Suriye’de Alevilerin Barışçıl Direnişi, Federalizm Talebi ve Küresel Dayanışmanın Tarihsel Önemi
⌈Hasan Subaşı⌉
Suriye’de Aleviler bugün yalnızca fiziksel varlıklarını değil, aynı zamanda eşit yurttaşlık, kimlik güvenliği ve siyasal temsil haklarını savunmak için mücadele etmektedir. Bu mücadele, dar bir mezhepsel talep değil; aksine, modern siyasal düşüncenin merkezinde yer alan çoğulculuk, yerinden yönetim ve toplumsal barış ilkelerinin somut bir ifadesidir.
Alevilerin sahil kentlerinden iç bölgelere uzanan kitlesel ve barışçıl direnişi, Suriye’de uzun süredir bastırılan toplumsal taleplerin görünür hâle gelmesidir. Bu toplumsal demokratik Alevi direnişi; öz savunma iradesine, intikama değil adalet talebine, parçalanmaya değil birlikte yaşama dayanmaktadır. Tam da bu nedenle meşrudur, haklıdır ve tüm Aleviler tarafından amasız, fakatsız bir şekilde desteklenmesi gereken bir direniştir.
HTŞ’nin kurduğu siyasal düzen, halkın rızasına dayanan bir yönetim biçimi değildir. İktidarın siyasal İslam ekseninde; zor, güvenlikçi pratikler ve tekçi ideolojik dayatmalar üzerinden inşa edilmesi, Suriye’nin çok inançlı ve çok kimlikli toplumsal yapısıyla açık bir çelişki ve çatışma içindedir.
Alevilere yönelik baskılar, yalnızca bir topluluğu hedef almakla kalmamakta; Suriye’nin geleceğini tek merkezli, otoriter ve dışlayıcı bir yapıya mahkûm etmektedir. Bu bağlamda HTŞ iktidarına karşı sürdürülen toplumsal demokratik Alevi direnişi, demokratik ve laik siyasal ilkelere bağlılığın doğal bir sonucudur!
Alevilerin dile getirdiği federalizm talebi, Suriye’nin bölünmesini değil; tam tersine, zorla dayatılmış birlik anlayışının yerine gönüllü bir birlik modelini savunur. Federalizm, tarihsel olarak etnik ve mezhepsel çatışmalar yaşamış toplumlarda merkezi şiddeti azaltan, yerel iradeyi güçlendiren ve toplumsal barışı kalıcı hâle getiren bir yönetim biçimi olmuştur.
Suriye özelinde federalizm, Aleviler için bir “ayrıcalık” değil; hayatta kalmanın ve eşit yurttaşlığın güvencesi olarak görülmektedir. Bu talep, yalnızca Aleviler için değil; ülkedeki tüm topluluklar için daha adil ve sürdürülebilir bir siyasal düzenin kapısını aralayabilir.
Sessizlik baskıyı normalleştirir; dayanışma ise direnişi meşrulaştırır. Bu bağlamda bugün dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Aleviler için Suriye’de yaşananlar bir “uzak coğrafya meselesi” değildir. Bu durum, ortak hafızadan beslenen, ortak kaderle pekişen ve ortak sorumluluk yükleyen bir gerçekliktir. Küresel Alevi toplumu, Suriye’deki Alevilerin sesini büyütme, taleplerini görünür kılma ve uluslararası kamuoyunu harekete geçirme gücüne sahiptir.
Bu destek; Alevilerin bulundukları her alanda oluşturacakları toplumsal dayanışma ağları, dayanışma çalışmaları ve kitlesel eylemler yoluyla verilmelidir. Bugün Suriye’de Alevilerin barışçıl mücadelesine sahip çıkmak, yarın dünyanın herhangi bir yerinde benzer adaletsizliklerle karşılaşabilecek tüm topluluklar için de bir emsal oluşturacaktır.
Suriye’de Alevilerin mücadelesi, yalnızca bir topluluğun değil; adaletin, çoğulculuğun ve barış içinde birlikte yaşama idealinin mücadelesidir. Bu mücadeleyi savunmak, HTŞ’nin otoriter siyasal düzenini kabul etmemek ve federalizm talebini meşru bir çözüm olarak görmek, insanlık onuruna dayalı bir siyasal duruşun gereğidir.
Bugün Aleviler için konuşmak, aslında Suriye’nin geleceği için konuşmaktır. Bu gelecek, ancak Suriye’deki Alevilerin direnişi ve tüm Alevilerin dayanışmasıyla kurulabilir. Gerçek olan budur. Bu gerçeğin bilinciyle hareket ederek, Suriye’deki Alevilerin haklı ve meşru direnişine tüm gücümüzle daha fazla destek verelim!


Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler