Unutmaya Karşı Direnen Bir Ana: Emine Ocak
⌈Hasan Subaşı⌉
“Evladını toprağa gömen anneler susmaz. Onlar, suskunluğun en gür sesi olurlar.”
Türkiye yakın tarihinin en karanlık dönemlerinden birinde, gözaltında kaybedilen bir evladın ardından başlayan bir annenin arayışı; zamanla yüzlerce annenin, babanın, kardeşin ve dostun ortak çığlığına dönüştü. Bu çığlığın adı “Cumartesi Anneleri” olduysa, sesi Emine Ocak’tı. Cesareti, ısrarı ve kararlılığıyla yalnızca oğlunun değil, bütün kayıpların annesi oldu. Onu şimdi sonsuzluğa uğurluyoruz ama ardında devasa bir vicdan, inatla korunan bir hafıza ve sarsılmaz bir mücadele bırakıyor.
Emine Ocak’ın adını Türkiye, 1995 yılında duydu. 12 Eylül’ün karanlığını aratmayan 90’lı yıllarda, devrimci kimliğiyle bilinen Hasan Ocak, 21 Mart 1995’te gözaltına alındı ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Aile, günlerce devlet kurumlarının kapısını aşındırdı, yetkililerden bilgi istedi ama sonuç hep aynıydı: inkâr, sessizlik, aldırmazlık. Ta ki 58 gün sonra, Hasan’ın işkenceyle katledilip Beykoz Kimsesizler Mezarlığı’na gömüldüğü ortaya çıkana kadar.
Bu acı, sıradan bir acı değildi. Bu ölüm, bir annenin yasından çok daha fazlasıydı. Emine Ocak, “Oğlumu siz aldınız, siz kaybettiniz!” diyerek yalnızca kendi evladının değil, tüm gözaltında kaybedilenlerin izini sürmeye başladı.
İlk kez 27 Mayıs 1995’te Galatasaray Meydanı’na çıkan birkaç kayıp yakını, ellerinde çocuklarının, eşlerinin, kardeşlerinin fotoğraflarıyla sessizce oturdu. Bu sessizlik, aslında devletin inkârına karşı en gür çığlıktı. O günden sonra her cumartesi orada oldular. Emine Ocak, yaşlı bedenine rağmen her hafta kararlılıkla o meydana geldi, gözyaşlarıyla karışık bir direniş ördü. O artık yalnızca bir anne değil, bir hafıza bekçisiydi.
Cumartesi Anneleri zamanla bir vicdan hareketine dönüştü. Gözaltında kayıplar, faili meçhuller ve cezasızlıkla örülü devlet şiddeti karşısında hakikatin sesi oldular. Bu hareketin hem simgesi hem de vicdanı olan Emine Ocak, meydanda devlet şiddetine karşı dimdik durmanın ne anlama geldiğini hepimize gösterdi.
Emine Ocak’ın mücadelesi yalnızca bir adalet arayışı değil, aynı zamanda ataerkil tahakküme karşı da güçlü bir itirazdı. Türkiye’de toplumsal hafızayı çoğunlukla kadınlar taşır: ağıtları yakan, kayıpların izini süren, unutulmasın diye öyküleri anlatan hep kadınlardır. Emine Ana, bu kolektif kadın hafızasının öncüsüydü. Sessizliğiyle konuşan, öfkesini sevgiye dönüştüren, bedeniyle direnç olan bir kadındı o.
Her anne gibi o da oğlunun ardından yas tutabilirdi, içine kapanabilirdi. Ama o, yası siyasallaştırdı. Yasını kamusallaştırdı. Sokağa taşıdığı acısıyla, Türkiye toplumunun susturulan vicdanını canlandırdı.
Devletin gözaltında kayıplara yönelik politikası yalnızca fiziksel yok etme değil, aynı zamanda hafızasızlaştırma üzerinedir. Faili meçhuller, isimleri unutturularak “meçhulleştirilmek” istenir. Emine Ocak ve onun yol arkadaşları ise bu politikanın en güçlü karşı duruşudur. Onlar isimleri yaşattılar. Fotoğrafları çoğalttılar. Sessizlikte bile sözlerini söylediler.
Emine Ocak, yalnızca Cumartesi Anneleri’nin değil; hakikati arayan tüm halkların, adalet isteyen herkesin yolunu aydınlatan bir meşale oldu. O, inkâra karşı hatırlamanın; bastırmaya karşı konuşmanın; korkuya karşı direncin ve umudun adıdır.
Emine Ocak’ın Hakk’a yürümesi, bir devrin değil; bir direnişin zirveye ulaştığı bir anı temsil ediyor. Onun ardından yas tutmak elbette hakkımız. Ama bu yas, onu izlemekle, onun açtığı yolda yürümekle anlam kazanır.
Çünkü Emine Ocak demek:
Gözaltında kayıplar son bulsun demektir.
Failler yargılansın demektir.
Galatasaray Meydanı özgür kalsın demektir.
Bir annenin çığlığıyla devletin inkâr duvarlarını yıkmak demektir.
Ve şimdi o çığlık, bize emanet.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler