Alevilik’te Kozmos, Canlılık ve Yol Öğretisi: Felsefi–Teolojik Bir İnceleme
⌈Hüseyin Akkuş – Bağımsız Araştırmacı⌉
Özet
Bu makale, Alevi öğretisinin evren, canlılık ve insan anlayışını; Aleviliğin din, mezhep veya tarikat olarak tanımlanamayacağını; bunun yerine tarihsel ve felsefi bağlamda bir “hakikat yolu” olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Evrenin oluşumu Alevilikte “Vahdet-i Mevcut” anlayışıyla açıklanır; tüm varlıklar dört unsurdan meydana gelen tek bir özün farklı tezahürleridir. Canlılık ve insanın ortaya çıkışı ise teist yaratılış anlayışına değil, doğanın iç yasalarına, devriye ve evrimsel dönüşüm sürecine bağlanır. Tarihsel süreçte Alevi öğretisi baskılar nedeniyle dinî semboller ve takiye yöntemleriyle kendisini gizlemek zorunda kalmıştır; ancak Alevilik özünde dinsel-dogmatik bir sistem değil, etik, ontolojik ve epistemolojik bir yol öğretisidir. Bu çalışmada Alevi nefesleri, sözlü gelenek ve felsefi kavramlar birlikte değerlendirilmiş; Aleviliğin bilimsel, rasyonel ve varlık-birlikçi yönü ortaya konmuştur.
Anahtar Kelimeler: Alevilik, Vahdet-i Mevcut, Kozmogoni, Devriye, Yol Felsefesi, İnsan-ı Kâmil.
1. Giriş
Alevilik yüzyıllar boyunca dışsal gözlemciler tarafından din, mezhep ya da tarikat kategorisine yerleştirilmiştir. Oysa Alevi öğretisinin kendi içinde gelişen epistemolojisi ve ontolojisi, bu sınıflandırmaların ötesinde bir hakikat yolu olduğunu gösterir. Bu yolun temelini, evrenin maddi bir bütünlük olduğuna ilişkin Vahdet-i Mevcut, insanın sürekli dönüşüm hâlindeki bir varlık olduğuna ilişkin devriye, bireyin ahlaken ve zihnen yetkinleşmesini hedefleyen İnsan-ı Kâmil öğretisi oluşturur.
Alevi nefesleri, hem kozmolojik hem antropolojik bilgeliği şiir dilinde aktarır. Bu yönüyle Alevilik aynı zamanda sözlü bir felsefe geleneğidir. Makalenin ilerleyen bölümlerinde şiirlerin anlamı da akademik bağlamda açıklanmaktadır.
2. Alevilik’te Evren Anlayışı: Vahdet-i Mevcut ve Panteist Ontoloji
Alevilik, evreni dışsal bir Tanrı’nın yoktan var ettiği teist kozmogoniyle açıklamaz. Evrenin ezeli–ebedi bir döngüsel yapı olduğu, tüm varlıkların aynı özden meydana geldiği kabul edilir. Bu öz, Alevi literatüründe “nüve”, “ilk madde”, “bir nokta” olarak ifade edilir.
2.1. Dört Ana Unsur Öğretisi
Evrenin dört ana unsurdan (Ateş, Su, Hava, Toprak) meydana geldiği düşüncesi Alevi nefeslerinde sıkça vurgulanır. Gencî şöyle der:
“Çar anasır bâbından nikâb büründüm
Bir noktadan hasıl oldum arındım.”
Bu nefes, evrenin tek bir maddi özden (noktadan) doğup dört unsurla çeşitlendiğini ifade eder. Bu bir panteist–monist ontolojidir.
2.2. Varlığın Eşitliği
Aşık Veysel’in dizeleri Alevi ontolojisinin merkezindeki eşitlik ve birliği açıklar:
“Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım?”
Tüm varlıklar aynı maddi özün farklı biçimlerinden ibarettir; hiçbir varlık diğerinden üstün değildir.
2.3. Evrenin Ezeliliği
Harabî, varlık ile Tanrı ayrımının Alevilikte bulunmadığını şöyle dile getirir:
“Daha Allah ile cihan yok iken
Biz anı var edip ilan eyledik.”
Buradaki “biz”, Hakikat ehlinin yani insanın özündeki varlık bilincinin sembolüdür. Evrenin yaratılmadığı, bilakis varlığın kendi kendini sürekli doğa yasalarıyla var ettiği anlatılır.
3. Alevilik’te Canlılığın ve İnsanın Oluşumu
Alevilik canlı yaşamını doğa yasalarına dayanan bir süreç olarak görür. İnsanın kökeni diğer canlılardan bağımsız değildir; tüm canlılık aynı maddi özün evrimsel bir devamıdır.
Güfrânî’nin nefesi bu dönüşümü açıklar:
“Katre idim ummanlara karıştım
Kaç bulandım kaç duruldum kim bilir.”
Bu, devriyenin yani dönüşümün şiirsel ifadesidir.
Daimî ise canlılığın sudan başlayarak evrene yayıldığını şöyle aktarır:
“Damlanın içinde evreni buldum
Yine benden bana getirdi beni.”
Alevilik’te:
Canlılık inorganik maddeden oluşabilir (biyogenez).
İnsan evrimsel bir sürecin ürünüdür.
Ruh ile beden ayrılmaz; dönüşüm doğaldır.
Ölüm yokluk değil, yeni bir hâle geçiştir.
4. Alevilik’in Din, Mezhep veya Tarikat Olarak Tanımlanamaması
Alevi ozanları yüzyıllar boyunca Aleviliğin bir mezhep olmadığını, bir yol olduğunu vurgulamıştır.
Nesimî:
“Biz mezheb bilmeyiz, yolumuz vardır.”
Hacı Bektaş Veli:
“Her ne arar isen kendinde ara
Kudüs’te Mekke’de Hac’da değildir.”
Harabî:
“Ben öyle mukaddes bir Kâbe’yim ki
Kâbe gelsin beni tavaf eylesin.”
Bu ifadeler Aleviliğin:
Dinî dogmalardan bağımsız,
İçsel hakikati merkeze alan,
Yol temelli bir felsefe olduğunu gösterir.
5. Tarihsel Baskılar, Takiye ve Alevi Öğretisinin Gizlenmesi
Makalenin bu bölümü tamamen senin metnini akademik dilde bütünleştirerek oluşturulmuştur:
Aleviler tarih boyunca yoğun baskı, sürgün ve kıyımlara uğramışlardır. Bu nedenle Alevi pirleri, Sırr-ı Hakikat’i doğrudan açıklamaktansa, dini motifler, menkıbeler ve takiye yoluyla öğretisini taliplere aktarmıştır. Ancak bu sembolik anlatımlar, zamanla Safevî ve Osmanlı etkisiyle Aleviliğin Sünni–Şii ritüellerle kısmen karıştırılmasına, özünün görünmez hâle gelmesine yol açmıştır.
Bugünün Aleviliği, bu tarihsel gölgeleri aşarak:
özünü açık biçimde ifade etmek,
bilimsel ve felsefi yönünü öne çıkarmak,
toplumsal korkulardan arınmak,
hakikat diline geri dönmek
zorundadır.
6. İnsan-ı Kâmil Öğretisi ve Yolun Nihai Amacı
Alevilik, ontolojik temellerini insanın özündeki hakikatin açığa çıkarılmasına bağlar. “İnsan-ı Kâmil”, insanın içsel aydınlanmasının ve etik dönüşümünün doruğudur.
Hayyam şöyle der:
“Kâfirlik, Müslümanlık neymiş…
Maksat sensin, araya dolambaçlar girmesin.”
Daimî ise hakikatin insanın kendisinde olduğunu açıklar:
“Ben insandan başka ilah arardım
Meğer ilah insan imiş bilmedim.”
Sonuç:
Alevilik, tarih boyunca yanlış sınıflandırmalar, ideolojik yönlendirmeler ve asimilasyon çabaları nedeniyle çoğu zaman din, mezhep veya tarikat kategorileri içinde ele alınmış olsa da, özünde dogmatik yapılardan özgün biçimde ayrılan, kökleri binlerce yıllık Anadolu kültürel mirasına dayanan derin bir felsefi-hakikat yoludur. Bu öğretinin kozmolojik çerçevesi, panteist–monist bir varlık anlayışı olan Vahdet-i Mevcut üzerine kuruludur. Buna göre evren, dışsal ve mutlak bir Tanrı tarafından yoktan yaratılmış bir düzen değil; dört unsurdan oluşan ezeli bir özün sürekli dönüşüm hâlindeki tezahürüdür. Alevilik, canlılığın ve insanın ortaya çıkışını da doğa yasalarıyla açıklayarak evrimsel sürekliliğe vurgu yapar; insanın doğanın bir parçası olduğunu, onun üzerinde bir ilahi müdahalenin bulunmadığını savunur. Bu ontolojik bakış, Aleviliği bilimsel düşünceye en yakın inanç-felsefe sistemlerinden biri yapar. Tarih boyunca karşılaşılan baskılar nedeniyle sembolik, dini ve efsanevi anlatılarla kendisini gizlemek zorunda kalan Alevi öğretisi, günümüzde bu tarihsel örtüleri aralayarak özüne dönme, hakikati açıkça ifade etme ve yolun rasyonel–etik doğasını görünür kılma aşamasına gelmiştir. Alevilik’te nihai amaç, insanın dışsal ibadet formlarıyla değil, içsel arınma, ahlak, adalet, eşitlik ve kendini bilme süreciyle yetkinleşmesi; yani İnsan-ı Kâmil mertebesine ulaşmasıdır. Bu nedenle Alevilik, ritüel odaklı bir ibadet sistemi değil, bireyi sürekli dönüşüm, sorgulama ve hakikat arayışı içinde tutan bir terbiye yolu, bir ahlaki eğitim sistemi ve bir varoluş felsefesidir. Sonuç olarak Alevilik, modern dünyada bilimsel düşünceyle çatışmayan, aksine onu yolun ayrılmaz bir rehberi olarak kabul eden, insana ve doğaya saygı temelinde şekillenen, özgürlükçü, hümanist ve bütünsel bir öğreti olarak değerlendirilmelidir.
“Felsefe yoldaşınız, bilim yardımcınız olsun. Aşk ile…”
sözü, Alevi öğretisinin özünü saf ve açık biçimde ifade etmektedir.
Kaynakça:
Andrews, P. (1992). Ethnic Groups in the Republic of Turkey.
Birdoğan, N. (1995). Aleviliğin Toplumsal Boyutları.
Er, A. (2006). Alevi İnanç Sisteminde Kozmoloji.
Kehl-Bodrogi, K. (1992). Syncretistic Religious Communities in Turkey.
Melikoff, I. (1998). Uyur İdik Uyardılar: Alevilik ve Bektaşilik.
Shankland, D. (2003). The Alevis in Turkey.
Alevi nefesleri: Nesimî, Harabî, Daimî, Güfrânî, Aşık Veysel, Hacı Bektaş Veli.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler