düzenlemenin kusursuz olmadığını açıkça ifade eden Tanrıkulu, buna rağmen ilk adımın atılmasının önemli olduğunu söyledi: “Bugün burada kusursuz bir metne oy vermiyoruz. Kusurları giderilmesi gereken ama Türkiye’yi ölümden hayata, çatışmadan siyasete taşıma ihtimali bulunan bir adıma oy veriyoruz. İlk adımı, eksik de olsa atmak önemlidir.”

“Barışmayı Öğrenme Egzersizi”

Tanrıkulu, düzenlemeyi Türkiye’nin Kürt meselesine yönelik yıllardır sürdürülen güvenlikçi anlayıştan uzaklaşması açısından da değerlendirdi. “Bir tür egzersiz gibi görüyorum ben bunu. Barışmayı öğrenme egzersizi. Kürt meselesinin çözümü konusundaki güvenlikçi ezberden çıkma egzersizi.”

Yıllardır Türkiye’de barışı savunanların suçlandığını, soruşturulduğunu ve hedef gösterildiğini belirten Tanrıkulu, Barış Akademisyenlerinin yaşadığı süreci de hatırlattı.

Bütün bunlara rağmen barışı savunmaktan vazgeçmediklerini söyleyen Tanrıkulu, çatışmanın sona ermesinin insani boyutuna dikkat çekti.

“Bir Tek Annenin Daha Kapısına Acı Haber Gitmesini Önleyebiliyorsak…”

Tanrıkulu, konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden birinde gençlerin yaşam hakkı ve annelerin yaşadığı acılar üzerinden siyasetin sorumluluğuna vurgu yaptı: “Bir tek gencin daha yaşamını kurtarabiliyorsak, bir tek annenin daha kapısına acı haber gitmesini önleyebiliyorsak, siyaset bunun sorumluluğunu almak zorundadır.”

“Bu Teklif Bir Son Değil, Bir Başlangıçtır”

“Çerçeve Yasa” teklifinin bütün sorunları çözecek nihai bir düzenleme olmadığını belirten Tanrıkulu, bunu yeni bir başlangıç olarak değerlendirdi.

“Bu teklif bir son değil, bir başlangıçtır. Biz bu başlangıca destek vereceğiz; ama bu iktidara karşı demokrasi mücadelesini de derinleştireceğiz.”

Türkiye’de gençlerin birbirlerine silah doğrultmadığı ve hiçbir annenin çocuğunun ardından ağıt yakmadığı bir geleceğin kurulması gerektiğini vurgulayan Yeni Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, mevcut iktidarın böyle bir gelecek perspektifine sahip olmadığını savunarak konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Mevcut iktidarın böyle bir gelecek ufku yok, biliyoruz. Fakat Türkiye’nin Kürt meselesini bir kez daha küçük hesapları için derinleştirmesine izin vermeyeceğiz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir