Çar. Haz 10th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

EMEK VE DOSTLUK

⌈Hasret Anıl⌉

İnsanlık, çağlar boyunca üretimin temelinde yer alan insan emeği ile bugünlere gelmiştir. Üretilen her şeyin içerisinde yoğun bir emek ve çaba vardır. Dostluk ve arkadaşlık gibi ilişkilerimizde de durum böyledir. Dostluklar, emek verildiği ölçüde sağlam bir temele dayanır. Nihayetinde ise anlamı ve kalıcılığı da o ölçüde artar.

Kuşkusuz hayatın zorlu koşuşturması içerisinde hepimiz samimi, içten ve güzel bir dost sohbetine ihtiyaç duyarız. Fakat bizler kapitalist bir düzende yaşıyoruz. Bu düzen, insanın insana olan güvenini zedelerken aynı zamanda ihtiyaç duyduğumuz sevgi ve vefa duygularını da yok ediyor. Bunun aksine her şey çıkar ve menfaat adına yapılır hale getiriliyor. Aslında bizleri bu düşünce tarzına iten de kapitalizmin tüm topluma yaydığı kültürel dejenerasyon anlayışıdır.

Kapitalizm, var olduğu her yerde her şeyi kirlettiği gibi dostluk ve arkadaşlık ilişkilerini de kirletiyor. Bu kavramların içini boşaltıp tamamen çıkar odaklı hale getirerek onları bir meta aracına dönüştürmeye çalışıyor. Kapitalist sömürü düzeni bizlere; “Gemisini kurtaran kaptandır” ve “Her koyun kendi bacağından asılır” anlayışlarını empoze ediyor. Dahası, yozlaşmış ve çürümüş sistemini tüm topluma yayarak varlığını sürdürmeye çalışıyor.

Bu elbette yeni bir şey değildir. Kapitalizm, yüzyıllardır yaşadığı değişim ve dönüşümle birlikte bugünlere gelmiştir. Bunu en çok da kendi kontrolü altına aldığı burjuva medya tekelleri aracılığıyla yapmaktadır. Televizyon, radyo, gazete ve dergi gibi basın-yayın organlarının yanı sıra sinema ve tiyatro gibi kültürel ve sanatsal araçları da kullanmaktadır. Bu araçlarla halkın bilincini uyuştururken aynı zamanda düşünmeyen, üretmeyen, sorgulamayan; bireyci, bencil ve kibirli bir insan tipi yaratmayı amaçlıyor.

Halkın kendi kültürünü ve öz değerlerini yok etmeye çalışarak toplum içerisinde kendi yoz kültürünün egemen olmasını istiyor. Paylaşma ve yardımlaşma gibi değerlerin yerine bireyciliği dayatıyor. Neden mi? Çünkü halk kendi değerleriyle yaşar, kendi kültürü içerisinde örgütlenirse kapitalizmin sonunun geleceğini çok iyi biliyor. İşte bu yüzden halkın değerlerine saldırıyor.

Kapitalist düzen, “Yaşadığın açlık, yoksulluk ve çaresizlik senin kaderindir” diyerek halkın her koşulda kendisine biat etmesini isterken, aynı zamanda dizginsiz sömürüsünü sürdürmeyi amaçlıyor. Oysa bizler bunun böyle olmadığını çok iyi biliyoruz. Bu coğrafyada yaşadığımız hiçbir şey kader değildir ve yalnızca bireysel sorunlarımızdan ibaret de değildir. Ancak kapitalizm bizlere sürekli bunu dayatıyor.

Elbette güzel bir yaşam sürmek; özgür, adil ve eşit bir düzende yaşamak hepimizin hakkıdır. Fakat bizler, bunu bizlere çok gören bir sistem içerisinde yaşamaya zorlanıyoruz.

Yazının başında ifade ettiğim gibi, üretilen her şey insan emeğiyle ortaya çıkıyor. Peki yalnızca tek bir insanın emeğiyle mi? Hayır. Bunlar hep birlikte bir araya gelerek yarattığımız değerlerdir. Fabrikalarda, tarlalarda, madenlerde ürettiğimiz her şeyi ortak emekle var ettik.

Öyleyse neden acılarımızda, sevinçlerimizde ve yaşanan onca baskı ve zulüm karşısında yan yana, omuz omuza olmayalım?

Değerli şairimiz Enver Gökçe’nin “Dost” şiirinde dediği gibi:

“…Biz olmasak gökyüzü, biz olmasak üzüm,
Biz olmasak üzüm göz, kömür göz, ela göz;
Biz olmasak göz ile kaş, öpücük, nar içi dudak;
Biz olmasak ray, dönen tekerlek, yıkanan buğday,
Ayın on beşi;
Biz olmasak Taşova’nın tütünü, Kütahya’nın çinisi,
Yani bizsiz
Anne dizi, kardeş dizi, yar dizi
Güzel değildir.”

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir