Pts. Şub 2nd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

1. Ölüm yıl dönümünde Armutlu’nun Karanfili Nadire Ana’ya saygıyla

⌈ Türkan Doğan ⌉
Bir yürek daha koptu… Bir yaprak daha düştü yere kırmızıya çalan sarı bir yaprak. Eğilip bükülmeyen yıllarca yüreği evlat acısıyla nasırlaşan bir tutsak anası daha çocuğuna kavuşamadan ayrıldı aramızdan. Hasretinden dağlar oluşturdun biliyoruz…Tarihin derinliklerinden süzülüp gelen bilgeliği ile bastonuna tutunup şefkatini ve direncini bize miras bırakarak ağır ağır gitti sonsuzluğa…
Nadire ana
Armutlu mahallesinin dar sokakları, hangi eve gitseniz bir hayat çarpar yüzünüze yoksul ocağı. Nadire ananın evinin kapısı önünde bir tastan su içen kedi, balkonlardan sarkan küpe çiçeği, kepengini kaldıran esnafın sesi, sabahın seherinde ötüşen kuşlar, günün erken vaktinde yollara düşen emekciler. Nadire anamız geçiyor son defa sokağınızdan. Toprağına özgür günlerin adının yazıldığı çiğnenen caddelerden geçiyor uyanın. Tokatlılar, Sivaslılar, Erzincanlılar, Çorumlular… Cem evine giden taşlı yoldan geçiyor Nadire ana Şenay’ların Gülsüman’ların Ümüş’lerin Zehra’ların geçtiği yoldan geçiyor. Tutsak çocukları için dövüşerek kol kola girilen barikatlarda değil artık şimdi eller üzerinde geçiyor…
Nadire Ana,  az konuşurdu herşeyi gözleriyle anlatırdı, gözleri de anlatırdı ömrünün öyküsünü.
Nadire Ana, yaşadığı ağır tutsaklık koşullarının ve gördüğü işkencelerin yıprattığı en büyük oğlu Özcan’ı kalp krizinden kaybetti, diğer oğlu Sezgin ise müebbetlik… En derininden yaşadı iki evladının acısını. Sonra diğer evlatları eklendi acılarına. Tekirdağ 1. nolu Hapishane kapısından hiç ayrılmadı. Kovuldu, sövüldü dövüldü Ümüş’u yolcularken kolu bile kırıldı. Tutsak oğlu Sezgin’in çıkacağı güne kadar ölmemeye and içti. Bu yaşına kadar direncinin dizlerindeki dermanın kaynağı budur.
Ardı ardına geldi faili meçhuller, o ecelsiz ölümler ve birer birer tutsaklıklar. Ak bir tülbenti mor damarlı elleriyle çekti başına, üzerine al kuşağını serdi özenle. Kara gözlerini kısarak gülümsedi. Tayad’lı bir anaydı artık o hepimizin anasıydı.
Marksist Leninist klasikleri bilmezdi belki, kapitali de okumadı. okumuşluğu yazmışlığı yoktu. Eleklerden gözelerden süzdü de inandı. kaneviçe işler gibi işledi de bir tamam ezber etti yolunu.
Nadire ana devrimci oğullarını kızlarını çok sevdi, oğulları ve kızları da onu çok sevdi. Saç tellerinden tırnak uçlarına kadar halk nasıl sevilir onurlu nasıl yaşanır biliyordu. Herkesin kabuğuna çekildiği bir dönemde açlığı da tanıdı devrimci tutsaklar için girdiği 96 destek açlık grevinde omuz verip direndi çocukları için . Yazmasında kır çiçekleri kadar umut saçtı, evlatlarıyla kazandı direnişi.
Yaşlanmıştı artık, bir sürü hastalık parelenen ciğerinden vurdu onu. Dizinde derman gözünde ferman azaldı. 34 yıldır tutsaktı oğlu Sezgin.
En küçük oğlu Mustafa son saatlerini anlattığında ” beni odadan çıkardı nefes alma zorluğu yaşıyordu, yalnız kalmak istedi ” dedi . içim rahat etmedi deyip birkaç dakika sonra girdiğinde Mustafa Nadire ana gitmişti bu dünyadan. Bir ağrısını bile belli etmeyen bu yürekli ana son dakikalarını çocuklarının görmesini istemedi belli ki. Odasında hasret kaldığı iki evladının fotoğraflarına bakarken göysünün üzerinde ki elin yatağının yanına mı düştü? önce nefesin sonra nabzın mı yok oldu? o kara boncuk gözlerin 34 yıldır sabırla beklediğin oğlun Sezgin için parlıyordu ”dışarı çıkana kadar bekleyecegim” dediğin için mi açık kaldı?
O gün o evde hiç kimse uyumadı. Zeynep Yıldırım Cem evinden Nadire anamıza yakışır bir tören hazırlıgına girişildi.
Armutlu’nun yiğit Anası
Tarih, devrimcileşen kadın kişiliğinin nasıl yürekten inanarak vücut buluşunu defalarca bize göstermiştir. Sen ki cepheye mermi götüren Nene Hatun, elde silah dövüşen Kara Fatma, Bedrettin’in hakikat bacısı derviş sabrınla yürüdüğün bu yollarda seni yolculamak isterdim hakkını helel et. Seni Zeynep ablam karşılar bilirim ” Zeynep Yıldırım” Yitirdiğimiz kızların oğulların karşılar. Çiçeklerle donatacağı bir mezarları bile olmayan yıllarca çocuklarını her taşın altında arayan, uçan her kuşa soran yitirdiğimiz kayıp anneleri karşılar. Güzel ana, Alirıza baba karşılar. Kol kanat gerdiğin evlatların karşılar. Bizden önce gidenlere selam eyle…
Alnının şavkıyanından öperim.
öperim
öperim
Bir gün bir şeyler değişecek bu topraklarda. Çocuklar özgürce büyüyecek. koşacak oynayacaklar ve de öğrenecekler. Ve diyecekler ki ” bir zamanlar bu ülkede acılar yaşamış bizim gibi insanlar…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir