Barışın Yorulmaz Umudu
⌈Burhan Arslan⌉
“Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa şimdi en güzel şiir barıştır.”
Yaşar Kemal
İnsanlık tarihinin en eski şarkısıdır savaş. Taşların dili, toprağın hafızası, göç yollarındaki ayak izleri savaşın soğuk hikâyeleriyle doludur. Her çağın çocukları, gözlerini açtıkları ilk pencerede duman kokusunu tanımış; annelerin feryadı, babaların sessizliğiyle büyümüştür.
Bugün, 1 Eylül Dünya Barış Günü… Takvimlerin bir günü, insanlığın yüreği için bir çağrı. Bu gün, 1939’da patlayan bir top sesinin ardından dünyaya yayılan karanlığa karşı bir “bir daha asla” haykırışıdır. Ama aradan geçen onca yıl, bu haykırışın yankısını kısamamış: Filistin’de bir çocuk hâlâ gökyüzüne bakarken korkuyor, Yemen’de açlıkla birleşmiş bir savaş nefesi topraklara sinmiş. Ukrayna’nın tarlalarında ölüm, Gazze’nin sokaklarında enkaz, Kürt dağlarında susmayan silahlar var. Suriye’nin harabeye dönmüş şehirlerinde yankılanan ağıtlar, yalnızca bir ülkenin değil bütün insanlığın yüzüne vuruyor.
Barış, bazen bir dağın doruğundaki sessizliktir, bazen bir annenin çocuğunu güvenle yatırdığı bir gece. Ama biz, modern çağın içinde, teknolojiyi silahlara önce yakıştırdık. Daha hızlı öldürmenin daha “güçlü” olduğuna inandırıldık. Oysa güç, bir çocuğun gözlerindeki korkuyu silebilmektir; güç, savaş uçaklarını değil, insan yüreğini taşımaktır.
Türkiye toprakları, binlerce yıllık bir direnişin ve barışın sahnesi oldu. Mezopotamya’nın bereketli topraklarında ekilen her buğday tanesi, barışa yazılmış bir şiirdi. Ama biz şiirleri unuttuk; sınırlar çizdik, kimlikler inşa ettik, bir arada yaşamanın kadim bilgeliğini yitirdik. Bugün 1 Eylül, bize yeniden o bilgeliği hatırlatıyor. Alevi’nin ceminde söylenen nefesler, Kürtçe bir ağıtta yankılanan hüzün, Ermeni bir ninnisinin sessiz melodisi… Hepsi bu toprakların barışa yazdığı şiirlerdir.
Dünya, teknolojik olarak büyürken vicdanı küçülmemeli. Barış, devletlerin masalarında çizilen diplomatik bir anlaşma değildir yalnızca; o, sokaklarda, köylerde, evlerde yaşayan insanların yüreğine kök salan bir umuttur. Filistinli bir annenin, Ukraynalı bir çocuğun, Afrikalı bir köylünün ve Anadolu’da bir işçinin gözyaşları birleştiğinde, o umut evrensel bir dile dönüşür.
Bugün barışı konuşmak bile başlı başına bir direniştir. Çünkü savaşın en büyük gücü, insanların birbirine yabancılaşmasını sağlamaktır. Oysa barış, hatırlamaktır: İnsan, insanın yurdudur. Her insan bir dünyadır, her insan bir şiirdir. Yaşar Kemal’in dediği gibi, ölüm bile yorulmuşsa artık, bizim de silahlarımızı susturmamızın vakti gelmiştir.
Barış, yalnızca bir günün temennisi değil, her sabah yeniden yazılması gereken bir şiirdir. Ve o şiiri hep birlikte yazacağız. Çünkü insanlık, ancak barışla kendini tamamlar.
1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler