Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

12 Eylül askeri darbesi yalnızca bir dönemi değil, aynı zamanda kaybedilen hayatların, işkencede yok edilen bedenlerin ve inkâr edilen adaletin simgesi olarak hafızalarda yerini koruyor. Bu karanlık dönemin simge isimlerinden biri olan Cemil Kırbayır için ailesi ve hak savunucuları tam 45 yıldır adalet arıyor. Cumartesi Anneleri, 1072’nci hafta eyleminde Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek “Zamanaşımı Değil, Adalet İstiyoruz” dedi; “Cemil Kırbayır Nerede?” sorusunu bir kez daha yineledi.

Her hafta olduğu gibi bu hafta da polis barikatları altında yapılan eylem, yalnızca bir kaybın değil, Türkiye’de cezasızlık politikasının sürekliliğine karşı bir vicdan nöbetine dönüştü. Kırbayır ailesi ve insan hakları savunucuları, 12 Eylül rejiminin mirası olan karanlığın bugünkü iktidar eliyle sürdüğüne dikkat çekti.

Adalet Talebi 1072. Haftada Yine Galatasaray Meydanı’nda Dile Getirildi

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle bir kez daha Galatasaray Meydanı’nda toplandı. Ancak tıpkı önceki haftalarda olduğu gibi bu hafta da katılım sınırlı tutuldu. Bariyerlerle çevrili meydanın dışında yapılan açıklamada kayıp yakınları, kaybedilen sevdiklerinin fotoğraflarını ve kızıl karanfilleri taşıdı.

Basın açıklamasını kayıp yakını İkbal Eren okudu. Açıklamada, 45 yıl önce Kars’ta gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın akıbeti soruldu ve dosyasının “zamanaşımı” gerekçesiyle kapatılmasına tepki gösterildi.

Zamanaşımı İnsanlık Suçlarında Uygulanamaz

Eren, kaybetme dosyalarının zamanaşımıyla kapatılmasının yalnızca adaletin değil, insanlığın da inkârı anlamına geldiğini vurguladı. “Bu tutum cezasızlığı bir devlet politikası haline getirdi” diyen Eren, şöyle konuştu:

“Unutulmamalıdır ki, kaybedilen bir kişinin akıbeti aydınlatılmadığı sürece devletin bu suçtaki sorumluluğu devam eder. Bu nedenle zamanaşımı, zorla kaybetme dosyalarında uygulanamaz. Kaç yıl geçerse geçsin, Cemil Kırbayır’ı kaybedenler yargılanana ve hakikat açığa çıkana kadar bu dava kapanmayacak.”

Cemil Kırbayır’ın Kaybediliş Hikayesi

Eren, Cemil Kırbayır’ın gözaltında kaybedilme sürecini şöyle aktardı:

“13 Eylül 1980 tarihinde Ardahan’ın Okçu Köyü’ndeki evinden gözaltına alındı. Kars Eğitim Enstitüsü öğrencisi olan Kırbayır, önce Ardahan’daki askeri birliğe, ardından Kars Emniyet Müdürlüğü’ne ve son olarak Kars Eğitim Enstitüsü’ne götürüldü. Ailesi bir süre ihtiyaçlarını karşılayabildi ancak 8 Ekim 1980 sonrası, ‘O firar etti, bir daha sormaya gelmeyin’ denilerek haber alınması engellendi. O günden sonra Cemil Kırbayır’dan bir daha haber alınamadı.”

Berfo Ana’ya Verilen Söz Tutulmadı

Eren, yıllar süren mücadelenin ardından 2011’de Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır’ın dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Dolmabahçe Sarayı’nda görüştüğünü hatırlatarak şunları söyledi:

“Erdoğan, ‘Bu dosyayı aydınlatacağım’ sözü verdi. Bunun üzerine Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyonun hazırladığı 350 sayfalık raporda, Cemil Kırbayır’ın gözaltında işkenceyle öldürüldüğü, cesedinin kamu görevlilerince kaybedildiği belirtildi. Böylece Kırbayır’ın gözaltında kaybedildiği devlet raporuyla da resmen kabul edildi. Ancak 2020 yılında Adalet Bakanlığı, Yargıtay’a başvurarak dosyanın zamanaşımı gerekçesiyle kapatılmasını istedi ve Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu talebi kabul etti. Böylece failler yargılanmadan dosya kapatıldı.”

Eren, süreci adaletin inkârı olarak nitelendirerek, “Devlet, ilk kez bu suçu işlediğini kabul etti. Ancak sonra yeniden suçun faillerini korudu” dedi.

Gözleri Bağlı, Ters Kelepçeli Halde Öldürüldü

Eylemde, sağlık sorunları nedeniyle katılamayan Mikail Kırbayır’ın mektubu da okundu. Mikail Kırbayır, kardeşinin işkenceyle öldürüldüğünü ve resmi açıklamanın aksine firar etmediğini tanık ifadeleriyle anlattı:

“Kardeşim 8 Ekim 1980’de diğer üç kişiyle birlikte askeri gözetim evinden alınıp emniyet ve MİT görevlileri tarafından Kars Eğitim Enstitüsü’ne götürüldü. Gözleri bağlı, çıplak, elleri arkadan kelepçeliydi. Ağır işkence sonucu Cemil’i öldürdüklerinde diğerlerini sorgulamadan geri götürdüler. Sonra da ‘firar etti’ dediler.”

Mikail Kırbayır, tanıklara, belgelere ve Meclis raporuna rağmen faillerin korunmaya devam ettiğini belirterek, fail olarak adı geçen kamu görevlilerinin ailelerine şöyle seslendi:

“Bu insanlık suçunun gölgesinden çıkmak için eşinize, babanıza Cemil’in nereye gömüldüğünü sorun.”

Devlet Suçunu Kabul Etti Ama Dosyayı Kapattı

İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin, 2011’de hazırlanan Meclis raporunun Türkiye tarihinde bir ilk olduğunu belirterek, “Devlet ilk kez bir insanlık suçunu kabul etti ama sorumlular yargılanmadı, dosya devlet eliyle kapatıldı” dedi.

Dosyanın şu anda Anayasa Mahkemesi’nde olduğunu belirten Keskin, “Açık konuşalım: Bir beklentimiz yok” ifadelerini kullandı. Keskin, 12 Eylül’ün ve 1990’ların karanlık yapılarının bugünkü siyasi iktidarla işbirliği içinde olduğunu söyledi ve adaletin iç hukukta değil, uluslararası hukuk zemininde aranacağını vurguladı.

Galatasaray Meydanı Yasaklı Ama Hafıza Direniyor

Cumartesi Anneleri’nin 1072 haftadır süren mücadelesi, Türkiye’de hakikat ve adalet arayışının en uzun soluklu sivil direnişlerinden biri olarak kabul ediliyor. Devletin meydanı yasaklamasına, barikatlara ve gözaltılara rağmen Cumartesi Anneleri, her hafta aynı soruyu yinelemeye devam ediyor:

“Cemil Kırbayır Nerede?”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir