Aleviler ve dostları, Gustavsburg Alevi Kültür Merkezi’nde barış konuştu
Almanya’da genel seçimlerin yapıldığı 22 Şubat 2025 tarihinden Alevileri ve dostları Gustavsburg Alevi Kültür Merkezi – Cemevi’nde biraraya gelerek barışı konuştular.
AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat: Bu girişime biz Aleviler olarak doğru bakıyoruz ve pozitif buluyoruz. Hepimiz eşit ve özgür yurttaşlık için bu barış mücadelesinin bir parçasıyız. O nedenle barış önemli ise biz bu sürecin seyircisi ve izleyicisi olamayız. Alın yazımızı da tarihimizi de biz yazacağız!
Gustavsburg Cemevi’nde düzenlenen Aleviler Barışı Konuşuyor’ konferansınında, barışın Alevi inancı ve felsefesindeki yeri, toplumsal barışın inşası, çatışma ve savaşlarla sarmalanmış günümüz dünyasında barış için sürüdürülen mücadelede karşılaşılan zorluklar ele alındı. Alevi değerleri çerçevesinde Alevilerin ve Alevi kurumlarının barışa katkı sunmalarını yolları ve yöntemleri üzerine tartışmalar yapıldı.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) tarafından, 22 Şubat Pazar günü Gustavsburg Cemevi’nde birlikte düzenlenen ‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ konferansı kitlesel bir katılımla gerçekleşti.
‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ konferansı konuşmacı olarak Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik, Aarap Avrupa Alevi Federasyonu (AAAF ) Genel Başkanı Serhat Süleyman Narlı, Dem Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Dem Parti İstanbul Milletvekili Celal Frat katıldı.
‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ konferansının moderatörlüğünü AABF Denetleme Kurulu Üyesi ve Koblenz Alevi Kültür Merkezi- Cemevi Başkanı Özgür Demir üstlendi.

‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ konferansı, Kerbela’da bugüne toplumsal özgürülük mücadelerinde hayatlarını kaybedenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşundan sonra, Özgür Demir selamlama ve açılış konuşmasın yaptı.
Sözlerine konuşmacıları selamlayıp konferansın akışına ilişkin bilgi vererek başlayan Demir, konuşmasının devamında insanlığın çatışma ve savaşlarla sarmalanmış bir dünya gerçeğiyel karşı karşıya olduğunu, böylesi bir dünya gerçekliğinden Türkiye’nin de kendine düşen payı aldığını, bir an önce çatışam ve savaşın yerini barışın almasının çok önemli olduğunu, bu bağlamda Alevilerin, Kürtlerin ve diğer etnik ve dini grupların eşitlik ve güvenlik taleplerinin Türkiye’deki toplumsal barış için bir sınav niteliği taşıdığını, bu talepler göz ardı edilirse, Türkiye’nin, yalnızca bölgesel bir istikrarsızlığın değil, aynı zamanda içsel bir çözülmenin de eşiğine geleceğini söyledi.
Demir’in konuşmasın ardından selamlama konuşmasını yapması için Gustavsburg Alevi Kültür Merkezi – Cemevi Başkanı Müslüm Aktar‘a söz verildi. Sözlerine konuşmacıları ve katılımcıları selmlayarak başlayan Aktar, konuşmasının devamında şunları söyledi:

” Değerli canlar, kıymetli dostlar, sizleri Pir Sultan’ın onurlu duruşu, Hacı Bektaş Veli Pirimizin sevgisiyle selamlıyorum. Biz Aleviler dualarımızda kendimiz için bir dilekte bulunmadan doğadaki kuşun, börtük böcekin hakkını isteyen kadım inancın fertleriyiz canlar.
Bize azınlık diyorlar. Bizi azınlık değiliz canlar.
Çünkü yaşadığımız ülkelerin kanunlarını benimsemiş ve farklı toplumsal kemsimlerle saygı temelinde ve barış içinde birlikte yaşamış çoğunluğuz.
Azınlık aslında tekçi, ırkçı zihniyettir canlar.
Biz biliyoruz ki bütün savaşları dövüşmeyecek kadar korkak olan, bu yüzdenden kendilerinin adına dövüşmek için dünyanın gençlerini savaş cephesine süren hırsızlar çıkarır canlar.
Hiç kimse rengi, geçmişi yada inancı üzerinden bir diğerinden nefret ederek doğmaz canlar.
Nefret insanlara öğretilir. Eğer insanoğlu nefreti öğrenebiliyorsa, sevgiyide öğrenebilir canlar. Çünkü sevgi nefrete kıyasa insanın kalbine daha yakın ve daha da doğal gelir canlar.
”Düşlemek bilmekten daha önemlidir!”
Albert Einstein dediği gibi canlar; ”Düşlemek bilmekten daha önemlidir!” Düş kurmak sadece gerçeği anlamak için değildir. Gerçeği değiştirmek; yarınlara özgürce ve barış içinde ulaşamak için gereklidir canlar.
Bu nedenle hem dünyada hem bölgemizde yaşanan olaylar bizi derinden etkiliyor. Acımız malesef sürekli taze kalıyor. İyi değiliz ve iyi olmayacağız, ama idallerimiz hala güçlü.
Biz Aleviler sürdürülebilir bir yaşam savunucuları olarak, en temel ama malesef neden ise edinilmesi en güç olan şeyi; barışı istiyoruz!
Yaşar Kemal’in söylediği gibi, ”Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır” canlar. Başkanlığını yürüttüğüm Gustavsburg Cemevi’nde, bugün düzenlenen ”Aleviler Barış’ı Konuşuyor” panelimize konuşmacı ve dinleyci olarak katılan tüm canlarımızı sevgiyle, saygıyla selamlayorum” dedi.
Aleviler Barışı Konuşuyor’ konferansınında, AABF Hessen Bölge Başkanı İhsan Dilber‘de kısa bir konuşma yaptı. Alevi felesefesinin ve inancının temelinde barışın olduğunu, bu bağlamada bugün Gustavsburg Cemevi’nde düzenlenen ”Aleviler Barışı Konuşuyor’ panelini, Türkiye’de toplumsal barışın sağlanması için başlatılan sürece ve bu doğrultuda atılan adımlara katkı sunma açısında önemli bulduğunu belirti.
Dilber, ‘’Barış derken iç barıştan dış barıştan sözedelim. Barışın üç çeşit var: Dünya’daki barış, emek alanda barış ve üçüncüsüde Türkiye’deki barış.
Silahlama çağrısı yaparak savaş hazırlığı yapan güçlerini barış ortamını nasıl tehdit ettiklerin hep birlikte görüyoruz‘‘ dedi.
Konuşmasını devamında, Almanya’da yükselişe geçen sağcı ve ırkçı akımlara karşı sürdürülen mücadelenin içinde Alevilerin yer almasının öneminede vurgu yapan Dilber, ” Bugün Almanya’da seçim var, gidip oyunuzu kullanın canlar” çağrısını yaparak, konuşmasını sonlandırdı.

Hessen Bölge Başkanı İhsan Dilber ve Gustavsburg Cemevi Başkanı Müslüm Aktar’ın konuşmalarından sonra, konuşmalarını yapmaları için sırasıyla Aarap Avrupa Alevi Federasyonu (AAAF ) Genel Başkanı Serhat Süleyman Narlı’ya, Dem Parti İstanbul Milletvekili Celal Frat’a, Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik’e, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat’a ve Dem Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’na söz verildi.
AAAF Genel Başkanı Serhat Süleyman Narlı: Biz Arap Alevileri bu tarihi süreçte mazlumduk ve katliamlara maruz kaldık.

Konferansta ilk söz en genç konuşmacı olan Avrupa Arap Alevileri Federasyonu ( AAAF) Genel Başkanı Serhat Süleyman Narlı‘ya verildi. Narlı, Arap Alevilerin iktidarı ele geçiren cihatçıların ana saldır hedef olduklarını vurgulayarak şunları ifade etti: “Tarihin her döneminde Aleviler ve felsefeleri hedef haline getirilmiştir. Biz Arap Alevileri bu tarihi süreçte mazlumduk ve katliamlara maruz kaldık. Alevilere yönelik bu nefret söylemleri 14. Yüzyıl fetvalarında da görülmüştür. Bizler tek bir Alevi çatısı altında birleştiğimiz bu ideoloji bizim birliğimizdir. Bizler de Arap Alevileri olarak lokmalarımızı kardeşlerimizle paylaşma kültürümüz var. Hristiyan, Sünni, Asuri canlarla lokmalarımızı paylaşırdık. Bizler sorgulayıcı bir felsefeye sahibiz. Otorite olarak kabul ettiğimiz bir yapı yoktur. Arap Alevileri olarak bu zulme karlı örgütlü bir yapıyı oluşturmayı tartışmalıyız” dedi.
Suriye’de 5 milyon Alevi yaşamakta.
AAAF Genel Başkanı Serhat Süleyman Narlı, konuşmasını devamında Türkiye’deki iktidar başta olamak üzere aynı kulvarda olan kesimlerin Esad’ın liderliğindeki Baas rejimi üzerinden Suriye’deki Arap Alevi toplumunu sürekli olarak hedef gösterdiklerine dikkat çekti.
Baas rejiminin yıllardır Suriye Arap Alevi Toplumu’nun örgütlenmesinin önünü kestiğini söyleyen Narlı, “Suriye’de Esad rejimi ile bağdaştırmış Aleviler. Sanki Esad tarafından desteklenen bir Alevi devleti varmış gibi algı yaratılıyor. Suriye’de yaşadığımız dönemde Alevi olduğumuz söylenmezdi. Baas rejimi orada Alevi örgütlenmesinin önünü sürekli kesti. Bu rejim fakir, mazlum olanı kendinden görmez. Ama Aleviler hedef haline getirildi. Bir köyde 58 kişi katledilmiş, çok sayıda kişi gözaltında kaybedilmiştir. Sebep ise Alevi olduklarını sorduklarında Alevi olduklarını kabul etmeleriydi. Çokça aile göçertildi, kadınalar baş örtüsü zorunluluğu getirildi. Suriye’de 5 milyon Alevi yaşamakta. Yaşam alanlarında açık bir temizlik yapılıyor. Aleviler yönelik yapılan katlıamdan cihatcılar sorumlu olduğu kadar onlara destek veren güçlerde sorumludur.

Cihatçı HTŞ’nin Suriye’de iktidarı ele geçirmesinden önce, Arap Alevileri ile şu an birlikte ‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ konferansını düzenlediğimiz Alevi kurumları arasında güçlü bir ilişki yoktu. Süriye’de Alevilerin hedef haline getirilmesinden ve katliamlara maruz bırakılmalarından sonra bir araya gelip kardeşlerimizin cığlığına ses olacak ortak kitlesel protesto eylemleri, basın açıklamaları, yürüyüş ve mitingler yaptık. Bu süreçte birbirimiz daha yakından tanımaya başladık, biz zor zamanlarda sağlanan bu birlikterliğin devam etmesini istiyoruz ” diye konuştu.
DEM Parti Milletvekil Celal Fırat: Bizim barış için birbirimize hızır olmamız gerekiyor
DEM Parti Milletvekil Celal Fırat, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Biz iliklerimize kadar barışın coğrafyamızda egemen olmasını istiyoruz. Aleviler farklılaştırıldı, katliamlar yaşatıldı. Türkiye’de demokrasi olsaydı kendi yurttaşı ile barışık olsaydı herkesi eşit yurttaşlık kavramında bir arada tutsaydı bir çoğumuz kendi topraklarımız ve köylerimizde kalırdık. Bu açıdan Aleviler barışa daha çok omuz vermelidir verecektir. Sayın Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler tek taraflı olmamalıdır. Şu anda kayyumlar atanıyor. HDK’ye dönük şu anda operasyon var ve insanlar tutuklanıyor. Bizim barış için birbirimize hızır olmamız gerekiyor. Birileri Irak yada Suriye’de Kürdistan Kürt deyince rahatsız oluyor. HTŞ gibi komşumuz mu, Kürtler gibi bir komşunuz mu olsun? diye sormak gerek. Bunu en fazla da Alevilerin destek olması gerekiyor” dedi.

Demokratik Alevi Federasyonu Eş Başkanı Demir Çelik: Barışı kutsaldı!
‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ konferansınında konuşa Demokratik Alevi Federasyonu ( FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik; Türk, Arap, Kürt, Türkmen, Tahtacı, Çepni ayrımı yapmadan tüm Alevilerin birliğini sağlamanın bu süreçte çok önemli ve değerli olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’de toplumsal barışın bir an önce sağlanmasını herkesten daha çok Alevilerin istediğini dile getirdi.
Çelik, kunuşmasında şunları ifade etti: “Barışı kutsaldır; herkesten çok biz Alevilerin dillendirmesi ve sahip çıktığı bir kutsallıktır. Savaşın yıkıcılığı, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere toplum kırını deşifre etmek, karşısında pozisyon almak ve dolayısıyla barışı dillendirmek herkesten çok kendisine Alevi diyenin görevi olmalıdır. Biz Alevilerin yaşadığımız katliamların bizde en ağır olan travmasını son 100 yıldır yaşıyoruz. Ağır bir sosyal, siyasal travmayı yaşıyoruz. Nerede kaybettik, nasıl bulabiliriz sorularına yanıt bulmadan eriniyoruz. Biz kendi hakikatimiz olan devlet ve iktidar dışılığı yaşatamadığımız için büyük kaybettik ve kaybediyoruz” dedi.
Aleviler olarak yan yana gelemezsek bizi bölenler yine kazanacaklardır
FEDA Eş Başkanı Demir Çelik, konuşmasının devamında, şu ifadeleri kullandı: “Savaşa karşı barışın pratik adımlarını da örmemiz gerekiyor. Büyük risklerin yanında büyük olanaklar ve imkanlarda var. Buna erişebilmenin yolu örgütlenmektir, öz gücüne dayanmaktır. Çıkaracağımız temel ders; savaşa karlı barışın savunucusu, kendine güvenmekten, mazlum halklarla ortak yaşamı inşa etmekten geçiyor. Biz mazlumlar ve mağdurlar savaşa karşı omuz omuza mücadeleyi büyütemezsek , demokrasi asgari müştereğinde Aleviler olarak yan yana gelemezsek bizi bölenler yine kazanacaklardır” dedi.
AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat: Bu girişime biz Aleviler olarak doğru bakıyoruz ve pozitif buluyoruz.
Aleviler Barışı Konuşuyor’ konferansınında söz alan AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevilerin insanı merkezine koyan bir inanç topluluğu olduklarına vurgu yaparak, barışın sadece Aleviler yada Kürtler açısından değil tüm halklar ve kimlikler, inançlar açısından önemli olduğunun söyledi.
Mat, “Devletler Anayasal çerçevede eşit yurttaşlık hakkı yazmışsa bunu uygulamak zorundalar. Ama görüyoruz ki böyle bir şey söz konusu değil. O zaman bu süreç doğru bir süreçtir. Biz Aleviler olarak Erdoğan’ı nereye konumlandırdığımızı biliyoruz. Ama bugün Erdoğan dese ki, ‘Buyrun gelin Aleviler sizinle konuşacağız.’ Biz tabi ki gideceğiz. Görüşmek değil. İlke ve esaslar önemlidir. Bu girişime biz Aleviler olarak doğru bakıyoruz ve pozitif buluyoruz. Hepimiz eşit ve özgür yurttaşlık için bu barış mücadelesinin bir parçasıyız. O nedenle barış önemli ise biz bu sürecin seyircisi ve izleyicisi olamayız. Alın yazımızı da tarihimizi de biz yazacağız” dedi.
Başkan Mat, “Kuruluş felsefemizdeki en büyük amacımızı çoğulculuktur. Sadece Alevi hak mücadelesi değil insan hak mücadelesidir. Bakın bugün burada Kürt özgürlük hareketi sol sosyalist devrimci hareketler ile Cemevi çatısında barışı konuşuyorlar. Demek ki biz doğru bir yerdeyiz” diye belirtti.
Dem Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: “Alevi canlar tarih boyunca yaşadığımız coğrafya da büyük acılara tanıklık etti
Tülay Hatimoğulları, Dünya Anadil Günü dolayısıyla katılımcıları ana dili olan Arapça selamladı. Alevi canlar ile barışı konuşmanın bir anlamı olduğunu ifade eden Tülay Hatimoğulları, “Alevi canlar tarih boyunca yaşadığımız coğrafya da büyük acılara tanıklık etti. Büyük katliamlar yaşadı. Kerbela’dan bugüne bizler çok katledildik. Sınırın öte yanında yönetiminin değişmesi ile birlikte Alevi canlarımıza dönük katliamlar gerçekleşiyor. Suriye’de katledilen canlarımızın her daim onlarla dayanışma içinde olmak, Suriye topraklarında sıkıştırılan ve siyasal islam çizgisi tarafından katledilerek bedel ödetilmeye çalışılan o topraklardan göç ettirilmeye çalışan Alevi canlarımız ile dayanışma ve mücadele içinde olmak önemlidir” dedi.

Tülay Hatimoğulları, şunları kaydetti: “Sayın Abdullah Öcalan, Türkiye ve İran’ın kendi iç demokrasilerini sağlayamamaları durumunda küresel ve emperyalist güçlerin bölgedeki bu yapılanma süreçlerinde büyük zararlar görür diyor ve ‘Ben ortak yaşamı savunan bir insan olarak bunun olmasını istemiyorum. Bu nedenle bu sürecin bir barışla çözülmesi ve Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemle çözülmesi için geçmişte nasıl çalıştıysam şimdi de böyle çalışmak istiyorum’ diyor.”
MHP Başkanı Devlet Bahçeli’nin Parlamento’da DEM Parti ile selamlaşması ve daha sonra grup toplantılarında yaptığı konuşmaları herkesin yakından takip ettiğine dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, şunları söyledi: “Biz Devlet Bahçeli’nin bir gün aklına geldi ‘barışı yapalım’ diye çıkmadığını da biliyoruz. Devlet Bahçeli’nin doğrudan devlet adına konuştuğu aslında Sayın Öcalan’ın işaret ettiği bu tehlikeleri bir biçimiyle devletin bir kanadının yada tamamının analiz ettiğini ki bunu tam bilmiyoruz ve bu dönem de bir adım atılması gerektiğine dair bir yaklaşım olabileceğini değerlendirdik. Bu nedenle Devlet Bahçeli’nin konuşması ve çıkışlarının devlet adına yapıldığını düşünüyoruz.
Peki bu çıkışlar yeterli midir. Tabi ki değildir. Sayın Öcalan birinci görüşme de, başta Meclisi Başkanı, MHP Genel Başkanı, Ana muhalefet partisi genel başkanı başta olmak üzere muhalefetteki tüm partilerin ziyaret edilmesini ve biz neden bu barış sürecini inşa etmemiz gerektiği, hem uluslararası gelişmelerin Ortadoğu yansımaları hem de Türkiye’nin kendi iç barışını sağlaması gerektiği mesajlarını heyet aracılığı ile gönderdi.”
Toplumsal dinemekleri bu sürecin parçası olmalı
Öcalan’nın muhalefetin bu sürecin bir parçası olmasının hayati önemde olduğunun altını çizdiğini aktaran Tülay Hatimoğulları, “Bizler de Sayın Öcalan gibi düşünüyoruz. Geçmişte barış süreci dönemleri oldu fakat negatif olarak sonuçlandı. 2013 yılında başlayan ve Dolmabahçe Mutabakatı’na varan süreç negatif bir biçimde sonuçlandı. O dönem muhalefet etkin bir biçimde sürecin bir parçası olmadı. Toplumsal dinamikler bu sürecin etkin bir parçası olmamıştı. Bakın muhalefet ve toplumsal dinamikler tesis edilecekse bir barış süreci onun bir parçası olmaları demek bu sürecin eksikliklerini giderilmesi ve gerçekten kalıcı bir iç barışın sağlanması açısından önemli ve kıymetlidir” diye belirtti.
Bu tarihi bir fırsattır
İmralı Heyeti’nin Öcalan’nın mesajlarını ilgili tüm yerlere ilettiğini ve bu görüşmeler dizisinin tamamladığını aktaran Tülay Hatimoğulları, “Bu yapılan görüşmelerin ve bizlerin başta ana muhalefet ile parlamentodaki muhalefet partilerini, Barolar Birliği, emek örgütleri yani bir bütün toplumsal dinamikler ile yaptığımız tüm görüşmeler toplamında pozitiftir. Bu görüşmeler de bizlere verilen yanıt, ‘Evet Türkiye’nin bu koşullar içerisinde iç barışa ihtiyacı var. Kürt sorununun çözümünden yanayız’ şeklindeydi. Ama özü itibari ile genel çerçeve de pozitif olarak bir duruş sergilendi. Bu tarihi bir fırsattır. Çünkü bugüne kadar gerçekten muhalefet barış süreci ifade edildiğinde ‘Aman da aman ülke bölünüyor’ paranoyasını onlar da hissettirdi bu topluma. Bu dönem de ise bunun böyle olmayıp iç barışın ve ortak yaşamın demokratik bir zeminde tesis edilmesi vurgusunun herkes tarafından yapılması bu sürecin sağlıklı ilerlemesi açısından çok önemlidir” dedi.
Açıklamanın içeriği ne olacak?
Tülay Hatimoğulları, İmralı Heyeti’nin Güney Kurdistan’daki görüşmelerinin de tamamlandığını ve bunların sonuçlarının Öcalan iletildikten sonra, beklenen tarihi açıklamasının Şubat sonu yada Mart ayı başında yapılmasının beklendiğini kaydetti.
Herkes tarafından Öcalan’ın açıklamasının içeriğinin ne olacağının kendilerine sorulduğunu söyleyen Tülay Hatimoğulları, şöyle dedi: “Açıklamanın içeriği bize soruluyor. Bunu özetle ve tahmini olarak ifade edersem, “Kürt sorununun çatışma ve şiddetten arındırılarak, barışçıl demokratik ve hukuki bir zeminde çözümünün sağlanmalıdır” olacaktır. Bunu Sayın Abdullah Öcalan’ın kendi kullandığı kavramlar ile bire bir söylüyorum. Heyetle yapılan görüşmelerin tümünde ‘ortak yaşam’, ‘Türk-Kürt kardeşliği’ ve aynı zamanda Türkiye’de bulunan tüm halkların inançları eşit yurttaşlık temelinde haklarının tesis edilmesi ez cümle, demokratikleşme dışında ve demokratik toplumu inşa etme dışında bir çözümün olmadığı vurgusunu her fırsatta ifade etmiştir.”
Müzekerye de mücadeleye de hazırız
‘Acaba bu süreç Erdoğan’ı yeniden seçtirmek için mi veya Anayasal değişiklik yapmak için mi?’ gibi kaygıları da değerlendiren Tülay Hatimoğulları, “Bakın heyetimiz ile yaptığı görüşmede, Sayın Abdullah Öcalan demokratikleşme vurgusunu sık sık yapıyor. Çünkü devletle bu görüşmeleri bire bir kendisi yapıyor. Çağrı yapacak olan da kendisi. Burada yine muhalefetin bu süreçte yer almasının öneminin altını çiziyor. Muhalefet eğer bu süreçte etkin bir rol üstlenmezse mevcut iktidar ve rejim bu süreci kendi lehine yontacağına dikkat çekiyor. Bu açıdan konjonktürel gelişmeler lehimize iken, Türkiye’de bir çok muhalif kesim bu işe olur vermişken daha ne bekliyoruz. Burada bize düşen görev iktidarı ve devleti çözüm süreci ile ilgili daha fazla zorlamaktır” diye konuştu.
TÜSİAD soruşturmasından kayyumlara ve HDK’ye yönelik siyasi soykırım operasyonlarını da değerlendiren Tülay Hatimoğulları, ”Biz şu anda 12 Eylül askeri cunta döneminin bizlere yaşattığı dönemi yaşıyor ve yaşamaktayız. Sayın Abdullah Öcalan’da parantez içinde diyor ki, ‘Biz diyor ‘terör’ parantezini kapatmayı başarırsak demokratik mücadelenin de önü açılır. Bakın bugün Türkiye’de emek meslek örgütleri sendikalar eylem yada grev yapamaz hale getirilmiş. Kürt sorununun demokratik barışçıl yöntemle çözülmesi aynı zamanda Türkiye’nin demokratikleşmesinin de kapılarını da açacaktır” dedi.
‘Müzakereye’de hazırız mücadeleye de hazırız’ diyen Tülay Hatimoğulları, barışı kimsenin altın tepsiyle sunmayacağına dikkat çekti. Bu dönemin barışa evrilmesi için çalışıp mücadele edeceklerini ifade eden Tülay Hatimoğulları, “Türkiye topraklarında barış, özgürlük ve eşitlik mücadelesi Mustafa Suphiler ile başladı. Bugüne kadara geldi. Kürt özgürlük hareketi bu yolda ağır bedeller ödedi. Türkiye solunun ödediği bedeller var. Dolayısı ile biz bu süreci en iyi şekilde inşa etmek ve barışa dönüştürmek istiyoruz” diyerek konuşmasınını tamamaladı.
AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat’tan Teşekkür açıklaması
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu,( AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yazılı bir açıklama yaparak, Gustavsburg Cemevi’nde düzenlene ‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ konferansın katılan, katkı sunan herkese teşekkür etti.

Başkan Mat’ın, ”Dün Gustavsburg Cemevimizde yapılan panelde büyük bir katılım sağlandı” başlığıyla yaptığı taçıklamda, şu ifadeler yer alıyor:
”Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu’nun ortaklaşa düzenlendikleri, “Aleviler Barışı Konuşuyor” paneline DEM Eşit Genel Başkanı Sayın Tülay Hatımoğulları ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Sayın Celal Fırat Dede de katıldı.
Panelde, Türkiye ve Suriye’de Aleviler ve diğer azınlıklar üzerinde gerçekleştirilen katliamlara karşı mücadele etmenin gerekliliği vurgulandı. Katılımcılar, yalnızca Aleviler değil, tüm ezilen halklarla dayanışma içinde olunması gerektiğini belirterek, ortak mücadelenin yükseltilmesi çağrısında bulundu.
Ayrıca, Türkiye’de devam eden barış sürecinin önemine dikkat çekildi. Alevilerin bu sürecin aktif bir parçası olması gerektiği, halkların ve azınlıkların çok kültürlü, çok kimlikli, çok dilli ve inanç özgürlüğüne dayalı bir anayasal yapı ile güvence altına alınmasının hayati olduğu ifade edildi. Panelistler, demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir anayasanın, tüm toplumsal kesimlerin haklarını güvence altına alacağına inandıklarını belirttiler.
Ev sahipliğini yapan Gustavsburg Cemevimizin değerli başkanı Müslüm Aktar nezdinde yönetim kuruluna ve AABF Hessen Bölge başkanımız sevgili İhsan Dilber nezdinde bölge yönetim kurulumuza ve üyelerimize çok teşekkür ediyoruz.
Onurlu bir barış için mücadeleyi büyütmek umuduyla, aşk ile.”

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler