Hayatın Anlamsızlığına Karşı Direnmek: Camus ve Nazım Hikmet Üzerine Bir Deneme
⌈Burhan Arslan⌉
Albert Camus, modern insanın varoluşsal sıkışmışlığını en açık şekilde gören düşünürlerden biridir. Ona göre, insanın içinde sönmeyen anlam arayışı ile evrenin kayıtsız, suskun doğası arasında keskin bir çatışma vardır. İşte bu çatışmaya “absürd” der Camus. Anlamı dışarıda, evrende, Tanrı’da ya da tarihte aramak boşunadır. Çünkü evren bu sorulara cevap vermez.
Ama bu cevapsızlık, insanın susması gerektiği anlamına gelmez. Tam tersine, Camus insanın bu boşluğa karşı anlam arayışından vazgeçmeden, ama aldanmadan yaşamasını savunur. Camus’nun gözünde gerçek kahraman, hayatın saçmalığını kabul ettiği hâlde yine de yaşamaya “evet” diyebilen kişidir. Sisyphos gibi… Kayayı her seferinde tepeye yuvarlayacağını bile bile yeniden başlamasıdır onu kahraman yapan.
Bu felsefi tutum, yalnızca kuramsal değildir. Camus, etik olanın, direnişin ve dürüst yaşamanın olanaklı olduğunu savunur. Tanrının sustuğu bir dünyada bile insan, başkasının acısını hafifletmeye çalışabilir. İşte bu yüzden Camus’nun evreni anlamsızdır; ama insanın içindeki direnç anlamdan daha değerlidir.
Bu noktada, Nazım Hikmet’in “Yaşamaya Dair” şiiriyle Camus’nun düşüncesi arasında derin bir duygudaşlık kurulur.
Yaşamaya Dair: Direnişin Şiiri
Nazım Hikmet’in şiiri şöyle başlar:
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim…”
Bu dizeler, doğrudan politik bir çağrı gibi görünse de aslında daha derin bir varoluşsal dileğe sahiptir: tek başına bir anlam olmak ama aynı zamanda kolektif bir direnç içinde var olmak.
Camus gibi, Nazım da hayatı yücelten biri değildir. Onun gözünde de dünya zalimdir, sistem adaletsizdir, ölüm yakındır. Ama buna rağmen yaşamak bir başkaldırıdır. Şiir ilerledikçe bu felsefi duruş daha açık hale gelir:
“Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Camus’nun Sisyphos’u gibi, Nazım da yaşamı ciddiye alır. O da bilir ki hayat kısa, anlamsız ve çoğu zaman acımasızdır. Ama işte tam da bu yüzden, onu büyük bir dikkatle, her ânını hissederek yaşamak gerekir. Yani Nazım, Camus’nun absürde karşı önerdiği yaşam etiğini kendi şiir diliyle dile getirir.
Camus’ya göre, hayatın değeri “anlamlı” olmasından değil, insanın onu nasıl yaşadığından gelir. Aynı şekilde Nazım da şöyle der:
“Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yani ağır bastığından.”
Bu dizelerdeki “ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için” ifadesi, Camus’nun felsefi sorusuyla neredeyse birebir örtüşür: Hayat yaşamaya değer mi?
Cevap ikisi için de nettir: Evet, çünkü biz hâlâ buradayız ve hâlâ direniyoruz.
Nazım’ın şiiri, Camus’nun felsefesinin şiirsel bir yankısı gibidir. İkisi de insana şunu söyler:
Anlam yoksa bile sorumluluk vardır. Dürüstlük vardır. Yaşama direnci vardır.
Ve en nihayetinde, ne Camus ne de Nazım insana umudu vaat eder. Ama ikisi de umut etmeyi sürdürmenin kendisini bir insanlık onuru olarak görür.
Bu yüzden hem Camus’nun Sisyphos’u hem Nazım’ın “bir ağaç gibi tek ve hür” olan insanı, aslında aynı şeyi yapar:
Yıkılmadan, kandırılmadan ve en çok da vazgeçmeden yaşamak.
“Anlam belki yoktur, ama insan yine de yaşar, çünkü yaşamaya devam etmek en sahici anlam arayışıdır.”
Bu metin yalnızca bir düşünce yolculuğu değil, aynı zamanda yüreğe dokunan bir direnç çağrısıydı. Camus’nun suskun evrenine karşı Nazım’ın yaşama inadıyla verdiğiniz bu paralellik, anlamın bizzat arayışın içinde yattığını bir kez daha gösterdi.
Her yeni sözde, her yeni satırda yeniden buluşmak dileğiyle.
Sevgi ve saygılarımla

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler