Seyit Rıza ve Yol arkadaşlarını anma ve ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ Paneli
Alevi Önderleri Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının idamının 86. Yılında, BAT-Cemevi ve Berlin Dersim Kültür Derneği tarafından organize edilen ‘Seyit Rıza’yı anarken Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ başlıklı panelle Alevi önderlerin idamları ve Cumhuriyet’in 100. Yılı süreci masaya yatırıldı. Panele konuşmacı olarak tarihçi, yazar Edoğan Aydın katıldı.
Dün BAT-Cemevi Ana salonunda gerçekleştirilen panele BAT-Cemevi Yönetim, Kadın, İnanç ve Gençlik Kurulu temsilcileri, Berlin Dersim Kültür Derneği Yönetim Kurulu ve Avrupa Dersim Federasyonu (FGD) temsilcilerinin yanı sıra oldukça yoğun bir katılım gerçekleşti. İdam edilen Alevi önderleri adına bir dakikalık saygı duruşu ve AABF Kuzey Bölge İnanç Kurulu Bölge Başkanı Haydar Akdağ Dede’nin verdiği gulbenkle başlayan panelde moderatörlüğü BAT-Cemevi Yönetim Kurulu üyesi Melinda Özgül yaptı. Melinda Özgül’ün selamla konuşmasının ardından Müzisyen Hüseyin Güneş Kırmançki/Zazaki ağıtlar seslendirdi. Ağıtların ardından ise sözü konuk panelist tarihçi yazar Erdoğan Aydın aldı.
“Cumhuriyetin 100. yılını elbette ki Dersim’i, Seyit Rıza’yı Aleviliği bugünün özgülünde tartışmak kaçamayacağımız bir sorumluluk” diyerek sözlerine başlayan Aydın’ın şunları ifade etti:
“Cumhuriyetin kuruluş süreci; Dersimliyi Seyit Rıza’yı ve arkadaşlarını, Seyit Rıza ile aynı inancı paylaşan ülkenin farklı yerindeki insanları, artı farklı kimliklere sahip insanları dışlayan bir politika izlememiş olsaydı, onların kanadını bacağını kırmasaydı, onları kendilerini ifade edemez hale getirmeseydi, onları kendi doğal topraklarından koparıp sürgün kararnameleriyle Anadolunun dört bir tarafına dört kişiyi geçmeyecek şekilde sürgün ederek yoksun yoksul çaresiz bir hale getirmemiş olsaydı inanıyorum ki son 20 yıl, Cumhuriyetin bile gerisinde olan siyasal İslamcılık bu kadar güçlü imkan yaratıp kurumsallaşma sağlamayacaktı. Çünkü Toplumun sol ayağını toplumun Alevi, Kürt ayağını kıran bir iktidar kaçınılmaz olarak kendisini sadece Türk-İslam sentezli bileşenlerle karşı karşıya bırakır. Eğer kriz yaşıyorsa, eğer sorunları çözmeye beceremiyorsa buradan hareketle, kadını kolunu kırdıkları da artık etkili bir pozisyon almaktan yoksun kalacağı için artık geriye siyasal İslamcılar başta olmak üzere istenmeyen güç ve odaklara teslim olmuş bir ülke ortaya çıkar.
Bugün yaşadıkları acıları ve sürgünleri, liderlerinin başlarına gelenleri irdelemeye çalışacağımız Dersimlilerin en geri bileşeni bile, en geri ortalaması bile aslında teslim etmek zorundayız ki, Cumhuriyetin bize dayattığı o tek tipleştirilmiş kimliklerden farklı olarak çoğulculuğu gerçek bir laiklik ve demokrasiyi temsil ediyorlardı. Nitekim Dışlayıcı yaklaşıma rağmen ,ısrarla ve inatla Seyit Rızay’ı anmaya devam eden kravat takmayan, frag giymeyen, dans etmeyen Seyit Rıza’nın değer sistemi içinde yetişen çocukları ne kadar yoksul ve eğitimsiz olsalar bile Cumhuriyetin bize önerdiği o konseptin daha ilerisinde bir hayalin, bir çoğulculuğun demokrasi ve laikliğin temsilcisi ola gelmişlerdir.
Cumhuriyet, Seyit Rızaları asan, insanları mağaralarda zehirli gazlarla öldürerek savaş suçu işleyecek derecede Dersimli kimliğini yok etmeye çalışan mantık ne yazık ki sonraki dönemlerde de Dersimlinin ister Kürt, ister Zaza, ister Alevi Kızılbaş damarı olsun sürekli eziyet sürgün ve cezaevi mirası bırakan bir kurumsallaşma gerçekleştirdi.
‘Yüzleşme olmazsa bugünün ve yarının karanlığından kurtulamayız’
Eminim ki aramızda Cumhuriyetçi Ulusalcı arkadaşlarımız vardır. Bu muhasebeyi bence daha derinden yapmak zorundalar. Çünkü onlarda çocuklarına demokrasiyi laikliği çoğulculuğu miras bırakmak istiyorlardır ama bu muhasebeyi yapmaya cesaret etmesek, dönüp 100. Yılında “Cumhuriyetin gerçek anlamı nedir” sorusunun karşılığında, yani sadece “Saltanatın kaldırılması mı?” yoksa “Katılımın çoğulculuğun arttırılması mı?” durumuyla yüzleşmezsek zannediyorum ki, bırakın Seyit Rıza’nın hatırasına layık bir anma gerçekleştirmeyi Türkiye’nin yarınını siyasal İslamcıların denetiminden, bu karanlık atmosferden kurtarma şansımızda olmayacak.”
Aydın’ın konuşmasının ardından panel soru-cevap bölümüne geçildi. Bu bölümde panele katılan 1937-38 tanığı Sey Mahmut Dede kısa bir konuşma yaptı. Sey Mahmud Dede’nin ardından panel soruların cevaplanması ve ardından AABF İnanç Kurulu temsilcisi Hasan Doğan Dede’nin verdiği gülbenk ile uyandırılan delilin sırlanması ile son buldu.
Haber: BAT-Cemevi Basın Ofisi
Fotoğraflar: Ulaş Yunus Tosun


Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler