Pts. Şub 2nd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Aydın Erol Anısına Saygıyla Sevgiyle…

⌈Erdal Boyoğlu⌉

Almanya/Hamburg’da bir doğum gününde bildiri dağıtma esnasında çıkan kavga sonucu sol içi çatışkının kurbanı oldu.

ÖLÜMDEN ÖTE
Sol İçi Şiddeti Sorgulamak ve Aşmak.

Özellikle sol içi sekterlik ve şiddetten yana yaşananlar, sosyalist kimliğimizin en dramatik yaralarından biri olarak sırtımızda duruyor. Ve de sürüyor…

Sırtımızda ağır bir yük olarak duran sorunlarla yüzleşmekten kaçıyor ve tıpkı devletin kendi sorunları karşısında yaptığı gibi, sorunların üstünü örtme ve kendi dışımızda bahaneler üretme eğilimi sergiliyoruz…
Dünya solu içinde Türkiye’de olan sol içi şiddet kadar bir çatışma ve öldürme var mıdır.
Sol neden sol içi şiddetle yüzleşmiyor?

Sol neden, kendi dışındaki devrimcilerle ittifak kuramıyor, birbirini kucaklamıyor?

Sol neden , en küçük bir tartışma da şiddet sarmalına giriyor?

Sol neden, sosyalistler arasında ilişkilerde devrimci dayanışma içinde olamıyor?

Hâlâ, o örgüt bunu dedi o parti böyle yaptı , o örgütün taraftarı böyle olumsuz şöyle tutarsız yok şöyle yaptı böyle yaptı lafoloji üretimi içinde kıvır kıvır kıvranıyorlar.
Bir türlü gerçekci olup imkansızı isteyemiyorlar.

Bunun sosyolojik ve psikolojik boyutu neden araştırılmıyor.

Örgüt ve partiler tarafından bir deklarasyon hazırlanıp kamuoyundan özür diliyemiyorlar.

Sol içi şiddetle yüzleşmiyorlar? Neden…
Dolayısıyla söz konusu uygulamalar ve sonuç ilişkisi ortada.

Eğer Sol içi demokrasi kültürü uygulanabilir ve kurumsallaşabilmiş olsa, hiç kuşkusuz pek sol içi ayrışma ve suçlama da olmayacak.
Özellikle şiddete varan ilişkiler, çatışkılar, sol içi ve dışı cinayetler, örgütsel ayrılık ve çatışmalara neden olan sekterlik bağlamında ki ilişkiler ve çatışmalı gelişmeler bu denli güç kaybı ve yenilgi olmazdı diye düşünüyorum.
Dolayısıyla bu olumsuzluklar sonucu sol sosyalist saflardan uzaklaşmış insanlar devrimcilerin yanında olacaktı.
Dolayısıyla kendimize samimiyetle sormamız gereken sorularımız olmalı.
Devrimci olup olmadığımız, devrimci dayanışmayı gerçekten isteyip istemediğimiz sorusuna cevap aramalıyız.
Samimiyetle köklü bir farklılaşma sağlamak zorunluluğuyla karşı karşıyayız…
Nasıl oluyor da birbirimize bu kadar sekter ve acımasız olabildik.
Bu sorunun yanıtı biraz da devrimciliği nasıl algıladığımızla ilgili…
Geriye dönüp devrimci mücadelenin tarihini birde bu açıdan sorguladığımızda
kendi iç farklılaşmamıza, farlı yönelimlere tahammülsüzlüğü besleyen sekterliği kucaklayan ve büyüten nedenlerle yüzleşildi mi?
Dolayısıyla sol içi çatışkıların sosyolojik boyutuyla değerlendirmeler yapılabilirdi.

Sonuç itibariyle; Suç değil hak olan pek çok davranış “suç” kabul edilerek gerçek suçlar işlendi.
Örgütsel farklılıklarımız, eğer olması gerektiği gibi devrimci mücadele için doğal farklılaşmalar veya yine doğal karşılanması gereken yanılmalar olarak kabullenmiş olsaydı, devrimci mücadelenin bu farklılığı hiç kuşkusuz böylesi yaygın parçalanma ve “komplo” ve “hain edebiyatı” yargısı dolayısıyla böylesi yaşanan yaygın sol içi çatışkı, tasviye ve cinayet söz konusu olmayacaktı.

24 Ekim 1987 Hamburg.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir