Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Sorun Varsa Çözüm de Vardır; Mesele İrade Göstermektir

⌈Sevda Ergin – AHA Genel Yayın Yönetmeni⌉

Alevi Hareketi’nin dönem dönem önemli iç sorunlar yaşadığı bilinen bir gerçekliktir. Ancak bu sorunları yalnızca örgütsel aksaklıklar, yetersizlikler ya da ”dış ve iç baskılar” ve ”müdahalelerle” açıklamak, meselenin özünü ıskalamak olur. Alevi Hareketi’nin dış müdahalelere açık kapı bırakması da ciddi bir örgütsel zaaftır. Bu bağlamda, asıl mesele; örgütsel işleyişten ve Alevi yol değerlerinden kopuş, ikrar bağının ve örgüt bilincinin zayıflaması ve bunun sonucu olarak yöneticilerde ve öncü kadrolarda ortaya çıkan iktidarcı anlayış ve yetmezlik halidir. Eğer sorunlar çözülemiyorsa, bunun nedeni sorunların karmaşıklığı değil, çözüm üretme iradesinin aşınmış olmasıdır.

Yolun hizmetkârı olmak, yolu temsil etmekten daha ağır bir sorumluluktur. Ancak bugün birçok yapıda yöneticilik, Alevi yol değerlerinden, tüzük ve programdan uzaklaşıp idari bir ayrıcalık alanına dönüşme eğilimi göstermektedir. Bu da karar süreçlerinde katılımın, ortak aklın, denetimin ve eleştiri-özeleştiri mekanizmalarının zayıflamasına yol açmaktadır. Alevi Hareketi’nin saflarında bugün yaşanan öncü kadro sorunu, yalnızca bireysel zaafların sonucu değildir. Aynı zamanda örgütsel birikimin yöneticilere aktarılmasında ve kadro çalışmasında yaşanan ciddi eksikliklerin ve kurumsal işleyişi kuşatan çoklu zaafların da ürünüdür. Alevi hareketi uzun yıllar baskı, katliamlar ve asimilasyon politikaları altında var olma mücadelesi verdi. Bu koşullar, kimi dönemlerde zorunlu savunmacı refleksleri güçlendirirken, kimi dönemlerde kolektif üretim kültürünü zayıflatan bir kadro ve yönetici anlayışını besledi. Bugün ortaya çıkan ve bir türlü çözülemeyen örgütsel sorunlarda bunların önemli ve belirleyici bir rolü vardır. Yöneticilerde “Bedreddin’ce danışma, dayanışma ve yarin yanağından gayrı her şeyi paylaşma” anlayışının değil; bireyselliği ve bu temelde şekillenen bireysel çıkarları esas alan bir yönelimin gelişmesi, örgütsel işleyişi sakatladığı gibi yol değerlerimiz ile kurumsal yapılarımız arasındaki bağın zayıflamasın da beslenmektedir.

Alevi hareketinde yaşanan birçok olumsuzluğun ve yapısal sorunun en önemli kaynaklarından biri, örgüt içi iktidar mücadeleleridir. Yolun ve kurumsal yapılarımızın ilkeleri yerine güç ilişkilerinin, makam hesaplarının ve dar grup çıkarlarının belirleyici hale gelmesi, çözüm üretme yeteneğini zayıflatmaktadır. Sorunlar, rızalık ile gerçeklik ve adalet üzerinden değil; taraflaşmalar üzerinden ele alınmakta, bu da örgüt içi çözüm mekanizmalarını işlemez hale getirmektedir. Oysa her örgüt içi tartışma bir yıkım değildir. Tam tersine, doğru yönlendirilen tartışma ve eleştiri mekanizmaları örgütü güçlendirir. Ancak bugün birçok yapıda sorunlar, yüzleşilerek değil ertelenerek, ötelenerek ya da bastırılarak yönetilmeye çalışılmaktadır. Bu durum sorunları çözmek yerine daha da derinleştirmekte ve hareketin toplumsal inandırıcılığını zayıflatmaktadır.

Alevi Hareketi, yalnızca bir inanç hareketi değildir. Aynı zamanda toplumsal adalet, eşit yurttaşlık, laiklik ve demokrasi mücadelesinin de önemli bir öznesidir. Alevi Hareketi, Aleviliği yalnızca kültürel ve inançsal bir kimlik olarak değil; özgürlükçü, paylaşımcı ve eşitlikçi bir toplumsal yaşam anlayışı olarak ele almaktadır. Bu nedenle yaşanan ve bir türlü çözüme kavuşturulamayan örgüt içi sorunlar, yalnızca örgütsel bir zayıflık değil; bununla birlikte toplumsal muhalefetin önemli bir ayağının güç kaybetmesi anlamına da gelmektedir.

Bugünün yöneticileri ve kadın-erkek öncü kadroları, çağın devrişleri olmak zorundadır. Ancak bu devrişlik, iktidar alanlarına eklemlenen bir uyum değil; Alevi yol gerçeklerine sıkı sıkıya bağlı, asla eğilip bükülmeyen ve hiçbir zalim güçle uzlaşmayan bir duruşu ifade etmelidir. Alevi hareketi içerisinde başta iktidar mücadelesi anlayışı olmak üzere, yol dışı tüm hesaplaşma anlayışlarına ve yönelimlerine karşı açık, net ve tavizsiz bir mücadele yürütülmedikçe, Alevi yol değerleri temelinde gerçek bir yenilenme ve sorunların kalıcı bir şekilde çözülmesi asla mümkün değildir!
Alevi Hareketi’nin kadroları, kişisel konumlarını değil yol kardeşliğini; bireysel iktidarlarını değil kolektif örgütlü gücü büyütmekle yükümlüdür. Alevi Hareketi için yol kardeşliği, yalnızca inançsal bir bağ değil; birlikte örgütlenmenin, birlikte direnmenin, birlikte üretmenin, birlikte mücadele etmenin ve birlikte sorumluluk almanın adıdır. Alevilerin örgütlü birlikleri ancak bu anlayışla daha fazla güçlenebilir ve gelecek kuşaklara taşınabilir.

Bu bağlamda bugün ihtiyaç duyulan şey, yazının akışı içinde değindiğimiz tüm hata ve yanlışlardan arınarak Alevi yolunun gerçekleriyle bütünleşmektir. Eğer bu bütünleşme eksiksiz bir şekilde sağlanırsa, örgütsel işleyişimizde ve insan ilişkilerimizde Aleviliğin temel değerleri belirleyici olur. Aleviliğin temel değerlerinin boy verdiği örgütsel ortamlarda çatışma, birbirini karalama, tasfiye etme, grup ve hizip kurma, rızasız lokma yeme gibi anlayışlar ile hoşgörüyü, çoğulculuğu, katılımcılığı ve demokratik işleyişi ortadan kaldıracak tutum ve davranışlar kendilerine yaşam alanı bulamaz.

Bunların yaşam alanı bulamadığı örgütsel ortamlarda çözülemeyecek hiçbir sorun yoktur. “Sorun varsa çözüm de vardır” dememizin altında tam da bu anlayışımız, bakış açımız ve yaklaşımımız yatmaktadır. Gerçek olan budur diyen herkes, daha fazla zaman kaybetmeden ikrar bilinciyle hareket ederek Alevi yol gerçekleriyle bütünleşmelidir!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir