Sal. Şub 3rd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

PREMETHEUS İLE KERBELE

-Rıza Aydın-

Premeto Yunan mitolojisinde tanrılar tanrısından aydınlığı, ateşi alıp, insanlığa armağan ettiği için Tanrılar Tanrısı tarafından Kafkaslar’da ki bir kayaya zincirlemen kahramanın adıdır.

Her gün bir kuzgun gelip, Prometenin ciğerlerini gagalar ama O asla pişmanlık duymaz, o ışığı, aydınlığı çalıp, insanlığa armağan ettiği için mutludur, her zaman haklı olduğuna inanır.

Promete devrimi olanın herkesin ruhundaki kahramanı, bir anlamda da rol modelidir.

Bize işken haneler de ne eziyetler edildi, bir yerlerimize elektrik telleri bağlanıp, Oylum Oylum fidan boylum türküsü söylendi ama biz her eziyeti sineye çekip, haklılığımızı haykırdık. Biz inanıyorduk ki, bizde Prometenin yaşayan ruhu var.

Bütün bu süreçlerde, “arkadaşlar biz kandırıldık, Promete bir efsaneydi diyene rastlamadım. Biz yaşayan Prometelerdik.

Promete, bir Yunan efsanesi olarak yaratılmıştı, ama bize rol modellik edecek kadar gerçekti; bu yüzden onu biz içselleştirmiştik.

*

Bekir Yıldız’ın KERBELA Romanı, Alevilerin kahramanlık öyküsü olan Kerbela Destanını anlatır; eğer bu romanı hala okumayanınız varsa, mutlak okumanızı öneriyorum. Okumadan olmaz.

Alevi destanlarından, edebiyat eserlerine aksettirilen Hüseyin bir başkaldırı kahramanıdır. O yiğitliğin, mertliğin, kadirbilirliliğin billurlaşmış halidir.

Yezid’in komutanlarına, “siz güçlüsünüz ama bende kararlıyım. Siz haksızsınız, ben haklıyım. Her mezar bir yol gibidir. Yarın benim mezarıma bakan bende yiğitliği, mertliği, haklı olmanın gururunu görecek ama sizin mezarınıza bakan her türlü kötülüğü, iki yüzlülüğü, hainliğin türlü çeşidini görecek.

Bu başa iyi bakın, bu baş, hiçbir zaman haksızlığın karşısında eğilmemiş bir baştır, zamanı gelip, bu başı kestiğinizde de, bu başı toprağa gömerken bile dik gömün, bu başa toprakta yatarken bile eğik durmak yakışmaz der.

Her Alevi genç, büyürken bu hikayeleri dinleyip, bunları içselleştirerek büyür, Alevi gençin idolü, rol modeli zalimin karşısında dim dik durup, başı eğilmeyen Nazlım Hüseyin’dir.

Alevi genç, anasından, dedesinden, hısım, akrabasından dinlediği bu öykünün gerçek olup olmadığını hiç düşünmez, onun İçin ideal olan, zalimin zulmü karşısında Hüseyin gibi mert olup, direnmektir.

Geçen gün yazmıştım, bir Karadenizli atasözü, “akıllı adam kendi söyleyeceğini başkasına söyleten adamdır” der.

Şimdilerde, Diyanetin, düzenin söyleyip yıkmaya çalıştığı kimi sözleri bazı Alevilere söyletiyorlar.

Ne diyorlar Alevi kisvesi altında konuşan bu adamlar, Kerbela Arap toplumunun bir ürünüdür, Alevilikle ilişkisi yoktur diyorlar.

Promete Yunan kültürünün bir ürünüydü bizimle bir ilişkisi var mıydı?

Evet vardı. Bütün bunlar insanlık kültürünün yarattığı değerlerdir, biz bütün insanlığın yarattığı olumlu değerlerin doğal mirasçılarıyız. Bizim için din, dil, coğrafi farklılıklar hiçbir şey ifade etmezler, biz insanız, insanın yarattığı bütün kültürel değerlerin doğal mirasçılarıyız.

Bu kültürler alkol gibidir, insanın içine girdimi, başka bir hal alırlar. Siz, daha doğrusu, insanın halinden anlayan alimler bu kültürün değerini zorda kalan insanın duruşundan, tavrından anlayacaksınız. Mesela mahkemede yargılanan Seyit Rıza’nın, mahkemedeki tavrını, idam sehpasına çıkarken ki o dimdik duruşunu, bu anın görgü tanığı olan Îhsan Sabri Çağlayangil’in anlarından okuyun, orada Hüseyni duruşun izini göreceksiniz. Sonra dönün bu kültürle büyümemiş olan Kürt liderlerin mahkemedeki tavrını okuyun, dinleyin, görün farkı fark edeceksiniz.

Sizler, “can için yalvarmam sana, şeyhim Şah darılır bana” diyen bir Pir Sultanı düşünün, birde Engizisyon Mahkemesinde canını kurtarmak için, Dünyanın döndüğünü bildiği halde, “Dünya dönmüyor” diyen Galiei’yi düşünün. Aradaki fark, Hüseyni direnişin kişide, kişisel irade haline gelmiş halidir.

Şunu herkes bilsin ki, Alevilik 72 millete yani bütün insanlığa eşit gözle bakar, kendi tabirleri ile söylersem aynı nazarla bakar, insanlık kültürünün yarattığı bütün değerlerin doğal mirasçısıdır. Bu çağda ırkçılık yapıp, şu değeri Araplar üretti, şu değeri Yunanlılar üretti bizi ilgilendirmez demenin manası yoktur. Alevilik tarihinin her döneminde, hiçbir ayrım yapmadan mazlumdan, haklıdan yana oldu, onların kültürel değerlerini içselleştirdi.

Ayreten burada şunu da söylemek isterim ki, Alevinin gönül dünyasında Hüseyin, her şeyden evvel bir destan kahramanıdır. Hüseyin Kerbela sahrasında atıyla yani Zülcanahla konuşur, Perilerin kralıyla konuşur. Bu bu anlamda tarihte yaşanılanın çok ötesine geçmiştir.

Muharrem sohbetleri geldi dayandı.

Bu muhabbetlerde bunlar üzerine muhabbet edeceklere yardımcı olur umuduyla deyip sözlerimi balla kesiyorum. Bu konularda görüşlerini derli toplu olarak “Alevi edebiyatında Nusayri “ adlı kitabımda da yazmıştım.

Aşk ile

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir