Cam Arkasındaki Gölgeler, Cem Meydanında Yanan Delilin Aydınlığında Yok Olur
⌈Kenan Küçük⌉
Toplumdan kopmuş, kurumdan ve candan uzak düşmüş kişilere harcanan vakit; ömrümüzden çalınmış, boşa geçmiş, israf edilmiş zamandır. Yol’a, birliğe, cana katkısı olmayanın sözü de, emeği de boştur.
Camın arkasında dedikodu programları yapıp klavye başında saldıranlar; Alevi Kızılbaşların Yol’unu, rızalıkla dizilmiş taşlarını, emek ve gönül birliğiyle karılmış harcını bozmak istiyorlar.Varsın sanal alemde bağırıp çağıranlar olsun; ama unutulmasın, bu Yol ikrarla perçinlenmiş, lokmayla bereketlenmiş, pir nefesiyle mühürlenmiş Kızılbaş Alevi Yoludur.
Anadolu Kızılbaş Alevilerinin birliğinin özü; meydan görmüş pirlerin nefesiyle, lokmaya katılmış elin bereketiyle, rızalıkla verilen gönüllerin birliğiyle yoğrulmuştur. Bu temel öyle sağlamdır ki; dedikodu, iftira ve sanal saldırılarla asla sarsılmaz. Mikrofon, kamera ve klavye başında kendilerini örgütlü sananlar, aslında yalnızlıklarını, köklerinden kopuşlarını ve çaresizliklerini sergiliyorlar.
Bu Yol, Kalu beladan bugüne, sorunlarını pirin darında, cemal cemale, muhabbet meydanında çözen bir yoldur. Yol’un irfanı, direnci ve sabrı; nice fırtınaları aşmış, nice zulmü göğüslemiştir. Kablodan, ekrandan, cam arkasından yapılan saldırılar, Yol’un özünü, erkanını ve örgütlü birliğini asla bozamaz.
Başta üst kurumlarımız ve Cemevlerimiz olmak üzere; bu Yol’un bugününü ve yarınını ayakta tutan, ocaklarımıza sahip çıkan yapılarımızdır. Onlara sahip çıkmak, sadece bir kuruma sahip çıkmak değil; “Bir olmak, iri olmak, diri olmak” şiarıyla Yol’un özünü sahiplenmektir.
Yol bir, sürek binbir anlayışıyla; Cemevlerimizin ve kurumlarımızın sorunları muhabbet meydanlarında, rızalıkla, cemal cemale çözülür. Sanal dedikodularla ya da kurumları itibarsızlaştırma çabalarıyla değil.
Rızalık verdiğimiz yöneticilerimiz, kendi emeğimizle var ettiğimiz üst kurumlarımız ve Cemevlerimiz; Yol’un birliğinin, canların alın teriyle, lokmasıyla ve gönül bağıyla kurduğu emeklerin birliğidir. Emekleri yok sayıp yöneticilerimizi itibarsızlaştırmak isteyenlere karşı susmak, Yol’a sırt çevirmek olur. Buna izin vermemek; Yol’a aşk ile bağlı, rızalıkla yürüyen her canın sorumluluğudur. Çünkü kurumlarımız yalnızca taş binalar değil; Aleviliğin direnci, irfanı ve geleceğe taşınan özüdür.
Örgütlü toplum bir oldukça, bu Yol’a kimse dokunamaz. Yol erenlerinin deyimiyle:
“Hak meydanında boş söz, boş nefes geçmez.”
Onlar da bunun farkında; toplumun gözünde her gün kendi sonlarına biraz daha yaklaşıyorlar.
Cemal cemale kurulan muhabbetle geleceğimiz aydınlıktır. Cam arkasında, ekran başında kurulan soğuk cam cama sohbetler ise sadece elektrik ve internet olduğu sürece vardır. Elektrik kesildiğinde, kablo çekildiğinde, onlar yalnızlıklarıyla baş başa kalır ve karanlığa gömülürler.
Elbette Yol’umuzda sorgulamak da vardır, sorgulanmak da; fakat bu, Yol’a ikrar vermiş canlarla cem meydanında olur. Yol’a rızalık vermemiş, hizmet görmemiş olanlarla ne meydan kurulur ne de sorgu yapılır. Çünkü Yol’a ikrarsız, rızalıksız adım atan, Hak meydanında söz sahibi olamaz; hele ki sanal alemde hiç olamaz.
Yolumuzun ışığı Hak’tan gelir ve sonsuzdur; sosyal medyanın gücü ise fiş prizden çekilince son bulur.
03.09.2025

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler